Sultanahmet'teki canlı bomba eylemine ilişkin davada 2 sanığın tahliyesine karar verildi

Sultanahmet'te çoğu Alman vatandaşı 12 kişinin öldüğü, 16 kişinin de yaralandığı canlı bomba eylemine ilişkin Suriye ve Irak vatandaşlarının da aralarında bulunduğu 7'si tutuklu 26 sanıklı davada, tutuklu sanıklardan ikisinin tahliyesine karar verildi.

  • AA
x

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki üçüncü duruşmaya yabancı uyruklu 7 tutuklu sanık katıldı.

Duruşmada tanık olarak dinlenilen Irak uyruklu Vakit Abdulkerim, sanıklardan Ayad Muneer Soud Soud'un arkadaşı olduğunu, Irak'ta ayrı iş yerleri bulunduğunu ve daha sonra DAEŞ'ten kaçarak Türkiye’ye geldiklerini belirterek, "Sanık Ayad, Hawala sistemi denilen işle uğraşmaktadır, buna ilişkin şirketi bulunmaktadır. Özellikle Türkiye'ye göç eden muhacirler, para transferlerini bu sistem aracılığıyla yapmaktadır. Diğer sistem pahalı olduğu için bu yöntem kullanılmaktadır. Sanık Ayad'ın DAEŞ örgütü ile bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum. Diğer sanıklara para gönderip göndermediği hususundan da haberim yok." dedi.

Beyanı sorulan tanıklardan Suriye uyruklu Taleb Ahmad da, sanık Ayad'ı 1.5 senedir tanığını ve DAEŞ ile bir bağlantısını görmediğini kaydetti.

Sanıklardan Ayad Munier Soud Soud'un eşi Mariam Aiman Abdulsatar da tanık olarak dinlenildi. Abdulsatar, "Eşimin DAEŞ ile kesinlikle bir alakası bulunmamaktadır. Biz Irak Bağdat’ta yaşıyorduk. 6 yıllık evliyiz. Evlenmeden önce eşim Al Rafidin televizyon kanalında çalışmıştı. Ancak bu kanal özel mi devlete mi ait bilmiyorum. Türkiye'ye yerleştikten sonra Hawala şirketi kurdu. Özellikle Irak hükümeti DAEŞ'in egemen olduğu yerlerde ve diğer ülkelerdeki memurlara maaşlarını ödemede sıkıntı yaşayınca bu havale şirketi bizim için fırsat oldu. Hükümet bizim ve bizim gibiler aracılığıyla memurların maaşını ödemektedir." şeklinde konuştu.

"Paraların örgüt yöneticisince gönderildiğine ilişkin delil yok"

Sanıklar Ayad Muneer Saud Saud ve Omar Hallum Raheem Raheem’in avukatı Burak Turak ise, tanık beyanlarına göre müvekkillerinin DAEŞ ile bir alakalarının bulunmadığının ortaya çıktığını ve sadece havale şirketi dolayısıyla suçlandıklarını öne sürerek, "Müvekkillerimin söz konusu para transferine ilişkin kayıtları ortaya çıkartılması ile sanıklar arasındaki irtibat sağlanmıştır. Gerçek durum ortaya çıkmıştır. Eğer terör örgütüne yardım etselerdi bu transferi kayıt altına almazlardı. Müvekkillerime paralar Suriye'de havale işlemleri yapan en büyük şirketlerden biri olan Fawazs Alravi'den gelmiştir. Paraların örgüt yöneticilerinden gönderildiği iddiasına ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Tahliyelerine karar verilsin." ifadesini kullandı.

Duruşmada söz alan tutuklu sanıklar ve avukatları da, tahliyelerini istedi.

Davaya ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan Ayad Muneer Saud Saud ve Omar Hallum Raheem Raheem'in tutuklu kaldıkları süre ve mevcut delil durumu gözetilerek, yurt dışına çıkış yasağı konulmak suretiyle serbest bırakılmasına hükmetti.

Diğer 5 tutuklu sanığın bu hallerinin devamı ve firari iki sanığın yakalanmasının beklenilmesine karar veren heyet, duruşmayı erteledi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, 12 Ocak 2016’da Sultanahmet meydanında bombalı saldırı eylemini gerçekleştiren Suriye uyruklu canlı bomba Nabil Fadlı'nın, 1988 yılında Suudi Arabistan'da doğduğu, Suriye'de rejim karşıtı gösterilerin başlamasından sonra bu ülkeden ailesiyle birlikte Halep'e taşındığı bilgisine yer veriliyor.

İddianamede, 13 şüphelinin, "Cebir ve s?iddet kullanarak, Tu?rkiye Cumhuriyeti Anayasasının o?ngo?rdu?g?u? du?zeni ortadan kaldırmaya veya bu du?zen yerine bas?ka bir du?zen getirmeye veya bu du?zenin fiilen uygulanmasını o?nlemeye tes?ebbu?s etme" suçundan ag?ırlas?tırılmıs? mu?ebbet hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

İddianamede, bu şüphelilerden 3'ünün ayrıca, 12 kez "terör amaçlı tasarlayarak öldürmeye yardım etme" suçundan 270 yıldan 360 yıla, 16 kez "terör amaçlı tasarlayarak öldürmeye teşebbüse yardım etme" suçundan 180 yıldan 240 yıla ve "tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el deg?is?tirmesi" suçundan da 4,5 yıldan 12 yıla kadar olmak üzere toplam 454,5 yıldan 612 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, 10 şüphelinin de benzer suçlardan 450 yıldan 600 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!