Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yaptırımları uygulamaya başladığımızda İsrail IKBY’e yardım edemez

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2017-2018 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Yaptırımları uygulamaya başladığımızda İsrail IKBY’e yardım edemez' dedi.

  • AA
  • 13
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
x

Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "2017-2018 Akademik Yılı Açılış Töreni"nde yaptığı konuşmada, geçen yıl başlattılan bu etkinliğin artık her yıl devam edeceğine olan inancını dile getirerek, yeni akademik yılın tüm akademisyenlere ve öğrencilere hayırlı olmasını diledi.

Geçen yılki akademik yıl açılış töreninde, yüksek öğretim sisteminde kaliteyi yükseltmenin yollarından birinin, misyon farklılaşması ve ihtisaslaşma olduğunu ifade ettiğini hatırlatan Erdoğan, bu çerçevede YÖK'ün koordinasyonunda yürütülen projede yer alan bölgesel kalkınma odaklı 5 pilot üniversitenin ismini de açıkladığını belirtti.

Erdoğan, Türkiye'yi uluslararası alanda en üst düzeyde temsil edecek araştırma üniversitelerinin tespit edilerek bunların özel olarak desteklenmesi, bununla birlikte uluslararası alanda çok daha güçlü, çok daha farklı bir konuma gelinmesi gerektiğini kaydettiğini anımsattı.

Bir önceki akademik yıl açılışında üstünde durduğu bir başka konunun da Yükseköğretim Kalite Kurulu oluşturulmasına yönelik ihtiyaç olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün tüm bu konularda önemli bir mesafe katedildiğini memnuniyetle görüyorum. Misyon farklılaşması ve ihtisaslaşma projesi kapsamında araştırma üniversitelerinin belirlenmesiyle ilgili çalışma tamamlanmış durumda. Şimdi sizlere araştırma üniversitesi olarak tespit edilen 10 üniversitemizi alfabetik sıraya göre açıklamak istiyorum, Ankara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi.

Bu alanda yedek olarak belirlenen üniversiteler de şunlardır: Çukurova Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi. Asıl ve yedek olarak isimlerini saydığım bu araştırma üniversitelerimize yükseköğretim alanındaki hedeflerimize ulaşma konusunda çok büyük görevler düştüğünü bir kez daha hatırlatmak istiyorum."

Kalite Kurulunun da oluşturulduğunu dile getiren Erdoğan, bu kurul sayesinde yükseköğretim çalışmalarının, idari ve mali açıdan bağımsız bir kalite güvence sistemine kavuşturulduğunu söyledi.

"Üniversitelerden tek bir talebimiz var"

Erdoğan, YÖK'ün üniversiteleri dünyada rekabet edebilir düzeye taşıyacak yenilikler konusundaki çalışmalarını da yakından takip ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yükseköğretim programları ve kontenjanlarıyla meslek yüksekokullarının planlamasının artık YÖK'ün koordinasyonunda belirlenecek olmasının, bu hususlarda yaşanan sıkıntıların önüne geçeceğine inanıyorum. Her dönemde sözü edilmesine rağmen bir türlü arzu ettiğimiz seviyeye ulaşmayan üniversite- özel sektör iş birliği için de önemli adımlar atılıyor. Fen ve mühendislik alanlarındaki iş yeri eğitimlerinin teşviki için meslek yüksekokullarının organize sanayi bölgelerinde de kurulabilmesinin önü açıldı. Aslında bunlar 15-20 yıl önce bizim gündeme taşıdığımız konulardı fakat bu kadar gecikmeyle maalesef açıldı.

Teknoloji transfer ofislerinden ücretli araştırma izinlerine ve doktora sonrası araştırmacı istihdamına kadar gelişmiş ülkelerdeki pek çok düzenleme ülkemize de böylece kazandırılmış oldu. Bu çalışmaları gerçekleştiren Yükseköğretim Kurumumuz ile sürece katkı veren ilgili tüm bakanlıklarımıza teşekkür ediyorum. Üniversitelerimizin diğer sorunlarının çözümü için de gereken adımları atmaya hazırız. Bunun karşılığında üniversitelerimizden tek bir talebimiz var, o da bilim üretmeye hız vermeleri ve ülkemizin kalkınmasına daha fazla katkı sağlamalarıdır. YÖK'ün üniversitelerimizin bilimsel performanslarını objektif olarak ortaya koymak suretiyle bu konuda hükümeti ve kamuoyunu bilgilendirmesi, çalışmaların daha sağlıklı yürütülmesini sağlayacaktır."

Eğitim-öğretim meselesinin şu anda ülkenin en ciddi sıkıntısı olduğuna değinen Erdoğan, öğretmen kalitesinin meselenin önemli boyutlarından biri olduğunu vurguladı.

Bunun yanında müfredattan ders kitaplarına ilk, orta, lise ve yükseköğretime geçişteki sistemlere kadar eğitim ve öğretimde çözülmesi gereken pek çok sorununun bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Hep ifade ettiğim gibi geçtiğimiz 15 yılda Türkiye'de her alanda çok büyük reformlara imza attık. Bu bir öz eleştiridir aynı zamanda. İki alanda arzu ettiğimiz gelişmeyi sağlayamadık. Bunlar eğitim-öğretim ve kültürdür. Eğitim-öğretim nesillerin mimarlarıdır. Eğitim-öğretim kurumları da nesillerin tasarlandığı ve inşa edildiği yerlerdir. Böylesine önemli bir konuda en küçük bir ihmale, aksaklığa, yanlışlığa tahammülümüz olamaz." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde ders kitaplarının içerikleri konusunda giderek daha fazla şikayet gelmeye başladığını belirterek, bu şikayetleri ilgililerle başta hükümet yetkilileri olmak üzere zaman zaman YÖK Başkanı ile bunları paylaştığını aktardı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Demek ki burada bir sıkıntı var. Milli Eğitim Bakanımızla bu meseleyi konuştuk, 'gerekli tespitler derhal yapılacak ve tedbirler alınacak' dediler. Eğitim öğretimde istediğimiz neticeyi alamadıkça, tabii olarak yeni arayışlar içerisine giriyoruz. Bu da ayrı bir eleştiri konusu oluyor. Sınav sistemlerini defalarca değiştirdiğimiz halde hala öğretmenlerimizi de öğrencilerimizi de velilerimizi de memnun edecek bir sonuca ulaşamadık. Biz, bütün bu olaylara 'iki kere iki, dört' demek suretiyle bir matematik olarak bakamayız, sosyolojik bir olaydır. Bunu bu şekilde ele almak mecburiyetindeyiz. Bir toplumun inşası burada söz konusu.

Yaptığımız son düzenlemeye rağmen müfredat ve ders kitapları hususunda da istediğimiz neticeyi elde edemediğimiz anlaşılıyor. Ne yapıp, edip eğitim-öğretim meselesini çözmek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde 2053 ve 2071 vizyonlarımızın içi boş kalır."

Erdoğan, üzerinde önemle durmaları gereken konulardan birinin de öğretmenlerin niteliği meselesi olduğuna işaret ederek,YÖK'ün temel bilimlerde, yani matematik, fizik, kimya ve biyoloji alanlarında ülkenin en başarılı öğrencilerini bir araya toplayarak, onlara üstün nitelikli eğitim verme projesinin, bu doğrultuda atılmış bir adım olduğunu bildirdi. Erdoğan, "Ancak bunun ötesinde özellikle öğretmen kalitemizin yükseltilmesine yönelik çalışmalara da ihtiyacımız olduğu açıktır. Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içinde bu hususun masaya yatırılması ve etkin bir eylem planı ortaya konması şarttır." diye konuştu.

"En iyi okul aslında evladımızın evine en yakın okuldur"

TEOG ile ilgili görüşlerini kamuoyuyla paylaştığını anımsatan Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

"Çocuklarımızı bu tür sınavların eziyetinden kurtarmakta kararlı olduğumuzu açıklamıştık. Özel nitelikli belli okullar dışında lise eğitiminde ortalama bir standardı tutturduğumuzda hiçbir öğrencimizin böyle bir arayışı zaten kalmayacaktır. Bunların çıkış yolları çok ama çok fazla. Öyleyse biz yavrularımızı sınav noktasındaki bu sıkıntılardan arındırmamız ve kendilerini tamamıyla derslerine ve okulundaki çalışmalarına yönlendirmemiz...

En iyi okul aslında evladımızın evine en yakın okuldur. Bu benim şu anda ortaya attığım bir iddiadır. Artık bina, derslik ve personel konusunda ciddi bir eksiğimiz hamdolsun aşırı derecede yok. Ancak idealist öğretmen noktasında sıkıntımızın olduğunu söyleyebilirim. Şimdi kuralar çekiliyor. Güneydoğu, Doğu buralara gidecek öğretmenlerimiz bakıyorsunuz hemen bir gider gibi yapıyor, ondan sonra Ankara, İzmir, İstanbul, Orta Anadolu buralara doğru gelmenin yollarını arıyor. Yok eş durumuydu, yok şuydu, yok buydu vesaire. Ama o gün kura çekildiğinde, çıkınca sevinçten sıçrıyor. Ben de diyorum ki, burada süre meselesini halletmek suretiyle öğretmenlerimizin kendilerini özellikle bu bölgelerde terör zihniyetiyle idealizmi birleştirmiş olan öğretmenlerin eline bırakmayalım. Çünkü oradaki yavrularımız için malum bölücü terör örgütünün zihniyetiyle zehirlenmiş öğretmenlerimiz yok mu? Var. Onlar bizim o yavrularımızı okullarımızda birer terörist olarak yetiştiriyorlar."

Erdoğan, şu anda en çok mutlu olduğu şeyin üniversitelerde, lise ve orta okullarda geçmiş dönemlerde olduğu gibi terörün ciddi manada azalması olduğunu belirterek, şöyle dedi:

"Terör eylemleri hatta bizim dönemlerimiz zaten mukayese edilmez, çok çok düşmüş vaziyette. Neredeyse sıfırlanma noktasına doğru geliyor. Bu, bizim için çok ciddi bir tekamül. Bunu daha ileriye taşımamız lazım. Fakat ben öğretmen adayı olan tüm evlatlarımıza sesleniyorum, kurada Güneydoğu Anadolu'dan bir il çıktı, Doğu Anadolu'dan bir il çıktı, Doğu Karadeniz'den bir il çıktı. Gitmemek diye bir şey yok. 780 bin kilometrekarelik vatan toprağının her yerinde görev yapmaya hazır olan öğretmen idealist öğretmendir. Bunu yapmamız lazım ve onlara orada bütün o yerli, milli duyguları vermek aslolandır."

Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı

Erdoğan, Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı konusunda da öğrencilerin işlerini kolaylaştıracak formüller geliştirmede fayda olduğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Az önce YÖK Başkanımız bazı müjdeler verdi. Teşekkür ediyorum. İnşallah bunları daha da kolaylaştırırız ve böylece öğrencilerimiz üniversiteye girişte de hakikaten bu kolaylıkla birlikte öyle eskiden olduğu gibi sağdan soldan dışarıdan... Müfredatı bırakıyor, Milli Eğitim müfredatının dışında sorular çıkıyor. Böyle şey olur mu? O FETÖ terör örgütü denilen ahlaksızlar bunu da yaptılar. Bu ülkede kalktılar, kendilerinin dershanelerinin verdiği sorularla üniversite imtihanını da yaptılar. O kitaplarla maalesef çocuklarımız belli istikametlere yönlendirildi. Artık bunlardan kurtulmaya başladık. Fakat tamamıyla kurtulmamızın gereğine inanıyorum. Onun için Milli Eğitimin müfredatı noktasında Milli Eğitim Bakanlığımız ile YÖK'ün işbirliği burada büyük önem arz ediyor. Daha sade, daha kolay ulaşılabilir, evlatlarımızın üzerinde daha az baskıya yol açan bir sistemi hep birlikte geliştirmeli ve bir an önce hayata geçirmeliyiz."

Meslek Yüksek Okullarının müfredatından yeterliliklerine kadar baştan sona gözden geçirilerek yeniden yapılandırılması dahil gereken her türlü çalışmanın yürütülmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, kültür konusundaki kuraklığın emarelerinin medyadan akademiye, edebiyattan plastik sanatlara kadar her alanda görüldüğünü bildirdi.

Teknoloji, interneti ve sosyal medyayı kültürel kuraklığın sebepleri olmaktan çıkararak kültürel yükselişin alt yapısı haline dönüştürülmesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Ecdadımızın en zor şartlarda başardığı bir işin üstesinden biz elimizdeki bu imkanlarla gelemezsek her şeyden önce dönüp kendimizi sorgulamalıyız. Kaybettiğimiz kültür ve bilim insanlarının yerine yenilerinin yetişmediğinden şikayet ediyorsak sebepleri çok daha derinlerde aramalıyız. Bu iki konu benim için böylesine önemlidir. İlgili tüm kurumlarımızdan bu doğrultuda içi dolu, tutarlı uygulanabilir ve netice almaya yönelik çalışmaları özellikleri bekliyorum." dedi.

Genelde "Türkiye'nin en büyük zenginliği insan kaynağıdır" ifadesinin kullanıldığını anımsatan Erdoğan, bu tespitin eksik olduğunu, insan gücünün zenginlik haline dönüştürebilmesinin kaliteli eğitim ve öğretimle mümkün olabileceğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim ve öğretim konusunun önemine vurgu yaparak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Eğitim-öğretim meselesi öyle önemlidir ki Türkiye'yi dershaneler ve kolejlerde yetiştirdikleri kişiler üzerinden teslim almaya teşebbüs eden örgütlerin saldırılarına dahi bu ülkede maruz kaldık. 15 Temmuz, daha öncesinde 17-25 Aralık işte böyle bir organizasyonunun ürünüdür. Türkiye'nin en parlak beyinlerini eğitim ve öğretimin cazibesini kullanarak devşirip, zihinlerini kendi ülkesine ve milletine karşı kullanacak derecede iğdiş eden bir örgüte karşı en büyük mücadeleyi vereceğimiz yer yine aynı alandır. Çocukları tarihlerinden, kültürlerinden, medeniyetlerinden uzak tutmaya yönelik eğitim öğretim anlayışı bu tür arızalar doğurmaya mahkumdur. Biz çocuklarımıza doğruyu göstermezsek birileri gelip kendi hain emellerini o doğruların yerine koymaktan çekinmezler."

Erdoğan, insanları sadece kuru bilgiyle donatmanın yetmeyeceğini, insanların aynı zamanda dürüst, vicdanlı, ahlaklı, ülkesini seven, milletine hizmet aşkıyla dolu bir şekilde eğitilmesi gerektiğine değindi.

"Bu ülkede tek millet olmadıkça bu sıkıntıyı aşamayız"

Erdoğan, "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" idealinin çocukların gönüllerine ve düşüncelerine nakş edilemezse birilerinin kendi bölücü fikirlerini, sapkın inançlarını zerk edeceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

"Biz yerli ve milli dedikçe rahatsız olanlar kendilerinin örnek aldığı kişilerin ve kurumların gerisine baktıklarında hepsinin de benzer bir anlayışla çalıştıklarını göreceklerdir. 80 milyon bu ülkede tek millet olmadıkça bu sıkıntıyı aşamayız. Bayrağımızın etrafında, uzağında, şurasında, burasında çeşitli paçavralarla ona emsal çıkarmaya çalışanlar bu ülkede rağbet görüyorsa burada bir sıkıntı var demektir. Biz bayrağımızı tartışılmaz değerler arasında görüyoruz. Bu milletin bayrağı malum, rengi şehidimizin kanından alınmıştır. Hilal bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız şehitlerimizin ta kendisidir. 780 bin kilometrekare ile biz bu toprakları tek vatan olarak gördük ve bu vatan toprakları 'bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır' anlayışıyla inşa edilmiştir. Tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devletinden başka bir devletimiz bu ülkede yoktur, kimse buna gayret etmesin."

"Bu iddialı çıkışımız Aybükeler, Necmettinler içindir"

Türkiye'de birilerinin terör örgütleriyle ilişkileri yüzünden kamudan ihraç edilen öğretmenler için dünyayı ayağa kaldırdığını belirten Erdoğan, aynı çevrelerin tüm masumiyetleri ve samimiyetleriyle çocuklara eğitim hizmeti veren öğretmenlerin terör örgütü tarafından alçakça katledilmesi karşısında sus pus olduklarına işaret etti.

Erdoğan, "Aybüke ve Necmettin evladımızı nereye koyacağız? Bunlar bu ülkede öğretmenlik için Güneydoğu'ya gittiler ama şehit edildiler. Fakat bir söz çıkmadı onlardan. Bu iddialı çıkışımız Aybükeler, Necmettinler içindir." diye konuştu.

Doğu-Batı Almanya ayrışmasında yaklaşık 600 bin memurun görevden alındığını anımsatan Erdoğan, kimsenin bu konuları gündeme getirmediğini vurguladı.

Batıdaki ziyaretlerinde kimsenin "Doğu Almanya- Batı Almanya ayrıldığında 500 bini aşkın, 600 bine yakın memur görevden alındı, sizin ki ne ya." demediğini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kaldı ki biz bir darbe ile karşı karşıya kalmışız. Almanya'da normal bir ayrışma olmuş. Bunları kimse gündeme getirmiyor. Bunların tek amacı ülkemize ve milletimize zarar verecek malzeme üretmektir. Almanya'da bir seçim oldu, bizde de bir referandum oldu. Bu referandum sürecinde Türkiye'ye nasıl saldırdıklarını gördünüz. Şimdi kendi seçimlerinde bize saldırıyorlar. Ya seçimin bizimle ne alakası var? Almanya'da seçim yapıyorsunuz. Almanya'da yaptığınız seçimde bizi niye kullanmaya çalışıyorsunuz? Ne oldu? Şimdi hükümet kuramayacaklar, bak göreceksiniz. Bu da birkaç aylarını alır. En az birkaç aylarını alır. Hollanda saldırdı, saldırdı hala hükümet kuramıyor. Niye? Dürüst siyaset, dürüst politika... Bu çok önemli. Zannediyorlar ki biz Türkiye'ye vurursak çok puan alırız, netice alırız. İşte alamıyorsunuz ve alamayacaksınız da ve kaybedeceksiniz. Ama biz dürüst siyaset yapmaya devam edeceğiz."

Küresel ve bölgesel ölçekte eşine yüzyılda rastlanabilecek bir dönüşüm sürecinden geçildiğine dikkati çeken Erdoğan, çevrede yaşanan tüm insani krizlere, çatışmalara, istikrarsızlıklara rağmen kendi hedefleri doğrultusunda yola devam ettiklerini söyledi.

Erdoğan, bugüne kadar Türkiye'ye yöneltilen her saldırının, devlet ve millet olarak sergilenen güçlü duruş sayesinde amacına ulaşamadan etkisiz hale geldiğini belirtti. Toplumsal kaos çıkarma planlarından bölücü eylemlere, ekonomik kriz senaryolarından siyasi istikrarsızlık gayretlerine kadar sayısız saldırıyı milletle birlikte göğüslediklerini dile getiren Erdoğan, törene katılanlara "Sizin duruşunuz, sizin durumunuz bizler için çok önemli. Sizin eserleriniz var ya şu gençlerimizi sizler yetiştiriyorsunuz. Yarınların Türkiye'sinin gerçek sahibi bu gençlerimiz olacak." sözleriyle seslendi.

"Hocalarımız bizim varlık sebeplerimiz biz onların eseriyiz." diyen Erdoğan, yeni süreçte bu işe çok daha önem vereceklerini ve helvayı yapacaklarını söyledi. Fiziki imkanların artık daha iyi olduğunun altını çizen Erdoğan, kendilerinin 75 kişilik sınıflarda okuduğunu şimdi 30 kişiden daha az öğrencinin bulunduğu sınıflarda eğitim verildiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, orta öğretimden hatta ilköğretimden üniversitelere gelecek öğrencilerin en ideal şekilde yetiştirilmelerinin Türkiye'yi çok farklı bir yere taşıyacağını belirtti. Türkiye'de 184 üniversite olduğunu ifade eden Erdoğan, "Her ilde üniversitemiz var. Her ilde üniversitemiz olduğuna göre 'Benim Güneydoğu'daki evladımın akıbeti ne olacak?' diye düşünme diye bir durum da yok. İsterse kendi ilindeki üniversitesine isterse farklı bir ildeki üniversiteye gidebilme şansına sahip." dedi.

"Vanayı kapattığımız anda iş bitti"

Suriye ve Irak başta olmak üzere dört bir yanda yaşanan çatışmaların ateşinin Türkiye'ye sıçramasını engellemekle kalmadıklarını, oradaki mağdurlara da sahip çıktıklarını vurgulayan Erdoğan, bir süredir yeni bir krizle karşı karşıya olunduğunu belirtti.

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nin, 7 Haziran'da duyurduğu bağımsızlık referandumunu yapmakta ısrarcı davrandığını hatırlatan Erdoğan, referandumun mevcut Irak anayasası bakımından hiçbir hükmünün olmadığına işaret etti.

Erdoğan, İsrail dışında referandumu destekleyen hiçbir ülke ve uluslararası kuruluşun olmadığının altını çizerek "Kuzey Irak'ın inanç ve köken bakımından çok renkli bir yapıya sahip ikliminde tek bir grubun böyle bir teşebbüse girişmesinin yeni çatışmaların ve acıların habercisi olmaktan başka anlam taşımadığını" belirtti.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Şimdi yaptın. Neymiş? Yüzde 92 ile onaylanmış. Bunun bir kıymeti var mı? Senin bağımsızlığını kim kabul edecek? İsrail. Dünya İsrail'den ibaret değil ki. Kosova'yı 114 ülke kabul etti ama hala Kosova dünyada maalesef devlet olamadı, hala sıkıntı içinde. BM'de Cumhurbaşkanı ile görüştük. Ne olur? 'Siz İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanısınız. Diğer Müslüman ülkelere de söyleyin de onlar da desteklesinler. Böylece devlet olma yolundaki gerekli oy sayısına ulaşalım.'

Ey Kuzey Irak, sen bir İsrail'le neyi elde edeceksin? Bunlar siyaseti de bilmiyorlar. Devlet nasıl olunur, bundan da bihaberler. Ama sadece 'Biz yaptık oldu' demekle olacağını zannediyorlar. Olmayacak, olamaz zaten.

Şimdi biz yaptırımlarımızı uygulamaya başladığımız andan itibaren zaten ortada kalacaksın. Bir vanayı kapadığımız anda iş bitti. Bütün geliri ortadan kalkıyor. Tırlar Kuzey Irak'a çalışmadığı anda bunlar yiyecek, giyecek bulamayacaklar. Öyle bir duruma gelecekler. Niye? Mecburuz, yaptırım. O zaman bunlara İsrail, nereden, neyi, nasıl gönderecek? Buyursun göndersin."

Irak'ın kuzeyindeki yönetimin attığı adımı İsrail'den başka destekleyen olmadığını kaydeden Erdoğan, "Önce bunu gözden geçirsinler. Bunu gözden geçirmedikçe atacağımız birçok adımı da bundan sonra İsrail'le de atamayız. Türkiye'yi bölgede oyun kurucu olarak görmeyenlerle bizim adım atmamız mümkün değil. Türkiye, bu bölgede oyun kurucudur. Şu anda Kuzey Irak'ta Araplar, Türkmenler ve ciddi bir nüfusa sahip. Bunun yanında Asuriler, Keldaniler, Süryaniler var. Bunlar kendilerinden başka kimseyi tanımıyorlar." diye konuştu.

Erdoğan, Irak Merkezi Hükümeti'nin çevresindeki tüm ülkelerin karşı olduğu bağımsızlık girişiminin, fiilen mümkün olmasının ve orada yaşayanları mutlu etmesinin düşünülemeyeceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bu sabah güzel bir istihbarat geldi. Bir şoföre sormuş Kuzey Iraklı. 'Ne yaptın? Ne oy verdin?' 'Evet oyu verdim.' 'Peki bağımsızlığınız tanınmazsa ne olacak?' 'Çoluğumu, çocuğumu alacağım Türkiye'ye gideceğim.' Bu nasıl iştir? Yani işin mantığı yok. Memurunun maaşını ödeyemiyorsun, sana Başbakanlığım döneminde kredi açıyoruz. Yaklaşık bir buçuk milyar dolar bunlara kredi veriyoruz, 'Memurunun maaşını öde' diye sen kalkıp böyle bir adımı atarken bir de soralım demiyorsun.?"

Bu meselenin Barzani tarafının iddia ettiği gibi Kürtlerin hakkı meselesi olmadığını ifade eden Erdoğan, "Eğer haktan söz edeceksek oradaki Arapların Türkmenlerin, Ezidilerin, Keldanilerin, Süryanilerin haklarını da konuşmamız gerekiyor. Onu nereye koyacaksın? Bu referandumda onların haklarına dair hiçbir şey yok. Buyur, Türkmenler ve Araplar sandığa gitmedi." dedi.

Erdoğan, Kuzey Irak'daki diğer etnik grupların varlıklarından ve haklarından söz etmenin Kürt düşmanlığı değil, binlerce yıllık bir hakikati dile getirmek olduğunu kaydederek, bu girişinin o etnik grupların haklarının gasbı anlamına geldiğine işaret etti.

Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve özellikle o bölgede yaşayan halkaların tercihinin saygılı bir biçimde korunması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Referandumu Kuzey Irak yönetimi gerçekleştiriyor, tek desteği İsrail veriyor. Daha sandıklar açılmadan kutlamayı PKK'lılar yapıyorsa orada masumiyet de meşruiyet de yoktur. Bu böyle bilinsin. Nasıl ve hangi şartlarda fiiliyata geçirildiği meçhul olan bu referandumla ilgili açıklanan katılım oranı da çıkan sonuçlar da şaibelidir. Çünkü yapılan iş şaibeli. Özellikle Türkmen ve Arap nüfusun çoğunlukta olduğu yerlerde nüfus kayıtlarının imhasından zorla göçe kadar her türlü hukuksuzluğun yaşandığı bir sürecin ardından yapılan bu referandumu meşru kabul etmek mümkün değildir."

"Birilerinin oyuncağı olacaklarını unutmamalı"

Kadim Irak coğrafyasının, gelecek dönemde DEAŞ tehdidinden daha fazla yıkıcı ve acı sonuçlar doğuracak olayların içine çekilmeye çalışıldığına dikkati çeken Erdoğan, Türkiye sınırlarının yanı başında yaşanan böyle bir rezalete, çarpıklığa ve tehlikeye sessiz kalınmayacağını söyledi.

Erdoğan, İran ve Irak merkezi yönetimiyle sürekli iletişim halinde olduklarını ifade ederek, bütün istihbarat örgütlerinin de bölgede gerekli çalışmaları yürüttüğünü anlattı.

Barzani ve Kuzey Irak yönetiminin bu yanlıştan dönmemesi durumunda bölgeyi bitip tükenmek bilmeyen bir mezhep ve köken savaşı içine iteceklerini belirten Erdoğan, istikrarsızlığı bölgede kalıcı hale getirme ve yayma amacı taşıyan her türlü girişimin doğrudan Türkiye'nin milli güvenliğine bir tehdit olduğuna vurgu yaptı.

Erdoğan, Irak ve Suriye'nin bölünmeye değil, birliğini, beraberliğini, kardeşliğini ve dayanışmasını pekiştirmeye ihtiyacı olduğuna işaret ederek, bu tür girişimlerde devlet kuracaklarını sananların birilerinin oyuncağı olacaklarını, işleri bitince de kaldırılıp bir köşeye atılacaklarını unutmaması gerektiğini bildiridi.

"Gelin bu oyuna düşmeyin, kendinizi kullandırtmayın"

Kendi ülkelerindeki çok parçalı yapıları bütünleştirmek için uğraşanların, bölgedeki binlerce yıllık birliktelikleri parçalamaya çalışarak asıl niyetlerini ele verdiklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bölgemizde ayrılıkları teşvik edenler, eğer bölünme, parçalanma, küçülme iyi bir şeyse önce bunu kendi topraklarında tatbik ederek dünyaya emsal teşkil etmelidir. Ama böyle bir niyeti ve çabayı asla göremezsiniz. Buradan Irak'taki ve Suriye'deki tüm aklıselim sahibi kardeşlerimize sesleniyoruz. Gelin bu oyuna düşmeyin. Gelin kendinizi kullandırtmayın. Bugün sizi kışkırtanlar yarın çekip gidecekler. Unutmayın. Ama bizler inşallah binlerce yıl birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Bugünün hırsı için yarınlarınızı heba etmeyin. İsrail bayraklarının orada dalgalanması sizi kurtarmaz, bunu bilesiniz. Şu anda bunların durumu aynen deve kuşunun haline döndü. Çünkü tarihte elimizde belgeler var bunlarla ilgili. Şimdi onlar meydana çıktı. Dolayısıyla bu belgeler bu vesileyle çok açık net artık müzakere edilmeye ve gündeme gelmeye başlayacak."

Irak'ta yaşayan Kürt, Arap, Türkmen ve diğer grupları barış ve huzur içerisinde görmek istediklerini ifade eden Erdoğan, bu barış ve huzur ikliminin oluşması için gerekirse ekmeği bölüşmeye, kolkola girip mücadele etmeye, hatta kanı aynı toprağa birlikte akıtmaya razı oldukları söyledi.

Erdoğan, Türkiye'nin gücü ve imkanlarının bu tür tehditlerle mücadele etmeye ziyadesiyle yeterli olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu yol kapandığında elimizdeki imkanları kullanmaktan asla tereddüt etmeyeceğiz. Ülkemizi Suriye'de oyaladıklarını, dolayısıyla Irak'la ilgilenemeyeceğini sananlar, bizim en zor zamanımızda dahi gerektiğinde yedi düvelle mücadele edebilecek gücümüzün olduğunu unutmasınlar. Ekonomik yaptırımlardan askeri seçeneklere kadar tüm ihtimaller şu anda masadadır. Hava sahaları, kara, hepsi masadadır. Bütün bu opsiyonlar şu anda masada görüşülmektedir. Umut ediyorum ki bunların hiç birine gerek kalmadan Kuzey Irak yönetimi aklını başına alır ve bu sonu karanlık olandan, maceradan vazgeçer."

Türkiye'nin her alanda daha çok çalışması, üretmesi ve büyümesi gerektiğini belirten Erdoğan, üniversitelere bu konuda çok büyük görevler düştüğünü de anlattı.

Notlar

Erdoğan’a, konuşmasının ardından İstanbul, Hacettepe, Çukurova, Zonguldak Bülent Ecevit, Ardahan, Bilkent ve Kocaeli üniversitelerinden gelen öğrenciler tarafından tüm öğrencileri temsilen çiçek takdim edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerle çektirdiği hatıra fotoğrafının ardından konuşmasında açıkladığı 10 araştırma üniversitesinin rektörlerine beratlarını verdi.

Törende, YÖK tarafından bu yıl ilk kez bireysel ve kurumsal olarak iki sınıfta verilen “ YÖK Üstün Başarı Ödülleri” de sahiplerini buldu. Ödülleri Cumhurbaşkanı Erdoğan verdi.

Bireysel ödüllerde “Yılın Doktora Tezi Ödülleri” tez sahibi ve danışmanlarına verildi. Buna göre, Sosyal ve Beşeri Bilimler alanında Yrd. Doç. Dr. Ahmet Bildiren, tez danışmanı Prof. Dr. Tevhide Kargın, Fen ve Mühendislik Bilimleri alanında Yrd. Doç. Dr. Bekir Akgöz, tez danışmanı Prof. Dr. Ömer Civalek, ile Sağlık Bilimleri alanında Dr. Sevinç Kurbanoğlu, tez danışmanı Prof. Dr. Sibel Ayşıl Özkan ödül almaya hak kazandı.

Kurumsal ödüle Anadolu Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi layık görüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilgili üniversitelerin rektörlerine de ödüllerini verdi.

Açılış törenine, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ve Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan katıldı.

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgür iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!
 
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Kerkük türküsü

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Kerkük türküsü

Kendi karavanını kendisi yaptı

Kendi karavanını kendisi yaptı

Aliya İzzetbegoviç kimdir, kaç yaşında? İşte hayatı hakkında merak edilenler

Aliya İzzetbegoviç kimdir, kaç yaşında? İşte hayatı hakkında merak edilenler

30 bin yeni memur alınacak! Hangi kurum kaç kişi alacak?

30 bin yeni memur alınacak! Hangi kurum kaç kişi alacak?