• $ 5,5513
  • € 6,2968
  • 235.938
  • 99.325
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Ardan ZENTÜRK

azenturk@stargazete.com

“Aktivist gazeteci” olmak risk almaktır, sızlanmak garip...

29 Şubat 2016 Pazartesi

Türkiye Can Dündar meselesini yanlış zeminde tartışıyor. (Beraber tutuklandığı Erdem Gül’ü ayrı tutarak devam edeceğim, şahsen tanımam, Ankara’daki güvendiğim meslektaşlarım, kendisini bir anaforun içinde bulduğunu, dürüst gazeteci olduğunu söylüyorlar.)

Can Dündar’ın casus olup olmadığını tartışmak hatadır. Bu, ilgili mahkemenin kararında belirlenecek bir konudur, meslek ilkeleri açısından bu tartışmanın zararı vardır. (Tutuklu kalması gerektiği tezi ise gazetecileri ilgilendiren bir konu değildir, hukukun işidir.)

Ama...

Yapılanı meslek açısından tartışmamız özellikle genç kuşaklar açısından büyük önem taşımaktadır, ortada bırakamayız.

Aktivist gazetecilik bir çorbadır...

Can Dündar’ın, MİT TIR’ları haberini, Aydınlık’tan aylar sonra ısıtması, devamında sergilediği tutum, gazeteciliğin arka sokağı olarak adlandırılan aktivist gazeteciliğe önemli bir örnektir.

Aktivist gazeteci, kendine ait gizli gündemi olan, bu gündemi, güvenilir olmayan kaynakları veya içine yalan sıkıştırılmış istihbaratı da kullanarak kamuoyuna yerleştirmeye çalışan özel bir karakterdir.

Aktivist gazetecilik, mesleğin içinde olan ama asla, ana akım medyada yer almayan bir “gazetecilik”(!) türüdür. Özellikle sosyal iletişim ağlarının yaygınlık kazandığı günümüzde palazlanan fakat gerçek gazetecilerin yeni savunma hatları oluşturduğu yapılanmadır.

2013 Mart ayında Doha’da yapılan küresel gazetecilik toplantısında, Suriye’den haber geçen kaynakların, internette yarattığı propaganda ortamından gerçek haberi ayıklamanın yollarının tartışılması buna bir örnektir.

Veya...

“Ben elimde kamerayla bütün ülkeyi dolaşıyor ve karşılaştığım haksızlıkları belgeleyip, yayınlıyorum” diyen Çin’in ünlü blog yazarı Zhou Shuguang’ı, kendine ait bir gündemle gerçekleştirdiği yolculuklardan oluşturduğu şahsi yorumlarıyla bir gazeteci olarak görecek miyiz?

Karşımızda kendi siyasi gündemleriyle gazeteciliği birleştiren insanların yarattığı bir çorba bulunuyor ve tadı da pek lezzetli değil.

Gezi Parkı dönüm noktası...

Medya, Gezi Parkı sonrasında, aktivist gazeteciliğin olması gerektiği yerden, yani arka sokaktan, merkeze yürüdüğü tehlikeli bir süreç yaşıyor. Yine Can Dündar’ın, “polis katliama hazırlanıyor”  yalanıyla başlayan bir süreç... Muhalif medyanın aktivistlerle bütünleştiği, devamında -ne yazık ki- hükümeti destekleyen medyanın da aynı rotaya yöneldiği talihsiz bir dönem...

Siyasi tartışma programlarında siyasilerin değil, gazetecilerin tartışmasıyla belgelenen garip bir durum.

Siyasi aktivizm, gazeteci için çukurdur. Gerilla kamplarını dolaşıp, “size ne veriyorlar ki, sakın silah bırakmayın” diyen Hasan Cemal’in, PKK’nın son kanlı senaryosunda bile, özeleştiri yapmayıp, PKK-YPG’nin meşruiyeti telaşını yaşaması bunun açık örneğidir.

Aktivist gazeteci için ufuk geniştir, geriye dönüp bakmak yoktur, kendi gündemiyle var olma savaşını sürdürmek esastır.

Can Dündar’dan tek ricam...

Can Dündar’ın, Gazi Mustafa Kemal’in parmak izlerini taşıyan Cumhuriyet Gazetesi’ni, emperyalizmin içimize sızdırdığı bir hareketin emrine vermesini bir ulusal güvenlik sorunu olarak gördüğümü önce de yazdım.

MİT TIR’ları haberinin DAEŞ bağlantısı bir yalandı ve bu olayın ülkemize dönük nasıl büyük bir kumpas olduğu her geçen gün biraz daha ortaya çıkıyor. Herşeyi, kendine ait veya önerilen bir gündemle yaptı, bunu, gazetecilik şemsiyesinin altına saklamaya çalıştı, meslek açısından ayıptır.

Ayrıca, aktivist gazeteciliğin de bir şanı vardır, siyasi gündemle mesleği birleştirdiğiniz anda, farklı güç odaklarının hedefi haline gelmeniz normaldir, aktivist gazeteci, sızlanmaz...

Can Dündar’ dan bir kereye mahsus, tutarlı bir adım beklemek hakkımızdır. Bu, farklı fikirlerle ama gazeteciliğin aynı kaldırımından yürümüş Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay gibi onurlu bir davranış sergileyip, gazeteciliği bırakarak siyasetteki yerini almasıdır.

Aynı tavsiyem, hükümet yanlısı medya kuruluşlarında yer alan bazı meslektaşlaradır, meslek artık onlardan da Mehmet Metiner, Orhan Miroğlu veya Markar Esayan olgunluğunu göstermelerini bekliyor.

Türkiye’nin, basın özgürlüğü tartışmalarında kriterlere ihtiyacı var. Aksi, bizi, PKK terör örgütünün propaganda yayınlarında görev alıp, gazetecilik dışı faaliyetler nedeniyle mahkeme önüne çıkan propagandistleri gazeteci olarak tanımlamamıza vardırır.

Altını çizerek söylüyorum: Bir terör örgütünün kameramanı olmak neyse, MİT TIR’ları haberine belgesi olmayan bir iddiayla imza atmak da oydu.

Benim kriterim bu, ister beğenin, ister beğenmeyin...

 

İsrail’in başkenti Tel Aviv´in kuzeyine roket düştü

İsrail’in başkenti Tel Aviv´in kuzeyine roket düştü

F-35 mi, Su-57 mi?

F-35 mi, Su-57 mi?

2018'in en iyi drone fotoğrafları

2018'in en iyi drone fotoğrafları

Güneşin en güzel doğup-battığı yer 'Dünya Mirası' sezonu açtı

Güneşin en güzel doğup-battığı yer 'Dünya Mirası' sezonu açtı