Bir dehanın kültürel dokusunun kodları

PROF. KATHARİNA MOMMSEN’İN YAZDIĞIGOETHE VE DÜNYA KÜLTÜRLERİ ADLI ESER GOETHE’NİN “KÜLTÜRLERİN DİYALOĞU” ÇERÇEVESİNDE YAPMIŞ OLDUĞU ARAŞTIRMA VE KONUŞMALARDAN DERLENMİŞ BİR ÇALIŞMA.

  • SEMİHA KAVAK
x

Alman edebiyatı denince akla ilk gelen isim Goethe’dir. Sadece yaşadığı çağa damgasını vuran bir isim değil, çağlar üstü bir dehadır Goethe. Nasıl Leonardo da Vinci, Michelangelo gibi isimler Rönesans’la bütünleşmiş isimler ise, Dante, Shakespeare ve Goethe gibi isimler de edebiyat dünyasıyla bütünleşmişlerdir. Ortaya koydukları eserlerdeki derinlik dikkate alındığında onların edebiyatçı olmanın ötesinde çok daha fazla şey ifade ettiklerini görürüz.

Prof. Dr. Katharina Mommsen çağımızda Goethe’yi en iyi anlayan isimlerin önde gelenlerinden biridir. Altmış yılı aşkın bir süredir Goethe üzerine araştırma yapan Mommsen, çeşitli yazılar, kitaplar, konferanslar, toplantılarla Goethe’nin düşünce dünyasını geniş kitlelere anlattı. Onun eserlerindeki derin izleri titizlikle takip ederek, onları bir mücevher gibi açığa çıkardı.

Goethe ve Dünya Kültürleriadlı eser Katharina Mommsen’in “Kültürlerin Diyaloğu” çerçevesinde yapmış olduğu araştırma ve konuşmalarından derlenmiş bir çalışma. Doğudan, batıya uzanan çeşitli kültürler üzerinde etkiler bırakan Goethe’nin, Doğu kültüründen oldukça etkilendiğini eserlerinden kolayca anlayabilmek mümkün. “Goethe’nin Doğu-Batı Divanı, Doğu ve Batı arasında hâlâ en güzel zihin köprüsüdür.”

Goethe’yi Batı dışındaki çeşitli kültürlere ilgi duymaya iten isimler olmuştur. Bu isimlerin başında ise Herder gelir. Zira Goethe’de olduğu gibi Herder’de de “uzak kültürlerden beslenmek suretiyle yenilenme fenomeni çok sık ve apaçık sezilmektedir. Bütün yer yuvarlağını kaplayacak kadar büyük insan sevgisine sahip olan Herder, bütün halkların sesine kulak vermeyi, onların farklılıklarına sevinmeyi ve bu halkların tümüne saygı göstermeyi öğretmişti. Prensip olarak beşerî her kültürün bir onuru olduğu kanaatini genç Goethe, ona borçludur.”

“Öncelikle Goethe’nin Doğu karşısındaki pozisyonunu, önemli ölçüde tüm imkân ve sınırlamalarıyla kendi çağının hâkim görüşleri belirlemiştir. Daha genç bir delikanlıyken o Şark tarihine ilgi duyuyordu; fakat sadece İncil’e inanan halkların tarihine ve İbranilerin patriarkal dünyalarına yönelikti bu ilgi. Fakat sonra Goethe’de bilhassa İslâm’a ve onun Peygamberi Hz. Muhammed’e karşı hususi bir ilgi uyandı.”

GOETHE’NİN KUR’AN’LA TANIŞIKLIĞI

Goethe’yi İslam’la buluşturduğu belirtilen Herder ile arasında geçen bir konuşmada Goethe; Herder’e “Öyle hikmetli ve güzel sözler kullanıyorsunuz ki kaynağını merak ediyorum” diye sorar. Herder Goethe’ye gülümseyerek; “Bu sözlerin kaynağını gerçekten merak ediyor musunuz?” der. Goethe; “Evet, beni size bağlayan bu hikmetli sözlerin kaynağıdır.” deyince, Herder; “İşte benim hikmetli sözler kaynağım” diyerek, ona Arapça yazılı bir kitap gösterir. Herder; ”Eğer Alman milletinin böyle bir kaynak kitabı olsaydı, kimbilir ne büyük edipler ve şairler yetiştirir, başka dillerin tesirinde kalmazdık. Ayrıca birçoğumuz soyunu unutup yolunu şaşırmazdı” diyerek fikrini ve Kur’an’ın yaşam için, edebiyat için önemini vurgular. Herder, bu kitabı Kant’ın sohbetlerine devam ederken tanıdığını, eğer büyük bir şair ve edebiyatçı olmak istiyorsa bu kitabı okumasını önemle söyler. Herder’in bahsettiği kitap ‘Kuran-ı Kerim’dir.

Goethe Kuran-ı Kerim’i ve Kuran tefsirini okuyacağına söz verir, daha sonra bu kitabı tefsiri ile okuduğunu Wetzlar’da hukuk stajı yaparken rehberi Johann Gottfried Herder’e yazdığı bir mektubunda şöyle dile getirir: “Musa’nın Kur’an’da dua ettiği gibi dua etmek istiyorum: Tanrım, göğsüme ferahlık ver. Bu surette Goethe, 20.sure olan Tâha Sûresi’ni iktibas ediyor.”

Goethe’nin Doğu-Batı Divanı’nda en dikkat çeken satırlar, hiç kuşku yok ki onun İslamiyet’e, Kur’ân’a ve Hz. Peygamber’e bakış açısını yansıtan satırlarıdır. Ömrünün son dönemlerinde İslam’a ilgisini daha da artıran Goethe’nin Müslüman olup olmadığıyla ilgili çeşitli rivayetler ileri sürülmektedir. Ancak bu konuda kesin olan gerçek Goethe’nin İslam’ı hak din, onun Peygamberini de peygamber olarak kabul ettiğidir.

IŞIĞINI DOĞUDAN ALAN ŞAİR

Goethe’nin hemen her edebi, sanatsal eserinde Doğu’nun izleri açıkça görülür. Meşhur eseri Doğu-Batı Divanı’nda sadece Hz. Muhammed, İslam dini ve Müslümanlar hakkındaki görüşlerini dile getirip, Kur’an-ı Kerim’den de alıntılar yapmamıştır. O aynı zamanda İslam dünyasının önemli isimlerinden de Divan’ında alıntılar yapmış, onların söylediklerine şiirleriyle zenginlik kazandırmıştır. Goethe, esasında Hafız Şîrâzî’nin Divan’ından etkilendiği içindir ki Doğu Batı Divanı’nı kaleme almıştır. On iki bölümden oluşan eserinde Hâfız dışında Ebussuud, Ferîdüddin Attâr, Mevlana, Firdevsî, Enverî gibi Doğu alimlerinden övgüyle bahsetmiş ve alıntılar yapmıştır.

Bu incelemede Bağdat’ın Goethe’nin gözünde ayrı bir yeri vardır. Weimar’da yazdığı “Âşıka Bağdat sorulmaz” mısraı da bu ilgiye hemen dikkat çekmektedir.” Goethe’nin Bağdat’a duyduğu özel alaka daha gençliğinde, Halife Harun el-Reşid’in şehrinde geçen 1001 Gece Hikâyeleri sayesinde uyanmıştır.”

Goethe’nin Bağdat ilgisi sadece Doğu-Batı Divanı’na yansımaz. Faust’ta da Bağdat’tan 1001 Gece Masalları’ndan ilhamlar aldığı görülür. Faust trajedisinin ikinci bölümünde Doğu’nun ünlü masal anlatıcısı Şehrazad’ın büyüleyici fantezilerinden esinlemeler yer almaktadır. “Goethe, yaratıcı olduğu dönemin hiçbir yerinde Faust’un ikinci bölümünde olduğu kadar Şark’a has hikâyelerin tesiriyle serbest hayal gücünü bu kadar kullanmamıştır. Şahısların şaşırtıcı biçimde meydana çıkmaları ve sonra sahneden ayrılmaları, olayların birbiri içine örülmesi Goethe’nin tercihen 1001 Gece’den aldığı Şehrazad uygulamalarına aittir.”

Goethe eserleriyle yalnızca Doğu’yu Batı’ya taşımamış, Doğu’nun derinliklerini Batı’nın özlü düşünceleriyle harmanlayarak tüm dünyaya sunmuştur. O nedenle bugün Çin’den, Afrika’ya, Kafkasya’dan Güney Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyaya kültürleri taşımıştır. Goethe ve Dünya Kültürleri adlı eser, onun düşünce dünyasının enginliğini özgün bir düşünürden dinlemenin farklılığını hissettiriyor. Bu önemli eseri akıcı bir dille okuyucularla buluşturan Senail Özkan’ın belirttiği gibi, “Goethe’nin tefekkür mabedinin ortasında durup eserini temaşa eden bir kişizadenin bu muhteşem binanın mimarını merak etmemesi mümkün değildir.”

Goethe ve Dünya Kültürleri

Katharina Mommsen
Ötüken Yayınları

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!