Başbakan Yıldırım: Eski Türkiye senaryoları artık çöpe atılmıştır

AK Parti Grup Toplantısı'nda konuşan Başbakan Yıldırım, 'Türkiye artık denetlenen bir ülke olmaktan kurtulmuş denetleyen ülke sınıfına girmiştir. Üzerinde ekonomik yaptırımlar uygulanan eski Türkiye senaryoları artık çöpe atılmıştır' dedi.

  • AA
x

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, "Üzerinde ekonomik yaptırımlarla oyun oynanan eski Türkiye senaryoları artık tarihin çöplüğüne atılmıştır. Ama unumuzu eleyip, eleğimizi astık, saymıyoruz. Küresel piyasalardaki hareketler ve kurlardaki oynaklık konusunda tedbirliyiz, dikkatliyiz." dedi.

Yıldırım, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Günü değerlendirmenin en sağlıklı yolunun geçmişten ders almak olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu günden bu yana, dünyadaki savaşlar, darbeler ve bölgedeki ateş çemberleriyle birçok sınamadan geçtiğini ifade etti.

Bu durumun, bedelini milletin ödeyeceği ekonomik buhranları da beraberinde getirdiğini anlatan Yıldırım, Anadolu halkının İkinci Dünya Savaşı'nın sancılarını, karne ile ekmek alarak ödediğini kaydetti.

Türkiye'nin 1960 darbesinin hemen arasından IMF ile anlaşmak zorunda kaldığını anımsatan Başbakan Yıldırım, her askeri darbe sonrası kişi başına düşen milli gelirin süratle erdiğini vurguladı.
 

 

 

Başbakan Binali Yıldırım, "1961 yılında IMF ile yapılan ilk anlaşma, Türkiye'nin yarım asır boyunca sırtında taşıdığı bir yük olmuştur. Ta ki AK Parti iktidarı gelmiş ve IMF'yi evine, geriye göndermiştir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde ortaya konan güven ve istikrarla beraber, 14 Mayıs 2013'te IMF'ye olan son borcun ödendiğini anımsatan Yıldırım, böylece Türkiye'nin denetlenen ülke olmaktan çıkarak, denetleyen ülke sınıfına geçtiğini belirtti.

Başbakan Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti: "Üzerinde ekonomik yaptırımlarla oyun oynanan eski Türkiye senaryoları artık tarihin çöplüğüne atılmıştır. Ama unumuzu eleyip, eleğimizi astık, saymıyoruz. Küresel piyasalardaki hareketler ve kurlardaki oynaklık konusunda tedbirliyiz, dikkatliyiz. Unutmayalım ki bugünlerde piyasada yaşanan olaylar sadece Türkiye'ye has bir durum değildir. Geçen hafta Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda dünyada ve Türkiye'deki piyasalardaki bu durumun değerlendirmesini enine boyuna müzakere ettik, konuştuk. Küresel piyasalardaki dalgalanmaları şüphesiz diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'yi de olumsuz etkiledi. Bu bir gerçek. Özellikle Amerika'daki başkanlık seçimi sonrası ortaya çıkan durum, izlenecek politikalar, piyasalar için bir gösterge oldu. Bir tedirginlik nedeni oldu."

Suriye ve Irak'ta devlet otoritesinin bulunmadığını, terör örgütlerinin cirit attığını kaydeden Yıldırım, oralarda da milli güvenlik için yoğun bir mücadele içinde olduklarını belirtti.
 

 

 

 

- "Vatandaşlarımızın desteğiyle üstesinden geleceğiz"

Güneydoğu'da, sınır ötesi operasyonlarda PKK ve türevi terör örgütleriyle amansız mücadelelerinin sürdüğünü aktaran Başbakan Yıldırım, "FETÖ denen uluslararası destekli ihanet şebekesiyle de aynı kararlılıkla mücadeleyi sürdürüyoruz. Bütün bu terör örgütlerine, elinde emzikli masum bebek muamelesi yapan dost bildiğimiz ülkelerle de diplomatik zeminde gerekli mücadeleyi veriyoruz." ifadesini kullandı.

2008 yılı ekonomik krizi, 2013 yılı Gezi Olayları, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz ihanet girişimini yaşayan ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çeken Yıldırım, dövizin o dönemlerde de yükseldiğini, mali disiplini ve serinkanlılığı koruyarak, milletin de desteği ile o sıkıntılı günlerin atlatıldığını bildirdi.

Başbakan Yıldırım, "Bugün de vatandaşlarımızın desteği ile bu durumun üstesinden geleceğiz." diye konuştu.
 

 

 

 

Yıldırım, yaptığı konuşmada, "Kriz diyoruz, dalgalanma diyoruz, daha bugün açıklandı, 8.5 milyon vatandaşımız, 78 milyar lira müracaat etti, devlete olan borcunu ödemek için, 78 milyar Maliye Bakanlığına. Yetmedi, 1 milyon 316 bin vatandaşımız da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına müracaat ederek, 34 milyar 254 milyonluk borcunu yeniden yapılandırmak istedi." ifadesini kullandı.

İkisinin toplandığı zaman 112 milyarla, vatandaşın, "Kriz mi var? Al sana para" dediğini aktaran Başbakan Yıldırım, "112 milyar lirayı devlete ödemek için kuyruğa girdi, kuyruğa. Böyle bir milletin evlatlarından bahsediyoruz. Terör olur, 15 temmuz olur parasını bozdurur hem alçakların darbesini sona erdirir, hem de ekonomimizi yoluna koyar. İşte şimdi kriz tellallarının ortalıkta kol gezdiği bir esnada Türkiye Cumhuriyeti bütçesinin 5'te biri kadar parayı devletin kasasına yatırmak için 10 milyon vatandaşımız sıraya giriyor. Böyle ülkeyi nerede bulacaksınız, böyle milleti nerede bulacaksınız siz?" diye konuştu.

- "Bunların adı felaket tellalları korosu"

Bütün bunlar olurken bazılarının sazı eline alarak, "Dolar şöyle çıktı, dolar böyle indi" şeklinde felaket türküleri söylediğine işaret eden Yıldırım, "O felaket türkülerini söyleyenleri sizler bilirsiniz, bunların adı, felaket tellalları korusu. Bu koro, Sayın Cumhurbaşkanımız 2008 yılında, 'küresel kriz bizi teğet geçecek' dediğinde de sazlarını alıp meydanlara inmişti. Şimdi de yine sahne alıp bir şeyler tıngırdatıyorlar. Biz karınca gibi çalışıp, kışın çetin şartlarına hazırlanıyoruz. Bunlar ise ağustos böceği gibi durmadan şarkı türkü... AK Parti'nin farkı bu. Millet kimi dinleyeceğini biliyor, bu millet kime inanacağını biliyor, o devirler geçti." değerlendirmesinde bulundu.
 

 

 

 

Başbakan Binali Yıldırım, kendisini dinleyenlerin, "Bu millet seninle gurur duyuyor" şeklindeki sloganı üzerine, "Biz sizinle gurur duyuyoruz, artık eski Türkiye yok, Türkiyenin ekonomisi güçlü temelleri sağlam." yanıtını verdi.

Ekonominin gücünü daha da artıracak reformlara kararlılıkla devam ettiklerini vurgulayan Yıldırım, reel sektörü desteklemeyi sürdürdüklerini bildirdi.

- "Yaz çıkıyorsa bahtımıza"

Merkez Bankası'nın fiyat istikrarı için elindeki araçları kullandığına işaret eden Yıldırım, şunları söyledi: "Ekonomik kriz var, kriz geliyor, dalgalanmalar var' diyoruz' değil mi? Merkez Bankası'nın bu söylentilere rağmen, net döviz rezervlerinde herhangi bir azalma söz konusu değil. Planlarımızı, proaktif yaklaşımla en kötü senaryoya göre yaptık. Biz ekonomik tedbirlerde işimizi kış tutuyoruz, yaz çıkıyorsa bahtımıza. AK Parti'nin prensibi budur."

Hükümet olarak belli başlı tedbirleri, önemli uygulamaları devreye aldıklarına dikkati çeken Yıldırım, ekonomik reformlar, yatırım teşvikleri, cazibe merkezlerinin oluşturulması, vergi barışı, SGK barışı gibi düzenlemeleri yaparak, TBMM'den geçirdiklerini, şimdi de uygulamasına başladıklarını kaydetti.

Cazibe merkezleriyle ilgili Bakanlar Kurulu kararının imzaya açıldığını anlatan Yıldırım, vergi, prim borcu ve diğer cezaların tamamının vatandaşla devletin sulh olması, el sıkışılması için önemli bir uygulamayı hayata geçirdiklerini anımsattı.

Başbakan Yıldırım neler yapacaklarına dair şu bilgileri verdi: "Merkez Bankası bazı tedbirler aldı. Bu tedbirlerden bir tanesi şu, ihracatçılarımız bir mal satmak için Merkez Bankası'ndan döviz alıyorlar, borçlanıyorlar, satışlarını yaptıktan sonra da dönüp borçlarını ödüyorlar. Döviz aldığınız borcu Merkez Bankası diyor ki Türk lirası olarak bana ödeyebilirsiniz. Döviz al, işini gör, satışını yap, paranı aldıktan sonra bir daha gidip döviz olarak ödeme. Tekrar o dövizi kullan. Çünkü Merkez Bankasının amacı piyasanın ihtiyacı olan her türlü parayı, yerli parayı, yabancı parayı vermektir. Bu büyük bir kolaylık. Böylece 2 milyar dolar kısa vadede piyasada kalması için önemli bir katkı.

Bununla da kalmadık, hükümet olarak da biz önemli bir karar aldık. Devletin alacaklı olduğu kurumlar, kişiler var. Bunlarla yapılan sözleşmeler döviz üzerine. Bunun da miktarı kısa vadede 5 milyar dolar. Şimdi dedik ki vatandaş bize niye piyasadan gidip de döviz alıp da ödesin. Onlara da dedik buyurun siz de Türk parasıyla ödeyin. Böylece piyasaya 5 milyar dolar daha fazla kaynak, sıcak para bırakmış oluyoruz. Bu aynı zamanda da milli paramızın güçlü kalmasına da katkı sağlayacak. Bundan sonra yapılacak sözleşmeler, tabi devletinkini bahsediyoruz, vatandaşın kendi arasındaki sözleşmelere biz karışmayız, bizim yapacağımız sözleşmelerde de mecbur kalmadıkça yabancı parayla sözleşme yapmayacağız. Türk lirası üzerinden sözleşme yapacağız."

Başbakan Yıldırım, ekonomide atılan bu adımlarda bir noktaya dikkati çekerek, "Devletin yapacağı ödemelerinde bir değişiklik söz konusu değil. Döviz borcu varsa içeriye, dışarıya onu döviz olarak ödemeye devam edecek. Yani devlet yapacağı ödemelerini arslanlar gibi yapacak. Bunu yapmaya gücü de var, imkanı da var." dedi.

- "Türkiye ekonomisini çökertmek için bütün gayretlerini gösteriyorlar"

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarının, "Sermayeye kısıtlama olacak" diye dedikodu yaydıklarını aktaran Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti: "Bunlar alçak. Bunlar, 15 Temmuz'da, 17/25 Aralık'ta yapamadıklarını akılları sıra dış ülkelerde Türkiye ekonomisini çökertmek için bütün gayretlerini gösteriyorlar. Benim Müslüman analarımın, bacılarımın, kardeşlerimin, dedelerimin himmet paraları avuç avuç lobi şirketlerine Türkiye'yi kötülemek için aktarılıyor. Milletim bunu bilsin. Sizin halisane duygularla verelim, dinimizi, diyanetimizi öğretsinler, bayrağımızı dalgalandırsınlar, dünyanın herbir yerinde adımız, şanımız yürüsün diye verdiğiniz o el emeği, alnınızın teriyle helalinden kazandığınız o paraları şimdi orada, burada seçim kampanyalarına, Türkiye aleyhine lobi şirketlerine oluk oluk aktarıyorlar. Unutmayın hazırın ahırı tez gelir, bir daha himmeti bu milletten himmet değil, zırnık bile alamayacaksınız. Bu milletten değil size himmet, zırnık bile yok zırnık. İstiyorlar ki Türkiye bir ekonomik belirsizliğe, bir karamsarlığa girsin. Siz, bu milleti, 15 Temmuz gecesi tanklarla, toplarla yıldıramamışsınız, üç beş kuruş para hesabıyla mı yıldıracaksınız? Yeni Türkiye'nin kapısında son kullanma tarihi geçmiş ekonomik kriz senaristleri, cebinde 1 dolarla gezen ihanet aktörleri hiç boşuna beklemesin."

Yıldırım, yaptığı konuşmada, partililerin "Fetullah gelecek, hesap verecek." tezahuratlarına "Gelecek, hesabını da verecek, hiç merak etmeyin." diye karşılık verdi.

Türkiye'nin kıskacına düştüğü IMF'den, yarım asır sonra AK Parti iktidarında kurtulduğunu belirten Yıldırım, dövizde yaşanan artışın Türkiye'ye özgü olmadığını, ABD'deki seçimlerin ardından dünyada bir faiz artırımı beklentisi başladığını ve bunun etkisiyle para birimlerinin dolar karşısında değer kaybettiğini anlattı.

Bütün para birimlerinin 8 Kasım'dan bugüne kadar yüzde 10 ile yüzde 3 arasında değer kaybına uğradığına dikkati çeken Yıldırım, şöyle devam etti: "Bütün ülkeler, istisnası yok bir tek İngiltere... İngiltere'de önce değer kaybetti. Mesela Brezilya ve Kolombiya yüzde 8 değer kaybetti, Japon yeni değer kaybetti. Elle gelen düğün bayram. Hala birileri çıkmış, bunun üzerinden siyasi prim yapmaya çalışıyor. Anamuhalefetin ekonomi kurmayları felaket tellallığı yapmayı, döviz üzerinden siyasi rant kazanmayı bir kenara bıraksın, verilere baksınlar, dünyaya baksınlar. Dünyada ne oluyor, ne bitiyor bunları görsünler.

Bugün olan bitenler büyük ölçüde dünyada olan küresel bir olaydır. Türkiye'deki de bunun bir yansımasıdır. Türkiye maliyesi, sağlam temellere dayanıyor. Bankacılık sektörümüz Avrupa'daki oranların daha üzerinde. Sermaye yeterlilik katsayıları Maastricht kriterlerinin çok çok üzerinde, yüzde 15'ler seviyesinde. Reel ekonomiye baktığımızda yatırımcıların Türkiye'den ayrılmasını gerektirecek hiçbir veri, hiçbir gösterge yok."

-"Ar-Ge ve teknoloji alt yapısını güçlendireceğiz olacağız"

Başbakan Yıldırım, yerli ve uluslararası yatırımcının işini kolaylaştırmaya, yatırım ortamını iyileştirmeye gayret ettiklerini vurgulayarak, Ekonomi Bakanlığı tarafından yeni bir anlayışla hazırlanan proje bazlı teşvik sisteminin de yürürlüğe girdiğini bildirdi.

Türkiye için katma değeri yüksek, stratejik önem arz eden projeler ve teknolojik dönüşüm sağlayacak yatırımların özel teşvikle destekleneceğini vurgulayan Yıldırım, "Ben bunu ısmarlama elbiseye benzetiyorum. Bir konfeksiyon usulü destekleme var, herkese yapılan destek; bir de özellik arz eden, Türkiye'ye farklılık sağlayacak yatırımlara olan destekler var. Bu sistemle sanayimizin uluslararası rekabet gücü daha da artacak. Ülkemizin Ar-Ge ve teknoloji alt yapısını güçlendirmiş olacağız." diye konuştu.

Yıldırım, vergi barışıyla ilgili çalışmaların tamamlandığını, SSK ve Maliye Bakanlığının 112 milyarlık talep topladığına değinerek, borcunu yeniden yapılandıran vatandaşların, esnafın, yatırımcıların bundan sonra devletle kavgalı olmadan işine gücüne bakacağını ifade etti.

2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesinin bittiğini hatırlatan Yıldırım, bakanlıkların, kurumların bütçelerini aslanlar gibi anlattığını, savunduğunu, milletvekillerinin önerilerine, tenkitlerine cevap verdiklerine işaret etti.

Binali Yıldırım, bütçenin 5-16 Aralık'ta TBMM Genel Kurulunda görüşüleceğini belirterek, şöyle dedi: "5 Aralık, 16 Aralık arası Genel Kurul oldukça renkli geçecek. Vatandaşlarımız burayı izlesinler. Kimin ne söylediğini, kimin ne yaptığını görme fırsatı olacak. İnsanı, insana hizmeti hedefleyen, önceleyen bir bütçeyle milletimizin 2017'de de karşısında olacağız."

Bütçede bu sene de en büyük payı 122 milyar lira ile eğitime, sonra da 107 milyar lira ile sağlığa ayırdıklarının altını çizen Yıldırım, 2017 yılı bütçesinde yatırımların yüzde 30 artırıldığını, 2017 yılında 70 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yapılacağını anlattı.

Yıldırım, yatırım ve teşvik düzenlemelerini birer birer hayata geçirdiklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Yabancı yatırımcıların ülkemizden oturum alması, Türk vatandaşı olması için Yüce Meclis bir düzenleme yaptı. Uluslararası İş Gücü Kanununda değişiklik yaptık. Bu kanunda belirtilen şartları taşıyan yatırımcılar ülkemizde vatandaşlık alabilecekler. Bunun şartları ne? Belirli bir miktarda yatırım yapmak, belirli sayıda insan çalıştırmak veya gayrimenkul almak veya belirli bir miktarda parayı Türkiye'ye getirmek gibi şartlar var. Başka ülkelerde de benzer uygulamalar var. Yatırım yapanın her zaman yanındayız."

Yıldırım, dün gerçekleştirilen Bakanlar Kurulunda turizm ile ilgili kararlar aldıklarını söyledi. Bu yıl yaşanan olaylar nedeniyle turizmde istenen potansiyelin yakalanamadığını dile getiren Yıldırım, şöyle konuştu: "Bir yandan Rusya ile ilişkilerimizin bozulması, diğer yandan 15 Temmuz darbe girişimi turizmde beklediğimiz sonucu vermedi. 2017'de turizmdeki kayıplarımızı telafi etmek amacıyla Türkiye'ye turist getirenler için, seyahat acentalarına yakıt desteği meselesini görüştük. Buna göre belirli merkezlerimize Antalya, Muğla, İzmir, Kütahya, Trabzon, Denizli, Isparta, Eskişehir havalimanlarına tarifeli ya da tarifesiz seferlerle 1 Ocak-31 Aralık 2017 tarihleri arasında, yani 2017 yılı boyunca dışarıdan turist getiren A grubu seyahat acentalarına uçak başı 6 bin dolar destek vereceğiz. Eğer uçak 200 yolcu üzerinde bir kapasiteye sahipse bu 200 yolcu kapasiteli uçak da en az 150 yolcuyla geliyorsa bu destek yüzde 30 daha artırılacak, yani 7 bin 800 dolara çıkacak."

Esnaf ve sanatkarlara verilen desteklerin de devam edeceğinin altını çizen Yıldırım, 30 Temmuz 2016 tarihi itibariyle 417 bin 996 KOBİ'nin 19,5 milyar lira kredi kullandığını belirtti. Yıldırım, Türkiye'de ekonomik krizden bahsedenlerin rakamlara bakmasını istedi.

Ürün İhtisas Borsasının bu ay içinde kurulacağını aktaran Yıldırım, çiftçilerin alın terinin karşılığını alacağını bildirdi.

Grup toplantısına katılanların kentlerine davet ettiği Yıldırım, "Merak etmeyin, hepinize geleceğiz. Herkesi ziyaret edeceğim. Sizde bu sevgi olduktan sonra, sizde bu samimiyet olduktan sonra gece demeyiz, gündüz demeyiz yollara düşleriz evelallah." ifadesini kullandı.

"Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganlarının atılması üzerine Yıldırım, "Hiç merak etmeyin, ay yıldızlı bayrağa göz koyanın gözünü oyarım." dedi.

-Ticari işlemlerde taşınır rehni

Yıldırım, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanununa değinerek, Meclise ve grubuna teşekkür etti. Kanun hakkında bilgi veren Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu: "Eskiden teminatlar gayrimenkullerdi, arabalardı ama şimdi taşınır rehni diye bir kanun çıktı. Yani elinizde yaptığınız işle ilgili ne varsa onları da teminat olarak gösterebileceksiniz. Diyelim ki elinizde torna tezgahınız var, bilgisayarınız var, hayvancılıkla uğraşıyorsunuz, hayvanlarınız var, bunları teminat göstererek, işletmenizin ihtiyacı olan krediyi alacaksınız. Bu uygulama da 1 Ocak 2017'de yürürlüğe girecek. Böylece ticari işlemlerde taşınır rehni, finansmana erişimi daha kolay hale getirecektir. Bu ne demektir? Daha fazla üretim, fazla yatarım. İhtiyacımız olan yatırım, üretim, istihdam. Ekonomimizin özeti budur. Yatıracağız, fabrika kuracağız, üreteceğiz, insanlarımıza iş bulacağız. Bütün derdimiz bu."

- "Darbelerin bedelini ödüyoruz"

Küresel dalgalanmalara rağmen Türkiye'nin büyümeye devam ettiğine dikkati çeken Yıldırım, "Bu yılki büyümeden memnun değiliz. Türkiye bu büyümelere alışık değil. Ama maalesef darbeler olunca bunun bir bedeli oluyor. Bu bedeli ödüyoruz ancak bunun 2017 sarkmaması için gerekli tedbirleri alıyoruz. Allah'a şükür yılın son çeyreğinde tekrar canlanma başladı." diye konuştu.

Konut kredilerindeki faizin indirilmesiyle konut satışlarının 2016 ekim ayında bir önceki ekim ayına göre yüzde 25 arttığını söyleyen Yıldırım, ekim ayında 130 bin 274 konutun satıldığını aktardı. Araba alımları için de mart ayına gün verildiğini belirten Başbakan Binali Yıldırım, "Hani nerede ekonomik krizler, nasıl oluyor? Bunlar ekonominin ne durumda olduğunu gösteren önemli göstergelerdir." ifadesini kullandı.

"Kasım ayında ekonomik güven endeksi yüzümüzü güldürdü. Endeks kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 7.5 arttı. Ne demek? Millet ekonomiye güveniyor demek." diyen Yıldırım, bu yaygaralar ve fırtınaların milletin nazarında hiçbir kıymetinin olmadığını söyledi.

Yıldırım, geçici dalgalanmalar olsa dahi Türk ekonomisine ve lirasına güvenin, uzun vadede daha çok kazandıracağını vurguladı.

Türkiye'nin yerli ve uluslararası yatırımcılar için hala en büyük fırsatları veren ülke olduğunu ve böyle olmaya da devam edeceğini aktaran Yıldırım, "Bugün çok şükür, verdiği bütün sözleri yerine getiren, alnı açık, başı dik iktidar vardır, AK Parti iktidarı." ifadesini kullandı.

Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Geçen gün AB toplandı, kendileri gelin güvey oldular; 'Türkiye ile müzakereler askıya alınsın mı alınmasın mı?' diye oylama yaptılar. İki tarafın da yararına olmayacak anlamsız, ciddiyetsiz, gereksiz bir iş. Buradan bütün muhataplara açık bir şekilde söylüyorum: Türkiye-AB gerginliğinden her iki taraf da kaybeder ama kim daha çok kaybeder derseniz, şüphesiz AB daha çok kaybeder. Yine insanlık bizde kalsın, söylemiş olalım.

Biz dayanağı millet olan bir siyasi anlayıştan geliyoruz. AB şunu bilsin; Türkiye ile iyi ilişkiler sürdürmek, AB'nin gelecekteki güvenliği açısından bir mecburiyettir. Ortadoğu'daki kaosun doğrudan Avrupa'ya sirayet etmemesinin, göç dalgasının Avrupa'ya vurmamasının tek nedeni Türkiye'nin varlığıdır, göçmenler için yaptığıdır. Aynı ciddiyeti, aynı iyi niyetli yaklaşımı da Avrupalı dostlarımızdan bekliyoruz."

Gündemin yoğun olduğunu anımsatan Yıldırım, "Yorulmak, durmak yok, yola devam." dedi.

- "İhracatçılara desteğe devam edilecek"

Önceki grup toplantısından sonra birçok programa katıldığını, ülkeye katma değer sağlayacak ihracatçılarla buluştuklarını, 28 sektörde faaliyet gösteren ihracatçıların dertlerini dinlediklerini belirten Yıldırım, şöyle devam etti: "Türkiye'nin Başbakanı olarak buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum: İhracatçılarımıza 2017'de, geçen yıl yaptığı ihracatın üzerine çıkacak daha fazla ihracat için, her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. İhracatınızı yüzde 10 artırıyorsanız ilave destek alacaksınız. Yeter ki çantanızı alın, dünya kazan, siz kepçe dolaşın. Ne kadar çok satarsanız o kadar teşvik. Çünkü, Türkiye cari açık veriyor, cari açığı kapatmanın yolu; sattıklarımızın miktarını artırmak, satın aldıklarımızın miktarını artırmamak.

Eğer bir şey ülkemizde yapılıyorsa onu dışarıdan almanın bir manası yok. Aldığımız malzeme ülkemize katma değer sağlıyorsa, istihdama katkı sağlıyorsa ve ihracatımızı artırmaya katkı sağlıyorsa şüphesiz bunu alacağız. Türkiye kapalı bir ekonomi değil. Türkiye ekonomisi dünyaya açıktır, bütün sektörlerde rekabet gücü olan bir ülkedir. Ekonomimize de yatırımcımızın rekabet gücüne de sonuna kadar güveniyoruz. Daha çok teknoloji üreten, araştırma geliştirme çalışmalarıyla öne çıkan, katma değeri yüksek ürün arzı konusunda, modern ülke olmak için gerekli hamleleri başlattık. Parola belli; 'güçlü Türkiye, üreten Türkiye', 'işimiz hizmet gücümüz millet'."

- "Türkiye'nin fotoğrafını çekiyoruz"

Başbakan Yıldırım, geçen günlerde, çok önemsediği AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 113.sünü gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Toplantıda, 81 ilden gelen partili arkadaşlarıyla Türkiye'nin fotoğrafını çektiklerini ve üzerinde değerlendirmeler yaptıklarını, meseleler üzerinde kalıcı çözümler ürettiklerini anlatan Yıldırım, "Edirne'den Kars'a, bölge insanının sorununu ve beklentilerini bilerek, hassasiyetleri gözeterek bizzat ilgileniyoruz." diye konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım, geçen hafta itibarıyla, Güneydoğu'da çukur siyasetinden arta kalan yerleşim bölgelerindeki imar çalışmalarının hızlandığını ifade etti.

Güvenlik güçlerinin bölgeyi tamamen temizlediğini, ilgili bakanlıkların gerekli tespitleri yaptığını belirten Yıldırım, "Kolları sıvadık, kullanılmaz hale gelen altyapı, kanalizasyon sistemini tamamen yeniliyoruz. Yıkılan evlerin daha güzelini, iyisini yapmaya başladık. Bir yılda 36 bin tane yapıp, vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Bu konutlar tamamlanınca terörden doğan mağduriyet sona ermiş olacak. İşte AK Parti bu, hizmet bu, millet sevdası bu." değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, Türkiye'nin AK Parti ile yaşadığı en büyük devrimlerden birinin sağlık alanında olduğunu söyledi.

Gelişen sağlık hizmetleriyle Türkiye'nin dünya standartlarının üzerine çıktığını ifade eden Yıldırım, "ABD bile sağlık sistemiyle ilgili reformunu 10 yıl içerisinde yapamamıştır. 22 bin aile hekimiyle 14 yılda faaliyete geçirdiğimiz bin 900 birinci kademe sağlık merkezimizle ve kapasitesini iki kata çıkardığımız sağlık personel kadromuzla hizmet için alın teri dökmeye devam ediyoruz." diye konuştu.

Hastane önündeki utanç kuyruklarının AK Parti ile tarihe karıştığını vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti: "Türkiye'nin başını önüne eğdiren bir mahcubiyet, başarıya dönüştürülerek bir destan yazılmıştır. Şehir hastaneleri birçok hastanenin, sosyal alanların, konaklama ve yaşam alanlarının bir arada olduğu bir şehir niteliğindedir. Türkiye çapında 30 tanesinin yapımına başladık. Toplam yatak kapasitesi 45 bini buluyor. Yatırım tutarı 100 milyon lira. Kimin için yapıyoruz? Bu millet için yapıyoruz. Milletin bize yaptıklarının yanında bunların adı mı olur? Esamesi okunmaz. Şimdi Mersin ve Yozgat hazır. Daha sonra Ankara, daha sonra diğer şehirlerimiz devreye girecek ve sağlıkta ikinci dönüşümü de başarmış olacağız. Hayırlı uğurlu olsun."

- Anayasa çalışmaları

Başbakan Binali Yıldırım, anayasa çalışmaları konusunun hemen hemen olgunlaştığını dile getirerek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile bir araya geleceklerini ve bu değişikliğe son şeklini vereceklerini söyledi.

Bahçeli'nin bu konuda başından beri yapıcı bir tutum izlediğini vurgulayan Yıldırım, "Ülkenin geleceği için, ülkenin menfaati için Sayın Bahçeli'nin bu olumlu ve yapıcı tutumundan dolayı teşekkür ediyorum. Son görüşmemizi yaptıktan sonra bu değişikliği Meclis Başkanlığına AK Parti'nin teklifi olarak sunucağız. MHP de arzu ederse birlikte sunarız. Bizim hiçbir gizli saklı işimiz yok. Bu çalışmaları istediği takdirde CHP ile de paylaşır, anayasa çalışmaları için onlarla da her türlü zeminde konuyu değerlendirebiliriz. Kapımız sonuna kadar açık." diye konuştu.

Yıldırım, kendi ellerinde üzüm, karşı tarafta da sopanın olmayacağını belirterek, şöyle konuştu: "Darbe artığı bir Anayasa artık milletin ihtiyacına cevap vermediği gibi Türkiye'ye de yakışmıyor. O Anayasaya sırtını dayamış hiçbir siyasi mekanizma milletin lehine bir iş yapamaz. Türkiye'nin yeni anayasaya, yeni vizyona ihtiyacı olduğu aşikar. Bizim rejim değiştirmek gibi bir niyetimiz yok. Ey Kılıçdaroğlu, Türkiye rejimini 1923'te seçti, 'Cumhuriyet' dedi ve yoluna devam etti. Hala ne rejim tartışmasından bahsediyorsun. Sayın Kılıçdaroğlu boş durmamış Türk Dil Kurumu sözlüğünü eline almış ve Binali Yıldırım'a kolaylık olsun diye rejimin ne anlama geldiğini incelemiş. Sağolsun yüksek sesle de bunu okumuş. Kendisine buradan bu sevimli girişimi için teşekkür ediyorum.

Sayın Kılıçdaroğlu, millet 14 yıldır o kitapta yazan adalet, kalkınma, büyüme, istikrar gibi kelimeleri hakkıyla temsil ettiği için AK Parti'ye tek başına iktidar mührünü verdi, size de sözlüğü verdi. Sizin arkadaşlarınız HDP ile nümayiş içinde kol kola mitingler yaparken AK Parti milletin beklentileri için gece gündüz demeden çalışıyor. Parti Meclisi 10 saat toplantı yapıyor. Çıkan karar, 70'li yılların modası geçmiş sözleri; 'direneceğiz'. Kardeşim sen zaten Mecliste değil misin? Millet en üst noktada temsil makamına sizi göndermedi mi? Milli iradenin tecelli ettiği bu çatı altında başka nerede daha iyi savunacaksın fikirlerini? Ama dert başka. Türkiye siyaseti bu tarihi döneme girerken tercihini doğru yapmalıdır. Sırtını millete mi yaslayacaksın yoksa terör örgütlerine yaslayanlarla birlikte mi olacaksın? Önemli soru budur. Ana muhalefet partisinin bundan sonra vereceği karar budur. Bu anayasa çalışmaları bizim değil, milletin talebidir. Bu talebe sırt çevirenler, sözlük mözlük işleriyle uğraşanlar, kendilerine oy veren insanların değişim talebine kulaklarını tıkamış demektir."

- "Türkiye'nin etkin garantörlüğü bu anlaşmanın olmazsa olmazdır"

Yürütülen Kıbrıs müzakerelerine de değinen Yıldırım, Türkiye'nin garantör ülke olarak tutumunun çok açık ve net olduğunu söyledi.

Yıllardan beri adada devam eden haksızlığın son bulmasını istediklerinin altını çizen Yıldırım, KKTC'ye uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasının önemli olduğunu söyledi.

Dönüşümlü başkanlığı esas alan adil bir çözümü herkesten fazla Türkiye'nin istediğini belirten Yıldırım, "Ama karşı taraf üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmedi. Çözüm ne olursa olsun bizim için önemli olan Kıbrıslı kardeşlerimizin 60'lı yıllarda, 70'li yıllarda karşılaştıkları felaketle yüz yüze gelmemeleri. Bu nedenle de Türkiye'nin etkin garantörlüğü bu anlaşmanın olmazsa olmazdır." dedi.

- "Terörle mücadelede en ufak gevşeme söz konusu değildir"

Başbakan Yıldırım, terörle mücadelede en ufak bir gevşemenin söz konusu olmadığını söyledi.

Sınırın hemen ötesindeki YPG, PYD, DEAŞ gibi terör örgütleriyle topyekun mücadeleyi sürdürürken, içeride ve dışarıda eli 15 Temmuz şehitlerinin kanına bulaşmış FETÖ'nün üzerine de kararlılıkla gittiklerini ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti: "Devletin tüm iyi niyet çabalarına rağmen silah bırakmayan, bölge insanından destek görmedikçe daha çok teröre başvuran PKK'ya bu topraklarda hayat yok. Bunu herkes bilmelidir. Dünyanın çeşitli yerlerinde Türkiye'nin kararlı duruşunu desteklemek için insanlar akın akın sokağa iniyor, terörü lanetliyor. Bundan büyük mutluluk duyuyoruz. Bir yandan terör örgütüyle bağlantılı belediyeleri bu hain yapıların elinden alıp asıl sahibine, millete iade ediyor, bir yandan da milletten aldığı yetkiyi terör merkezlerinde kullananları yargı önüne çıkarıyoruz. Lamı cimi yok. Kim eli kanlı terör örgütlerini millete tercih ederse bunun bedelini en ağır şekilde öder. Bu mücadele devam ederken adalet terazisine bir sarraf titizliğiyle dikkat ediyoruz. Bu mücadelemizi fırsat bilip bize demokrasi dersi vermek isteyenler, durumdan vazife çıkaranlar da hiç yorulmasın, zahmet etmesin."

AB'nin resmi bir anket sonucuna da değinen Yıldırım, AB vatandaşlarının yüzde 59'unun AB'nin kendilerini temsil etmediğini, seslerini duymadığını söylediğini belirtti.

Avrupalı ve Amerikalı yetkililere terörle mücadele konusunda iadeler ve mahkeme kararlarını sorduklarında, bunun yargıyı ilgilendirdiğini, yargının işine karışmadıklarını belirttiklerini anlatan Yıldırım, "Sana gelince yargı bağımsız, yargının işine karışmıyorsun; bize gelince halkına ihanet etmiş FETÖ teröristleri, PKK'lı teröristleri 'gözaltına bile alınmamalı, yargılanmamalı, hesap vermemeli' diye telkinde bulunuyorsun. Kimse kusura bakmasın, nasıl bağımsız yargınıza karışmıyorsanız biz de aynı şekilde bağımsız yargımıza karışmıyoruz. Bu kadar basit."

Yıldırım, 15 Temmuz'daki darbe girişiminin başka ülkelerde değil, Türkiye'nin topraklarında olduğunu, milyona aşkın mültecinin de Avrupalıların ülkelerine değil, Türkiye'ye geldiğini söyledi.

Mardin'in Derik Kaymakamı Muhammet Fatih Safitürk'ün görevi başında şehit edilmesini hatırlatan Yıldırım, "Gencecik bir kaymakam makamında şehit edildi. Biz isterdik ki CHP'li kardeşlerimiz o kaymakamın ailesine de ziyarete gitsin. Onlar Mardin'e gideceğine Sakarya'ya gitsin. Görevi başında şehit olan Muhammet Fatih Safitürk kardeşimin o muhterem babasına, Asım amcaya da ziyarete gitsin. Vatanseverlik böyle olur. Vatanseverlik milletin yanında olmakla olur; teröre cesaret vermek vatanseverlik değildir." diye konuştu.

Yıldırım, terörden en fazla canı yanan ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: "(Daha fazla canımız yanmasın) diye gerekli adımları da atmaktan asla geri durmayacağız. Fırat Kalkanı Harekatı'nda 3 ayı geride bıraktık. DEAŞ terör örgütüne çok büyük darbe vurduk. Güney sınırlarımızın emniyeti, DEAŞ unsurlarının ülkemize olan saldırılarının önlenmesi, terörist geçişlerinin durdurulması için bu harekat devam edecek. Sınırlarımız içinde veya dışında ülkemizi tehdit edecek terör örgütlerine göz yummamızı hiç kimse beklemesin. Suriye'nin toprak bütünlüğü konusunda bilgi kirliliğiyle siyaset mühendisliği yapanlar, boşuna ellerini ovuşturmasın. Halep'e yürümek, Halep'i almak gibi planlardan bahsediyorlar. Bizim dediğimiz şudur: Halep'te, Telafer'de, Sincar'da Irak güvenlik güçleri dışında başka unsurların, 'DEAŞ'tan temizlemek amacıyla' kullanılması, orada çok büyük insanlık dramına sebep olacak, büyük göçler olacak, büyük katliamlar olacak. Buna meydan verilmesin. Bizim dediğimiz budur. Telafer için hassasiyetimiz bu yüzdendir, Musul için hassasiyetimiz bu yüzdendir."

Türkiye'nin, Suriye'de devletin boşluğunu dolduran terör örgütlerine karşı sınırlarını korumasının en doğal hakkı olduğuna değinen Yıldırım, bu harekat sırasında bölücü terör karşısında, 15 Temmuz demokrasi hareketinde darbeyi bastırma uğruna hayatını kaybeden askerlere, güvenlik güçlerine, vatandaşlara Allah'tan rahmet diledi.

Yıldırım, hiçbir şehidin kanının yerde kalmayacağını, çocuklarını boynunu bükük bırakmayacaklarını dile getirerek, tüm hainlerin yaptıklarının hesabını tek tek vereceğini kaydetti.

Abdurrahim Karakoç'un "Allah bir, vatan bir, bayrak bir beden. Yanlış yola sapmayalım bilmeden, doğu, batı diye ayırmak neden? Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz. Yırtılıp atılmaz tarih sepete, birlik oldu camide ve cephede, Kore' de, Kıbrıs' ta, Kocatepe' de. Kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz. Kalacak adımız, kaldığı gibi, aleme velvele saldığı gibi, tıpkı Sakarya'da olduğu gibi. Kardeşiz, tek vucut, tek bir milletiz." dizelerini okuyan Yıldırım, Türkiye'nin büyük bir devlet olduğunu belirtti.

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye'nin, Rusya, Çin ve Orta Asya devletlerinin birlikte oluşturduğu Şanghay beşlisinde enerji konusunda, enerji kulübünün başkanlığını üstlendiğini belirterek, "Yani, birliğin üyesi olmadan ilk defa Türkiye, önümüzdeki dönem için birliğin başkanlığını üstlendi." dedi.

Yıldırım, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın'ın katıldığı, Kamboçya'daki Asya Parlamenterler Asamblesinin 9. Genel Kurulunda, Türkiye'nin Dönem Başkanlığına seçildiğini söyledi.

Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: "Bazı liderler vardır ki iyisiyle kötüsüyle tarihe derin izler bırakır, bu gök kubbenin altından ebediyete intikal eder. 20. yüzyılın en önemli siyasi aktörlerinden biri de bu anlamda Fidel Castro'dur. İzlediği yol, belki benimsediğimiz dünya görüşünden farklı olsa da bağımsızlık şiarıyla ulusu için mücadele eden bir liderdir. Castro'nun ölümü vesilesiyle, Küba halkına ve Devlet Başkanı Raul Castro'ya Türk milleti adına taziyelerimizi iletiyoruz. Kolombiya'da düşen ve insanların hayatını kaybettiği uçak kazası nedeniyle de Kolombiya Devleti'nin acılarını paylaşıyoruz."

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!