Ninemden bana benden kızıma miras

Bitki bilimi ve güzellik uzmanı Suna Dumankaya, doğanın iyileştirici gücüne inananlardan... Bütün bildiklerini ‘Lokman Hatun’ diye tanınan anneannesinden öğrenmiş. Şimdi o da tüm bilgisini kızına aktarıyor.

  • Işıl Açıkkar
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
x

O, Türkiye’nin ilk lokman hatununun torunu Suna Dumankaya... Kadınlara dünyanın parasını harcamadan da evde güzelleşebileceklerini anlatıyor yıllardır. Sahip olduğu servet değerindeki bilgileri, saklamıyor paylaşıyor. Ninesinden öğrendiklerinin üzerine eklemiş, araştırmış ve markasını oluşturmuş. Ninesi onu nasıl yetiştirdiyse şimdi o da kızı Handan’ı yetiştiriyor. İşte Dumankaya’nın hayatı ve cilt bakımı için bize verdiği özel tüyolar...

- Kimdir bu bitkilerin sihirbazı kadın? Nereden gelmiş bu beceri?

Anneannem Türkiye’nin ilk lokman hekimidir. Onun babaannesi ile birlikte altı yedi nesil bitkilerle uğraşan bir aileyiz. Anneannemin babaannesi seferberlik zamanında hastane olmadığından, Ermeni hastaneleri varmış. Ona ‘patriye’ derlermiş. O patriye hastanelerinde anneannemin ninesi hastalara yardım edermiş, doktorlar sadece kininle tedavi edermiş. Kinin dedikleri aspirin gibi her tedavide kullanılırmış. Ama askerlerin koluna ve bacağına kurşun gelince ya keserlermiş, ya da kangren olur ölürmüş. Ninemin ninesi, sakın kesmeyin ben iyileştireceğim dermiş. Doğadan topladığı şifalı otlarla o askerleri iyileştirirmiş.

Anneannem Atatürk’e bile hizmet etti

- Hangi yıllara denk geliyor?

Anneannemin ninesi 1800’lü yılların sonu... Anneannem ise Seferberlik yılları ve Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda bu ilimle uğraşmış diyebilirim. Atatürk halk evlerini gezdiği bir gün, anneanneme “Fatma Hanım bir mebus eşi olarak şu paltoyu bir giy, başını ört, çık kadınların önüne, örnek ol” demiş... Anneannem utana sıkıla “ama paşam nasıl olur” diye çekinmiş. Bilirsiniz o dönem kadınların yeni yeni ön plana çıktığı, bir çoğunun çarşaflı olduğu dönemler... Büyük ninem çıkıyor meydana. Ama o zamanlar bir kadının bir erkekle fotoğraf çektirmesi ayıpmış. Dedemden çekinmiş ve Atatürk’le fotoğraf çektirmemiş. Atatürk’ün öksürdüğünü görünce paşa konuşmasını yapana kadar bir macun hazırlayıp getirmiş ve “Paşam, çok öksürüyorsun, bunu sabah akşam ye ki iyi olasın” demiş. Sonrasında da paşa anneanneme bu sebeple minnet duymuş.

- Peki siz nerede doğdunuz, nasıl başladınız?

Ben Van’da üç katlı bir konakta doğmuşum. Anadolu’yu çok gezmişler. Son durak Van’da kalmışlar. Bizim ev hastane gibi çalışıyormuş. Gelen giden bitmezmiş...

- Anneannenizden başka evde bu işle uğraşan var mıydı?

Babam tüccardı... Anneannemin ninesi ona bir vasiyette bulunmuş ve demiş ki; “Bu ilim bana büyüklerimden geldi, bu ilim Allah ilmidir, bildiğini paylaş, yardım et ama para alma.” İran Şahı Süreyya kaçarak nineme gelip “ne olur bana yardım et, çocuğum olsun” diye yardım istemiş. Böyle çok büyük anılarımız var ve inşallah bir kitap haline gelecek.

- İlk nasıl öğretti?

“Git şunu al getir” derdi, getirirdim. “Döv havanda” derdi, döverdim, kaynat derse de kaynatırdım. Ninem laboratuvarda çalışır gibi titizdi. Bende öyleyim... Okuldan gelir ona yardım ederdim. Ninem 110 yaşına kadar yaşadı ve ona ‘İmmi’ derdi. Arapça ‘İmmi’ anne demek.

- Arap kökenlisiniz...

Evet... İmmi ne yapalım, bir hasta geldi baş edemiyoruz dediklerinde, İmmi çok basit bir öneri verirdi ve hasta iyileşirdi. Bu yüzden nineme çok güvenirlerdi ve saygı duyarlardı.

- Türkiye’nin ilk lokman hatunu diye bahsediliyor değil mi?

Evet nineme ilk lokman hatun derler...

- Ninenizden öğrendiklerinizi, bugünün şartlarında uygulamanız nasıl oldu?

1975 senesinde geldim İstanbul’a. Ben insanlara hep, gel saçını yapayım, cildine bakayım derdim. Ninem, ablalarım doğum yapınca doğum lekelerini yok ederdi.

- Eşinizle nerede tanıştınız?

Van’da evlendik ve İstanbul’a yerleştik. Arkadaşlarımızla birbirimize makyaj yapardık. 80’li yıllarda ihtilal olunca işlerimiz bozuldu ve çok sevdiğim bir güzellik salonu sahibi ablamız benimle çalışır mısın dedi. Eşim ilk başlarda karşı çıktı ama sonrasında kabul etti. Böylece başladı hikaye. Profesyonel olarak 1984’te başladım. 

- Markanızın oluşum sürecinden biraz bahseder misiniz?

Formüllerimi geliştirdik. Üç yıl ürünlerimizi nasıl daha doğal hale getirebiliriz diye uğraştık. Beni üniversiteye çağırdıkları zaman, dalga geçiyorlar diye düşündüm, inanamadım. Sonra gitmedim, tekrar aradılar “Bizi ciddiye almadınız mı?” dediler. Üniversiteye gittiğimde bir baktım benim için ambalajlar hazırlamışlar “Bu formülleri deneyelim” dediler. Bende de bir heves oluştu o zaman. Girdim laboratuvara ve benim hayalimdi bu. Kader, kısmet, nasip neyse o oluyor.

Erkekler kadınlardan daha bakımlı

- Erkekler nasıl yaklaşıyor sizin önerilerinize?

Erkekler şu dönemde, kadınlardan daha bakımlı. Çok meraklılar. Bana çok ünlü isimler geliyor, popüler olan insanlar. Yüzüm niye kırıştı, ben ne yapabilirim diye geliyorlar. Bende ayda bir cilt bakımı ve bazı kremler öneriyorum. Erkekler doğal şeyleri yapmayı sevmiyor. Vakitleri yok. Ama bizim hanımlara haftada bir televizyon programında anlatıyorum. Kırışıklığa, saça ne iyi geliyor diye anlatıyorum. Şimdi yeni bir kitabım çıkıyor, bitmek üzere...

- Ortanca çocuğunuz Handan sizinle beraber... Hep ilgili miydi bu işle? 

Allah nasip ederse benden sonra o yapacak bu işleri...Üniversitede biyoloji okusun diye istiyorum. Bu işi daha ilerletmek için bu gerekli...  Çünkü dünya doğal ürünlere dönüyor. Ama yüzde yüz doğal ürünleri rafta tutamazsınız. O yüzden özellikle söylüyorum, herkes doğal diye satıyor ama doğal değil bunu lütfen anlayın. Eskiden yerli malı haftası vardı, bizde öyle bir şey yaptık.. Yerli ürünler yaptık...

Paris’ten bize Yves Saint Laurent’e çalışan isimlerden biri geldi... “Suna ben bu kadar kaliteli malzemeli Yves Saint Laurent’e bile çalışmadım. Senin ürünlerinin kıymetini hangi Türk biliyor” dedi. Gerçi şükürler olsun herkes öğrenmeye başladı...

- Peki kızınız Handan istedi mi, yoksa anne mesleği diye mi kabul etti?

Onu hiç zorlamadım. Meslek lisesini bitirdi. Ünlü annelerin kızları biraz ikinci planda kalıyor. Kızım benden daha yetenekli, daha sabırlı ve daha emin adımlarla iş yapıyor. Ben 40 yıldır çalışıyorum, yorgunum ama işimi severek yapıyorum. Her gelen kişi benim için yeni bir heyecan demek. Ona nasıl yardımcı olabilirim diye düşünürüm. Ama Handan biraz geri planda kaldı gibi... Artık istiyorum onun ön plana çıkmasını. Son yapacağım kitapta şöyle olacak; Ninemden bana, benden kızıma...

İnsanın huyu yüzüne yansır

- Kozmetik sektörü de çok gelişti. Çare kozmetik ürünlerinde mi doğada mı?

İşin sırrı gerçekten de doğada. Hiçbir kutudaki ilaç mucize değil. Temiz bir cilt için 14-15 yaşlarında da bakım yapılmaya başlanmalı. Bir kadın 40 yaşına kadar agresifse çizgileri sertleşiyor. Daha yumuşak huyluysa bakımla daha güzel bir cilt oluyor.

- Huy yüze yansır diyorsunuz yani.

 Evet. Sevgi ve aşkla yaşamak lazım.

- En çok hangi şikayetle geliyorlar. Sadece kadınlar değil, erkekler de geliyor değil mi?

Erkekler çok kendine bakıyor artık. Hiçkimse yaşlanmak istemiyor. Medikal bakımlar var tabi botoks gibi... Bunların sonu yok. En güzel şey doğal bakım. Bir kadın ayda bir cilt bakımını yapacak. Bir temizleme, bir de gece gündüz kremi kullanacak. Kendine ve etrafına saygısı olacak, o zaman zaten güzel olur.

- Dışarıda bakım yapmaya imkanı olmayanlar, evde kendi imkanlarıyla nasıl yapacak?

Çok kolay mutfağınızdaki malzemelerle bunları yapabilirsiniz. Temizlemem sütü mü istiyorsunuz; salatalığı rendeleyin, suyunu çıkarın, birazcık süt, bir tatlı kaşığı badem yağı koyun, biraz lavanta koyun ya da sevdiğiniz bir koku koyun al sana temizleme sütü. Demlediğiniz çay mesela... Papatya çayı, tonik zaten. Kullandığın bütün bitkilerle tonik yapabilirsin. Bal, cildin çok mu kuru , bir çay kaşığı tuzsuz tereyağı, bir çay kaşığı bal ile karıştır. Bütün yüzüne sür kuruluğunu alsın. Çünkü A vitamin, B vitamin var içerisinde... Yağ ile karıştığında cildi nemlendiriyor... Benden önce bu işleri yapan var mıydı bilmiyorum. Benimde tesadüfen gelişti bu hikayem...

BİTKİSEL MASKE ÖNERİLERİ

Suna Dumankaya, formüllerinden bazılarını Star okurları için paylaştı...

YIPRANMIŞ SAÇA MASKE

- 2 çorba kaşığı yoğurt

- 2 çorba kaşığı bal

- 2 çorba kaşığı zeytin yağı

- 2 bıldırcın yumurtası

- Tüm malzemeleri karıştırın, boya sürer gibi saç diplerine sürün ve sürme işlemi bittikten sonra saç diplerine masaj yapın, en az iki saat  streç film ve sıcak havlu sararak bekletin. Daha sonra bol suyla durulayın. Bu maskeyi haftada bir gün uyguladığınızda saçlarınız ışıl ışıl parlayacak...

CİLDE DOĞAL BOTOKS ETKİSİ MASKE

-  Yarım nar  taneleri n 1 tatlı kaşığı bal n 1 tatlı kaşığı yaş maya

-  Alabildiği kadar yulaf unu

-  Narları ezerek bal, yaşmaya ve krem kıvamına getirecek kadar yulaf ununu ekleyin. Temiz cildinize sürün, 20 dakika bekledikten sonra hafif hafif ovarak cildinizden çıkarın. Bol suyla durulayın ve nemlendirin.

RENK BOZUKLUĞU İÇİN MASKE

-  1 olgun armut 

-  1 çorba kaşığı krem peynir

-  1 tatlı kaşığı bal bir çorba kaşığı pirinç unu 

-  Tüm malzemeleri karıştırın ve temiz cilde yayın. 20 dakika bekledikten sonra hafifçe yüzünüzü ovarak cildinizden çıkarın, önce ılık sonra soğuk suyla yıkayın ve bolca cildinizi nemlendirin.

ÇİLLERE DOĞAL ÇÖZÜM

-  1 patlıcan

-   1 su bardağı süt

-  Bir su bardağı sütün içinde patlıcanı dilimleyerek pişirin ve bir gece dinlendirin, Süzerek cam kavanozda muhafaza edin, sabah akşam çillerinize tonik gibi kullanın. Patlıcan alerjisi olanlar kullanmasın.

CİLDİ AYDINLATAN MASKE

-  2 adet çilek n 1/2 elma

-  1/2 armut n 1/2 salatalık

-  1/2 limon n 1 çay kaşığı karbonat n Alabildiği kadar pirinç unu.

-  Çilekleri ezin, armut, salatalık ve limonun suyunu çıkarın, bir çay kaşığı karbonat ekleyin ve krem kıvamına gelinceye kadar prinç ununu ekleyerek karıştırın. Temiz cildinize yayın, 20 dakika bekletin ve yıkayın, sonrasında cildinizi günlük nemlendiricinizle nemlendirin.

CİLT LEKELERİNE İÇTEN ÇÖZÜM

-  1 demet taze nane

-  1 kg limon

-  1 litre su 

-  Kaynatılıp her gün tok karnına içilecek.

KURUYAN CİLDE NEMLENDİRİCİ MASKE

- 1 kahve fincanı yaban mersini

-  Frenk üzümü

-  2 çorba kaşığı süzme yoğurt

-  1 çay kaşığı hindistan ceviz yağı

-  Yaban mersini ve frenk üzümünü bir çatal yardımıyla ezin ve diğer malzemeleri ekleyin. Krem kıvamında olunca temiz cildinize yayın, 20 dakika bekletin ve ılık suyla yıkayın. Bu maskeyi haftada bir gün akşamları yapabilirsiniz.

 

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgür iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!
 
Yoğun bakımdaki İrem Derici'den ilk görüntü

Yoğun bakımdaki İrem Derici'den ilk görüntü

En Çok Okunanlar