Son depremler İzmir’de deprem mi oldu Kandilli Rasathanesi açıkladı

Son depremler İzmir’in Foça ilçesinde meydana geldi. Depremler vatandaşları korkutmaya devam ediyor. Kandilli Rasathanesi’nden son dakika depremler nerede yaşandı? İzmir kaç şiddetinde sarsıldı? Peki ölen yada yaralı var mı? Vatandaşlar İzmir’ de kaç şiddetinde deprem yaşandı kaç kişi öldü? sorularına cevap arıyor. Son deprem İzmir Foça’da can kaybı yaşandı mı? Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün merkez üssü İzmir'in Foça ilçesi olarak açıkladığı deprem saat 22.37'de gerçekleşti. Merkez üssü Ege Denizi olan depremin derinliği 17.4 kilometre, şiddeti de 3.2 olarak ölçüldü. Afet ve Acil Durum Deprem Dairesi Başkanlığı (AFAD) ise depremin büyüklüğünü 3.1 olarak duyurdu. Deprem Foça ve Aliağa ilçelerinde hissedildi. En son depremler nerede yaşandı? Son depremlerin şiddeti, derinliği ve etkileri ne yönde oldu? Türkiye’de yaşanan son deprem haberleri nelerdir? Dünyada yaşanan son depremler hangisidir? İzmir depremi son dakika bilgileri ve Kandilli Rasathanesi açıklaması haberimizde…

  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
x

Son depremler nerede yaşandı?  İzmir’de  kaç şiddetinde deprem yaşandı? sorusunun yanıtı ve yeni gelişmeleri bu haberimizde sizlere iletmeye devam ediyoruz. Alınan son bilgilere göre Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün merkez üssü İzmir'in Foça ilçesi olarak açıkladığı deprem saat 22.37'de gerçekleşti. Merkez üssü Ege Denizi olan depremin derinliği 17.4 kilometre, şiddeti de 3.2 olarak ölçüldü. Afet ve Acil Durum Deprem Dairesi Başkanlığı (AFAD) ise depremin büyüklüğünü 3.1 olarak duyurdu. Deprem Foça ve Aliağa ilçelerinde hissedildi. Vatandaşlar için korku yaratan en son depremler için nasıl önlem alınmalıdır? İşte İzmir'de ki son depremle ilişkili haberler…

 

 

 

 

DÜNYA'DAKİ SON DEPREMLER

Güney Kore'nin kıyı kenti Pohang'da yerel saatle 14.29'da bir deprem meydana geldi. Amerikan Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) verilerine göre, depremin büyüklüğü 5.4. Merkez üssü ülkenin güneydoğusundaki Pohang olan sarsıntı, 270 kilometre mesafede yer alan başkent Seul'de de hissedildi. Deprem sırasında binalar sallandı, kitaplıklar ve duvarlardaki çerçeveler düştü.  İlk gelen haberlere göre bir hasar veya can kaybı yok. Güney Kore haber ajansı Yonhap, bölgenin nükleer santrallere ve endüstriyel tesislere ev sahipliği yaptığını bildiriyor.

 

 

SON DEPREMLER İÇİN TIKLAYINIZ

 

TÜRKİYE'DEKİ SON DEPREMLER

İzmir’de 3.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün merkez üssü İzmir’in Foça ilçesi olarak açıkladığı deprem saat 22.37’de gerçekleşti. Merkez üssü Ege Denizi olan depremin derinliği 17.4 kilometre, şiddeti de 3.2 olarak ölçüldü. Afet ve Acil Durum Deprem Dairesi Başkanlığı (AFAD) ise depremin büyüklüğünü 3.1 olarak duyurdu. Deprem Foça ve Aliağa ilçelerinde hissedildi.

Amerikan Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) verilerine göre merkez üssü Irak'ın Süleymaniye kentinde Richter ölçeğine göre 7.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İlk bilgilere göre Süleymani'ye yıkıma yolaçan deprem sırasında sokaklara çıkan Iraklıların tekbir getirdikleri görüldü. Irak'ın genelinden şiddetle hissedilen deprem, Türkiye'nin de Doğu ve Güneydoğu illerinden de hissedildi. Süleymani merkezli depremle birlikte Van, Hakkari merkez ile ilçeleri Şemdinli, Yüksekova, Çukurca'nın yanısıra Şırnak, Siirt, Mardin, Batman, Diyarbakır il merkezleri ile bağlı ilçelerinde de vatandaşların bir bölümü korku ve panikle sokaklara çıktı. Depremin bu bölgelerde herhangi bir yıkıma yol açıp açmadığı ile ilgili yerel yönetimler çalışmalar başlattı.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) ise depremin merkez üssünü Süleymaniye'nin sınırında bulunan İran olarak açıkladı. Kandilli'ye göre deprem zeminden 11.7 kilometre derinlikte meydana geldi.

 

Zorunlu deprem sigortası yaptırılan konut sayısı ne kadar oldu?

Türkiye genelinde zorunlu deprem sigortasına sahip konut oranı yüzde 46’yı aşsa da sigortasız konut sayısı 9,4 milyon. Sigortalılık oranı en yüksek il ise Düzce.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) verilerine göre, 2017’nin ilk 10 ayında Türkiye genelinde zorunlu deprem sigortası yaptırılan konut sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 artarak 6 milyon 788 bin 694 oldu. Türkiye’de zorunlu deprem sigortası kapsamına giren yaklasık 17,6 milyon konut bulunurken, bu yıl ilk defa sigortalanan 557 bin 39 yeni konutla birlikte sigortalı konut oranı yüzde 46,5’e yükseldi. Toplam sigortalı konut sayısı 8 milyon 211 bin 88’e ulaşırken, 9 milyon 450 bin 602 konut hâlâ sigortasız. Online sigorta satış platformu Koalay’ın verilerine göre, internet üzerinden zorunlu deprem sigortası satın alanların yüzde 73’ü erkek. Satışlar, 10.00-12.00 ve 14.00-16.00 saatlerinde yoğunlaşırken, DASK için online satın almayı en çok tercih eden şehirler ise sırasıyla İstanbul, Bursa, Gaziantep, Konya ve Balıkesir.

 

Sigortalılık oranında Marmara Bölgesi ilk sırada

DASK’ın verileri bölgesel olarak incelendiğinde; Marmara Bölgesi yüzde 56,6’lık sigortalılık oranıyla ilk sırada yer alırken, onu yüzde 45’le Iç Anadolu, yüzde 44,6’yla Ege, yüzde 39,4’le Akdeniz, yüzde 37,9’la Karadeniz, yüzde 37,2’yle Dogu Anadolu ve yüzde 33,2’yle Güney Dogu Anadolu bölgeleri takip ediyor. En yüksek sigortalılık oranına sahip şehir yüzde 87,10 ile Düzce olurken, en düşük sigortalılık oranına sahip şehir ise yüzde 7,3 ile Şırnak.

 

DEPREM NEDİR?

Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir.

Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.

Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir.

 

DEPREM OLUŞUMU

Dünyanın oluşumundan beri, sismik yönden aktif bulunan bölgelerde depremlerin ardışıklı olarak oluştuğu ve sonucundan da milyonlarca insanın ve barınakların yok olduğu bilinmektedir.

Bilindiği gibi yurdumuz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mmal kaybına uğrayacağımız bir gerçektir.

Deprem Bölgeleri Haritası'na göre, yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98'i ve barajlarımızın %93'ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilinmektedir.

Son 58 yıl içerisinde depremlerden, 58.202 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık olarak 411.465 bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Sonuç olarak denilebilir ki, depremlerden her yıl ortalama 1.003 vatandaşımız ölmekte ve 7.094 bina yıkılmaktadır.

 

DEPREMİN OLUŞ NEDENLERİ VE TÜRLERİ NELERDİR?

Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km.kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır.Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir. Manto'nun altındaki çekirdegin Nikel-Demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir.Yerin, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Taşküre'nin altında Astenosfer denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır.Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha"lara bölünmektedir. Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe taşyuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler.

Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magmada okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay tatkürenin altında devam edip gitmektedir.

İşte yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada olan depremlerin hemen büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında dar kuşaklar üzerinde olusmaktadır.

Yukarıda, yerkabuğunu oluşturan "Levha"ların, Astenosferdeki konveksiyon akımları nedeniyle hareket halinde olduklarını ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açıldıklarını ve bu olayların meydana geldiği zonların da deprem bölgelerini oluşturduğunu söylemistik.

Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir.

Bu kurama göre, herhangibir noktada, zamana bağımlı olarak, yavaş yavaş oluşan birim deformasyon birikiminin elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere eriştiğinde, fay düzlemi boyunca var olan sürtünme kuvvetini yenerek, fay çizgisinin her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini oluşturmaktadır. Bu olay ani yer değiştirme hareketidir. Bu ani yer değiştirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin açığa çıkması, boşalması, diğer bir deyişle mekanik enerjiye dönüşmesi ile ve sonuç olarak yer katmanlarının kırılma ve yırtılma hareketi ile olmaktadır.

Aslında kayaları, önceden bir birim yerdeğiştirme birikimine uğramadan kırılmaları olanaksızdır. Bu birim yer değiştirme hareketlerini, hareketsiz görülen yerkabuğunda, üst mantoda oluşan konveksiyon akımları oluşturmakta, kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanıklılık gösterebilmekte ve sonrada kırılmaktadır. İşte bu kırılmalar sonucu depremler oluşmaktadır. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri birikmiş olan gerilmelerin ve enerjinin bir kısmı ya da tamamı giderilmiş olmaktadır. Çoğunlukla bu deprem olayı esnasında oluşan faylarda, elastik geri sekmeler (atım), fayın her iki tarafında ve ters yönde oluşmaktadırlar. Faylar genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara "Doğrultu Atımlı Fay"denir. Fayın oluşturduğu iki ayrı blokun birbirlerine göreli olarak sağa veya sola hareketlerinden de bahsedilebilinir ki bunlar sağ veya sol yönlü doğrultulu atımlı faya bir örnektir. Düsey hareketlerle meydana gelen faylara da "Egim Atımlı Fay"denir. Fayların çoğunda hem yatay, hem de düsey hareket bulunabilir.

 

DEPREM TÜRLERİ

Depremler oluş nedenlerine göre degişik türlerde olabilir. Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla birlikte az miktarda da olsa baska doğal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadır. Yukarıda anlatılan levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle "TEKTONİK" depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoğunlukla levhalar sınırlarında olusurlar.Yeryüzünde olan depremlerin %90'ı bu gruba girer. Türkiye'de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir. İkinci tip depremler "VOLKANİK" depremlerdir. Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar.Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin maydana geldiği bilinmektedir. Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve İtalya'da olusan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır.

Bir başka tip depremler de "ÇÖKÜNTÜ" depremlerdir. Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukları tavan blokunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler. Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu bilinmektedir.

Odağı deniz dibinde olan Derin Deniz Depremlerinden sonra, denizlerde kıyılara kadar oluşan ve bazen kıyılarda büyük hasarlara neden olan dalgalar oluşur ki bunlara (Tsunami) denir. Deniz depremlerinin çok görüldüğü Japonya'da Tsunami'den 1896 yılında 30.000 kisi ölmüstür.

 

 

 

 

DEPREM PARAMETRELERİ

Herhangibir deprem oluştuğunda, bu depremim tariflenmesi ve anlaşılabilmesi için "DEPREM PARAMETRELERİ" olarak tanımlanan bazı kavramlardan söz edilmektedir. Aşağıda kısaca bu parametrelerin açıklaması yapılacaktır.

 

ODAK DERİNLİĞİ

Depremde enerjinin açığa çıktığı noktanınyeryüzünden en kısa uzaklığı, depremin odak derinliği olarak adlandırılır. Depremler odak derinliklerine göre sınıflandırılabilir.Bu sınıflandırma tektonik depremler için geçerlidir.Yerin 0-60 km.derinliğinde olan depremler sığ deprem olarak nitelenir.Yerin 70-300 km.derinliklerinde olan depremler orta derinlikte olan depremlerdir.Derin depremler ise yerin 300 km.den fazla derinliğinde olan depremlerdir.Türkiye'de olan depremler genellikle sığ depremlerdir ve derinlikleri 0-60 km.arasındadır.Orta ve derin depremler daha çok bir levhanın bir diğer levhanın altına girdiği bölgelerde olur.Derin depremler çok genis alanlarda hissedilir , buna karşılık yaptıkları hasar azdır.Sığ depremler ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler.

 

EŞŞİDDET (İZOSEİT) EĞRİLERİ

Aynı şiddetle sarsılan noktaları birbirine bağlayan noktalara denir. Bunun tamamlanmasıyla eşşıddet haritası ortaya çıkar. Genelde kabul edilmiş duruma göre, eğrilerin oluşturduğu yani iki eğri arasında kalan alan, depremlerden etkilenme yönüyle, şiddet bakımından sınırlandırılmış olur. Bu nedenle depremin şiddeti eşşiddet eğrileri üzerine değil, alan içerisine yazılır.

 

ŞİDDET

Herhangi bir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle depremin şiddeti, onun yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki, depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılık dahi değişik olabilmektedir. Şiddet depremin kaynağındaki büyüklüğü hakkında doğru bilgi vermemekle beraber, deprem dolayısıyla oluşan hasarı yukarıda belirtilen etkenlere bağlı olarak yansıtır. Depremin şiddeti, depremlerin gözlenen etkileri sonucunda ve uzun yılların vermiş olduğu deneyimlere dayanılarak hazırlanmış olan "Şiddet Cetvelleri"ne göre değerlendirilmektedir. Diğer bir deyişle "Deprem Şiddet Cetvelleri" depremin etkisinde kalan canlı ve cansız herşeyin depreme gösterdiği tepkiyi değerlendirmektedir. Önceden hazırlanmış olan bu cetveller, her şiddet derecesindeki depremlerin insanlar, yapılar ve arazi üzerinde meydana getireceği etkileri belirlemektedir

 

Bir deprem oluştuğunda, bu depremin herhangibir noktadaki şiddetini belirlemek için, o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler Şiddet Cetveli'nde hangi şiddet derecesi tanımına uygunsa, depremin şiddeti, o şiddet derecesi olarak değerlendirilir. Örneğin; depremin neden olduğu etkiler, şiddet cetvelinde VIII şiddet olarak tanımlanan bulguları içeriyorsa, o deprem VIII şiddetinde bir deprem olarak tariflenir. Deprem Şiddet Cetvellerinde, şiddetler romen rakamıyla gösterilmektedir. Bugün kullanılan batlıca şiddet cetvelleri değiştirilmiş "Mercalli Cetveli (MM)" ve "Medvedev-Sponheur-Karnik (MSK)" şiddet cetvelidir. Her iki cetvelde de XII şiddet derecesini kapsamaktadır. Bu cetvellere göre,şiddeti V ve daha küçük olan depremler genellikle yapılarda hasar meydana getirmezler ve insanların depremi hissetme şekillerine göre değerlendirilirler. VI-XII arasındaki şiddetler ise, depremlerin yapılarda meydana getirdiği hasar ve arazide oluşturduğu kırılma, yarılma, heyelan gibi bulgulara dayanılarak değerlendirilmektedir.

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgür iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!
 
Naim Süleymanoğlu hayatını kaybetti

Naim Süleymanoğlu hayatını kaybetti

FETÖ firarisi Hakan Şükür’ün ABD’deki lüks yaşamı görüntülendi

FETÖ firarisi Hakan Şükür’ün ABD’deki lüks yaşamı görüntülendi