Başbakan Yıldırım: Hava Kuvvetlerimiz Musul operasyonunda yerini aldı

Başbakan Binali Yıldırım, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği, 'Operasyonda da olacağız masada da olacağız.' sözünün arkasındayız. İşte şu anda operasyonda ön saflarda olanlar, bizim Başika'da eğittiğimiz milislerdir. Ninova Mücahitleridir. Peşmergelerle birlikte operasyona katılmışlardır. Ayrıca koalisyon güçleri içerisinde havadan müdahalede bizim Hava Kuvvetlerimiz de yer almıştır. 'Musul'da Türkiye'nin işi yok.' diyenler, cevabını almıştır.' dedi.

  • AA
x

Yıldırım, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin güvenliği ve huzuru için yurt içi ve yurt dışında barış ve kardeşlik mücadelesi veren güvenlik güçlerini selamlayarak, "Unutmayın millet sizinle beraberdir. Allah yar ve yardımcınız olsun." diye konuştu.

Bugün Azerbaycan'ın bağımsızlık günü olduğunu anımsatan Yıldırım, "Merhum Azerbaycan Cumhurbaşkanı cenap Haydar Aliyev'in dediği gibi tek millet, iki devletiz. Can Azerbaycanlı kardeşlerimize buradan 79 milyon Türk milletinin selamlarını, sevgilerini iletiyor, Azerbaycan'ın azadlık gününü kutluyoruz." ifadelerini kullandı.

Bugünün Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'in de ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlatan Yıldırım, İzzetbegoviç'e tekrar Allah'tan rahmet diledi.

 

Yıldırım, geçen bir hafta içerisinde yurtdışında gelen ziyaretçilerle temaslarda bulunduklarını, AK Parti milletvekilleriyle istişare toplantılarını gerçekleştirdiklerini anlatarak, "78 ilimizden bütün milletvekillerimizle bir araya geldik. 15 Temmuz sonrası yaşanan olaylar ve terörle mücadele konularını, ekonomiyle ilgili konuları, memleket meselelerini ele aldık. İllerimizde devam eden yatırım ve hizmetleri görüştük. Vatandaşlarımızdan gelen talep, öneri ve şikayetleri değerlendirme fırsatı bulduk." dedi.

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nın 112'ncisini de geçen hafta gerçekleştirdiklerini belirten Yıldırım, bu hafta sonu da Afyonkarahisar'da geleneksel istişare toplantısının yapılacağını kaydetti. Yıldırım, "AK Parti olarak kurulduğumuz ilk günden bugüne değişmez prensibimiz, istişareyi kurumsallaştırmaktır. Partimizin en güçlü yanı beraber düşünmek, beraber karar almak, siyasetimizi bu istişareler sonuncunda ortaya çıkan ortak akılla belirlemektir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Konya ve Trabzon'da, kendisinin de İzmir'de vatandaşlarla bir araya geldiğini, toplu açılış törenlerine katıldıklarını anımsatan Yıldırım, bu üç şehirde açılışı yapılan eserlerin Türkiye'ye ve millete hayırlı olmasını diledi.

 

Yıldırım, geçen hafta kadın çiftçilerle bir araya geldiklerini, Dünya Kadın Çiftçiler Günü etkinliklerini gerçekleştirdiklerini, milli tarım projesini İzmir'den vatandaşlara duyurduklarını dile getirerek, İstanbul'da 55 İslam ülkesinden gelen sendika, federasyon ve konfederasyon heyetlerini kabul ettiklerini söyledi. Yıldırım, bu toplantıda muhataplarına 15 Temmuz darbe girişiminin ve FETÖ'nün ülkelerinde nasıl algılandığını, bu örgütün faaliyetlerinin Türkiye'ye ve diğer ülkelere zarar verdiğini bütün yönleriye konuşma fırsatı bulduklarını anlattı.

İstanbul Ümraniye'de İstanbul Finans Merkezinin temelini de geçen hafta attıklarını belirten Yıldırım, İstanbul Finans Merkezi fikrinin 2009 yılında o zaman Başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından gündeme getirildiğini hatırlattı.

Proje'nin gelir paylaşımı esasına göre, kamu kaynağı kullanılmadan yapılacağını ve yaklaşık 20 milyar liralık bir yatırım gerçekleşeceğini kaydeden Yıldırım, merkez tamamlandığında adeta orta ölçekli bir şehir haline geleceğini, 50 bin çalışan, 30 bin ziyaretçi toplam 80 bin kişinin her gün orada iş, aş sahibi olacağını anlattı.

Başbakan Yıldırım, dünyada finans konusunda terör örgütleri, terör kaynaklı paralar bahane edilerek bazı ülkelere yönelik ciddi kısıtlamalara gidildiğine dikkati çekerek, son olarak ABD Kongresi'nin Suudi Arabistan hakkında aldığı kararı hatırlattı. Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Suudi Arabistan hakkında alınan bu karar esas itibariyle tamamen bir hukuk faciasıdır. Neden? 11 Eylül olaylarını gerçekleştiren teröristlerin hesabını Suudi Arabistan'dan sormak ve orada hayatını kaybedenlerin tazminatlarını Suudi Arabistan'dan tazmin etmek gibi bir hukuki süreç başlattı. Bu ne anlama geliyor? Amerika diyor ki 'senin paralarına el koyacağım, buna bir kılıf hazırlıyorum'. Doğrudan da el koyabilir ama bu çok kaba bir şey olur. 'Ben bir hukuki altyapı hazırlayayım ona göre el koyayım'. Böyle bir şey ne evrensel hukuka ne de insanlığa sığan bir iştir. Eğer böyle bir süreç başlarsa her ülke bir başka ülke hakkında hesap sormaya kalkar ve dünyanın zaten düzeni gittikçe bozuluyor, daha büyük tehditler, tehlikeler kaçınılmaz hale gelir. Bu haksız, yersiz bir karardır ve bu kararın ne kadar yanlış olduğunu en önce Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bütün dünyaya açıkça beyan etmiştir."

İstanbul Finans Merkezi'nin dünyada, yatırımcı ve girişimciye her türlü yatırım için hizmet edecek en önemli merkezlerden biri olacağını belirten Yıldırım, "Biz dostlarımıza buradan çağrı yapıyoruz, uzun vadeli geleceğe, bölgeye yatırım yapma planlarınız varsa İstanbul Finans Merkezi sizin için en güvenli limandır." diye konuştu.

Suriye'nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı Harekatı'nın 56 gündür sürdüğüne işaret eden Yıldırım, harekatın başlangıcından bu yana bin 250 kilometrekarelik alanın güvenli hale getirildiğini, terör örgütü DEAŞ ve YPG unsularından temizlendiğini vurguladı.

Cerablus ve civarında yaşayan köylülerin, bölgeye gelerek tekrar yerleşmeye başladığını aktaran Başbakan Yıldırım, "Önce Cerablus'u ardından Rai ve nihayet Dabık'ı da DEAŞ örgütünden temizledik. Böylece üzerine efsaneler uydurulan Dabık da güvenli bir yer haline geldi. Dabık'ta kontrolün sağlanmasıyla birlikte büyük ölçüde DEAŞ teröristleri tarafından ülkemize, Kilis'e yönelik roket saldırılar önlenmiş oldu. Büyük ölçüde önledik ama başka silahlar ele geçirirlerse daha uzun menzilli, o da ayrıca bir tehdit olmaya devam eder. Ama ellerindeki mevcut silahlarla atacakları füzeler menzilin dışında kalmış oldu." ifadelerini kullandı.

"Hiç kimsenin iznine, icazetine ihtiyacımız yok"

Türkiye'nin amacının, bölgede barışı, güvenliği ve istikrarı sağlamak olduğunun altını çizen Yıldırım, "Bunun dışında hiçbir amacımız, hiçbir hedefimiz yok. Herkes şunu bilsin ki Türkiye'ye, ülkemize yönelik her türlü tehdide karşı gerekeni anında, gözümüzü kırpmadan yaparız. Bunun için de hiç kimsenin iznine, icazetine ihtiyacımız yok. Türkiye, hudutlarının güvenliğini her şart altında korumaya devam edecek." dedi.

Musul'da uzun süredir konuşulan operasyonun başladığına işaret eden Binali Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Olan biteni yakından takip ediyoruz. Her gelişmeye uygun planlarımız, hesaplarımız yapılmıştır. Hazırlıklarımız tamamlanmıştır. Türkiye'nin aleyhine herhangi bir durum ortaya çıkarsa gereken adım anında atılacak, misliyle karşılık verilecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği, 'Operasyon da olacağız, masada da olacağız.' sözünün arkasındayız. İşte şu anda operasyonda ön saflarda olanlar, bizim Başika'da eğittiğimiz milislerdir, Ninova mücahitleridir. Peşmergelerle birlikte operasyona katılmışlardır. Ayrıca koalisyon güçleri içerisinde havadan müdahalede bizim Hava Kuvvetlerimiz de yer almıştır. 'Musul'da Türkiye'nin işi yok.' diyenler cevabını almıştır."

"Sınırlarımızın hemen dibinde bir oldubittiye asla müsaade etmeyiz"

ABD'nin 2003 yılında Irak'a girdiğini, Saddam'ı devirdiğini ve Irak'ta yeni bir dönem başlattığını hatırlatan Yıldırım, "Baştan itibaren hem Amerika'ya hem Birleşmiş Milletler'e, Avrupa Birliği'ne bölgenin hassasiyetini sürekli anlattık. Etnik hassasiyeti konusunu sürekli işledik. Terör örgütleri konusunda uyarılarımızı yaptık. İnanın bütün uyarılarımız da ne yazık ki dikkate alınmadı. Sonunda haklı çıktık. Özellikle DEAŞ terör örgütünün, bu müdahaleden sonra ortaya çıktığını bugün bütün dünya biliyor. Eğer uyarılar o günler dikkate alınmış olsaydı, Irak'ta milyonlarca masum insan hayatını kaybetmeyecek, Irak bugünkü gibi istikrarsız, terör örgütlerinin cirit attığı bir ülke olmayacaktı." diye konuştu.

Bugün Irak'ın yaklaşık yarısının PKK, YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin kontrolüne geçtiğini, diğer yarısının da uluslararası güç sayesinde korunduğunu vurgulayan Yıldırım, "Bunu görmeyenler, ülkelerini teröre teslim edenler, terör karşısında diz çökenler, çıkmışlar bize koca koca laflar ediyorlar. Neden? Çünkü hesap başka. Kimse kusura bakmasın, sınırlarımızın hemen dibinde bir oldubittiye asla müsaade etmeyiz. Irak'ta yeni Yezitlere de yeni Kerbela'lara da asla göz yummayacağız. Türkiye tarihi boyunca hep mazlumun yanında oldu. İşte Suriyeli 3 milyon kardeşimize kucak açtık, bağrımıza bastık, misafir ediyoruz. Bu coğrafyada Türkiye'yi hesaba katmadan adım atanlar büyük bir yanılgı içinde olurlar." değerlendirmesinde bulundu.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimini hatırlatan Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

"15 Temmuz neden oldu? Amaç, Türkiye'yi hem Irak'ta hem de Suriye'de bir yandan devre dışı bırakmak, bizi içeride meşgul ederek bölgede Türkiye'nin olmadığı emperyalist planları gerçekleştirmek. Ancak bu aziz millet sadece FETÖ'cü teröristleri durdurmadı, aslında bu millet kendi ülkesinin ve komşu milletlerin beka mücadelesini de gerçekleştirdi. PKK ile FETÖ ortak hareket ettiler. Çünkü ikisi de maşa, bu iki maşayı aynı el tutuyor. Bunların ne dinle alakaları var, ne milletle alakaları var. PKK da FETÖ de tek bir amaca, kendi sahiplerine, kendi efendilerine hizmet ediyorlar. İşte bu aziz millet, bu kirli, bu alçak, bu hain oyuna 15 Temmuz'da geçit vermedi.

Türkiye'nin bekası için, istiklal ve istikbalimiz için içeride ne gerekiyorsa yapacağız, dışarıda da ne gerekiyorsa aynen yapacağız. Bunları yaparken adaletten, uluslararası hukuktan ve meşruiyetten ayrılmadan terörle mücadele devam edecek hem de bölgenin barışı için Türkiye olarak katkı sunmayı sürdüreceğiz. Kimsenin toprağında gözümüz yok. Derdimiz tektir; akan kan dursun, zulüm son bulsun. Bunu sağlamak için de tarihimizin bize yüklediği sorumluluk ve cesaretle hareket edeceğiz."

241 şehidin, 2 bin 194 gazinin daima gönüllerde taşınacağını belirten Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Darbe yapan, ülkemizi yıkmaya çalışan hiç kimse ama hiç kimse 'ben mağdurum' edebiyatı yapmasın. Asıl mağdur şehit yakınlarıdır, gazilerdir, millettir. Mağdur algısı yayarak 15 Temmuz'un mağdurlarını gölgede bırakmalarına asla göz yumamayız. Bu konuda zerre kadar tereddüt göstermeyeceğiz. Kimse bu konuda aksi davranışa girmemizi bizden beklemesin. Devleti tehdit eden, milleti haince esir almak isteyen bu karanlık yapının mensuplarını savunmaya kalkmak bir başka ihanettir. Bunun da bilinmesini isterim."

"PKK ile mücadele devam edecek"

PKK bölücü terör örgütü ile mücadelenin hız kesmeden devam ettiğini dile getiren Yıldırım, güvenlik güçlerinin, dağlarda yaptığı operasyonlarda örgüte ağır darbeler vurduğunu aktardı. Şehir içindeki yapılanmaya karşı da etkin tedbirleri aldıklarını anlatan Yıldırım, "Köşeye sıkışmış olmanın psikolojisiyle, bölücü terör örgütü siyasi cinayetler işlemeye başladı. Bölgedeki AK Parti yöneticilerine karşı, suikastlar düzenliyor, kahpece cinayetler işliyor. Biz bu mücadeleye başlarken, liderimiz ne dedi: (Kefenimizi giyerek yola çıktık, bu kutlu davaların erlerini hiçbir terör örgütü korkutamaz. Bunun hesabını bu alçak katillerden mutlaka soracağız.)" diye konuştu.

Yöre halkının, aşiret liderlerinin, STK'ların artık terör örgütünün bölgeye Kürt, Türk insanlarına yaşattığı acının son bulmasını istediğini söylediğine dikkati çeken Yıldırım, el birliğiyle bu işin üstesinden geleceklerini ifade etti.

Başbakan Yıldırım, AK Parti olarak bugüne kadar hizmet için çalıştıklarını ve milletten güç aldıklarının altını çizerek, "Teröre destek veren belediyeleri tek tek tespit ettik, paketledik. Şimdi yeni görevlendirdiğimiz başkanlar teröre değil, halka hizmet ediyor, halka." değerlendirmesinde bulundu.

Yeni anayasa çalışmaları

Anayasa konusuna değinen Yıldırım, Türkiye'nin yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunun her zeminde konuşulduğunu belirtti. AK Parti'nin 3 Kasım 2002 yılında yapılan seçimle tek başına iktidara geldiğini hatırlatan Yıldırım, bir yandan ülkenin gecikmiş hizmetlerini yaptıklarının, Türkiye'nin doğusu ile batısı arasındaki kalkınmışlık farklarını ortadan kaldırdıklarının, bir yandan da vesayet örgütleri ile mücadele ettiklerinin altını çizdi.

AK Parti'nin 363 milletvekili ile cumhurbaşkanını seçememesi için çeşitli sıkıntılar çıkarıldığını anlatan Yıldırım, şunları söyledi:

"AK Parti'yi sandıkta alt edemeyenler, vesayet odaklarını kullanarak yeni bir icat çıkardı. Bu işin öncülüğünü de yine ana muhalefet partisi çekti ve bir sistem krizinin başlangıcını yaptı. O sistem krizini, o kördüğümü yine vatandaş aştı. Hatırlayın, bu durum olunca biz sandığa gitme, millete gitme, sorunun millet tarafından çözülmesini istedik. Millet AK Parti'yi daha da güçlendirerek, desteğini daha da artırarak çözümü gösterdi. Bunun üzerine de 'Madem siz seçtirmiyorsunuz, o halde cumhurbaşkanını halk kendisi seçsin' dedik. Vatandaş bir kez daha soruna el koydu, çözümü üretti. 2010 referandumuyla artık cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi anayasamıza bir hüküm olarak girdi."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yüzde 52 oyla halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı olduğunu dile getiren Yıldırım, şimdi ise mevcut durumu anayasaya uygun hale getirmek istediklerini vurguladı.

Halkın üzerinde başka bir irade tanımadıklarının altını çizen Binali Yıldırım, şunları kaydetti:

"Halkın yüzde 52'sinin oyunu almış Cumhurbaşkanı'nın halka karşı siyasi sorumluluğu vardır. Artık her şey cumhurbaşkanının doğrudan, halk tarafından seçilmesiyle değişmiştir. Cumhurbaşkanının siyasi sorumluluğu doğmuştur. İşte bu durumun sistemdeki bu kargaşanın ortadan kalkmasını istiyoruz, istediğimiz budur. Bunun yolu da mevcut durumu anayasadaki durumla uygun hale getirmek. Bunun başlangıcını yapmış bulunuyoruz."

Mevcut durumu Anayasa'daki durumla uygun hale getirmek gerektiğini, bunun başlangıcını yapmış bulunduklarını belirten Yıldırım, "En kısa sürede AK Parti Grubu olarak anayasada gerekli değişiklikleri öngören teklifi yüce Meclis'e sunacağız. Böylece, artık bu anayasa konusunu da siyaset malzemesi olmaktan çıkaracağız. Ben eminim ki yüce Meclis bu sorunu ya kendisi Meclis'te çözecek ya da çözümü için millete havala edecek." dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile dün bir görüşme gerçekleştirdiklerini hatırlatan Yıldırım, görüşmede çeşitli iç ve dış güvenlik tedbirleri konusunda kapsamlı değerlendirmeler yaptıklarını, hükümetin gerek terörle mücadele gerekse FETÖ'nün uzantılarıyla ilgili çalışmaları anlatma fırsatı bulduğunu aktardı.

Görüşmede anayasa meselesini de ele aldıklarını anlatan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Bahçeli'nin tutumu da gayet nettir. Kendisi de bu fiili durumun anayasayla uyumsuzluk içerdiğini ve konunun mutlaka bir çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti ve adresin de millet olduğunu açıkça söyledi. Biz de aynı şeyi söylüyoruz. O halde şimdi icraat zamanıdır, şimdi anayasa ve sistem konusunu milletin önüne götürüp çözüm üretme zamanı.

Ben buradan ana muhalefet partisi liderine, Sayın Kılıçdaroğlu'na da çağrıda bulunuyorum: Gelin siz de bu kervana katılın. Bu şeref hepimizin olsun. Hep beraber Türkiye'nin gündemini yıllarca meşgul eden bu anayasa meselesini çözelim, son sözü millet söylesin. Buradan AK Parti Grubu olarak şu sözü de veriyorum; siz bu değişikliğe destek verseniz, 367'nin üstüne de çıksa son sözü millet söyleyecek. Çünkü işin sahibi millettir, biz vekiliz. Asıl gelince vekil zayi olur. Millete götürürüz, millet kararını verir, ondan sora da bütün tartışmalar son bulur. "

"İflas etmiş bir ülke..."

Başbakan Yıldırım, 2002 yılında iktidara geldiklerinde ülkenin hali pür melalini anlatmanın mümkün olmadığını belirterek, "Adeta iflas etmiş bir ülkeden bahsediyoruz. Bankaları kapatılmış, borçlarını ödeyemez hale gelmiş, hizmet vatandaşların beklentilerini karşılamaktan acze düşmüş, yazar kasaların fırlatıldığı, yaprak kımıldamadığı ve insanlarımızın moralinin dibe vurduğu bir ülkeden bahsediyoruz." diye konuştu.

Türkiye'de 79 yılda 6 bin 100 kilometre yol yapıldığına işaret eden Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu:

"Koca Türkiye, 780 bin kilometrekare Türkiye'de 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol. Yeter mi? Yetmez. Hemen harekete geçtik ve 14 yılda 6 bin 100 kilometrenin üzerine 18 bin 500 kilometre daha yol koyduk. 79 yılda 6 bin kilometre, 14 yılda 18 bin 500 kilometre. Üç katından fazla.... AK Parti iktidarına yakışan da budur, sizlere yakışan da budur.

Dünya krizden krize sürüklenirken AK Parti, milletin hayallerini birer birer gerçeğe dönüştürdü. Sultan Abdulmecid'in, Sultan Abdulhamid'in hayali, 150 yıllık Marmaray'ı yaptık hizmete aldık. Denizin altından her gün bir kıtadan bir kıtaya rahat, konfor içinde seyahat ediliyor. Bununla da yetinmedik. Yine yıllardır ülke gündemini meşgul eden hızlı tren, Ankara-İstanbul, Ankara-Konya hızlı trenlerini yaptık, hizmete verdik. Bununla da yetinmedik, yine beş sefer ihale edilen ve bir türlü yapılamayan İzmit Körfez Köprüsü'nü, dünyanın 4. büyük köprüsünü ve İstanbul-İzmir otoyolunu yapmaya başladık. İstanbul-Bursa arası bu yıl bitiyor, İznik'e kadar açtık, bu sene sonunda Bursa'ya kadar da açmış olacağız. Bu da yetmedi, Boğaz'a üçüncü bir gerdanlık taktık. Dünyanını en geniş asma köprüsünü Boğaz'da yaptık, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü hizmete aldık. Bu da yetmedi; dünyanın en büyük hava limanını yapıyoruz. 2018'de ilk etabını hizmete açıyoruz."

-"FETÖ'cüler o zamandan başlamış tezgah kurmaya..."

Binali Yıldırım, bu kadar en büyük ve en gelişmiş projeleri yapınca bazılarının rahatsız olmasına da şaşmamak gerektiğini vurgulayarak, "ne oluyor bu Türkiye'ye, dünyada yaprak kımıldamıyor, bunlar niye bu kadar büyük büyük işlere giriyorlar." denildiğini aktardı.

Daha sonra Gezi olaylarının başladığını anımsatan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Gezi olaylarına dikkat edin; çevre, ağaç hikaye. Arkasından ne çıktı, 'köprüyü yapmayın, havalimanını yapmayın, yolları yapmayın...' Gerçek maksat ortaya çıktı. Aynı zamanda Brezilya, Arjantin, Venezuella'da da gösteriler oluyor. Onlarda sokağa inenler, 'paraları çar çur etmeyin, köprü yapın, yol yapın, hastane yapın' diye bağırıyorlar. Bizim Gezicilier de 'havaalanı yapmayın, köprü yapmayın, yol yapmayın, yan gelin yatın...' Allah akıl fikir versin, ne diyelim. Şimdi her şey daha iyi belli oluyor. Bu FETÖ'cüler o zamandan başlamış tezgah kurmaya ama foyaları 17 Aralık'ta meydana çıktı, daha fazla dayanamadılar. Bir karar vermek zorundalardı; ya çekilecekler ya da Türkiye ile bilek güreşine gireceklerdi, girdiler derslerini de aldılar. O kadar kendilerinden eminler ki 'askeriye, yargı, polis bizde, her şey bizimle beraber, artık ne diye bunlarla vakit geçiriyoruz, bir an önce başa geçelim.' Gözleri dönmüş ve her türlü insanlık yok olmuş."

"Her şey hesap edilmiş, talimatlar yayınlanmış, kimin ne görev yapacağı tanımlanmış ama Tayyip Erdoğan unutulmuş, AK Parti Hükümeti unutulmuş, millet unutulmuş millet." diyen Yıldırım, milleti hesap edemeyenin tepetaklak olacağını, millet meydanlara inince işin şeklinin değiştiğini vurguladı. Yıldırım, "Bütün fiyakaları 10 saatte bitti, 40 yıllık birikimlerini bir gecede yok ettiler, kendilerini de berbat ettiler. Şimdi onlara düşen, gelip bu yüce Türk adaletine teslim olmaktır. Adaletin şefkatli kollarına teslim olmaktır." diye konuştu.

Yıldırım, gerek Anayasa gerekse başkanlık sisteminin AK Parti'nin değil Türkiye'nin meselesi olduğunu vurgulayarak, kendilerinden önce sistem tıkandığı için ülkede krizler yaşandığına işaret etti. Yıldırım, şunları kaydetti:

"Neden darbelere zemin hazırlandı? Çünkü sistem tıkandı. Bu ülke neden ağır bedeller ödedi, bu terör neden bu seviyelere geldi? Çünkü sistem çözüm üretemedi. Başkanlık sistemi, inşallah sistemin düğümlerini çözecek, kilitlerini açacak en büyük reformdur. Başkanlık sistemi Türkiye'nin ufkunu aydınlatacak yeni bir yol haritasıdır. Şahsi hırslarını artık herkes bugün bir kenara bıraksın, parti çıkarlarını, kısa vadeli hesaplarını herkes bir tarafa bıraksın. Ülke çıkarları, Türkiye'nin geleceği her şeyin üzerindedir.

Çıkıp diyorlar ki 'Ben başkanlık sistemi istemiyorum'. Niye kardeşim, gerekçe? Gerekçe yok. AK Parti gündeme getirdi diye, olsa olsa o herhalde, başka bir gerekçesi var mı? Ama biz ülkeyi istikrarla yöneten bir iktidar olarak sistemin nerelerde tıkandığını, sistemin ülkeye ne bedeller ödettiğini görüyor ve ona göre bir çözüm yolu öneriyoruz. Gerekçeler ortadadır, izahat açıktır, bilimsel çalışmalar bellidir, tecrübe de ortadadır. Böylece inşallah bu konuyu da Türkiye'nin gündeminden çıkarmaya kararlıyız."

Binali Yıldırım, herkesin tüm renkleriyle, farklılıklarıyla bu güzel ülkenin insanları olduğunu söyledi.

"Bu devlet hepimizindir"

"Yaşadığımız bu topraklar bizim, hepimizin; ay yıldızlı bayrak hepimizindir; bu devlet hepimizindir. Hepimiz tek bir bir amaç için ülkemizi huzur ve güven içinde aydınlık yarınlara taşımaya gayret ediyoruz, bunun için çabalıyoruz." diyen Yıldırım, gençlere daha iyi bir gelecek bırakmak için uğraştıklarını dile getirdi.

Başbakan Yıldırım, gece gündüz demeden yatırımlara devam ettiklerini belirterek, milletin emanetinin omuzlarında olduğunu söyledi. Yıldırım, "Türkiye'yi büyük hedeflerine ulaştırmak bizim öncelikli görevimizdir. Bu yolda sizlere sonuna kadar inanıyorum ve güveniyorum." dedi.

Dünya Supersport Şampiyonası'nda 5. kez şampiyon olan milli sporcu Kenan Sofuoğlu'nu da tebrik eden Yıldırım, "Göğsümüzü kabarttı, Türk bayrağını İspanya'daki şampiyonada göklere çıkararak, bizleri gururlandırdı." diye konuştu.

Tüm sporcuların başarılarının devamını temenni eden Yıldırım, Beşiktaş'a da Napoli'de başarılar diledi.

AK Parti Grup Toplantısı'na, müzisyen Sinan Akçıl da katıldı.

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!