Hasan Öztürk

hozturk@stargazete.com

Amerika’ya ‘one minute’

11 Şubat 2016 Perşembe

PYD/YPG, Suriye’de DAEŞ terör örgütüne karşı piyade birliği olarak kullanışlı olduğu için mi Amerika’nın ortağı? 

PYD/YPG ile Amerika’nın özel ilişkilerinin nedeni gönüllü kara birliği olması mı?

Ya da PYD/YPG’nin diğer terör örgütlerinin aksine “seküler” düşüncenin temsilcisi olması mı?

Yoksa bunların hiçbiri mi?

PYD/YPG çizgisinin ne olduğunu biliyoruz. YPG’nin Kandil’de çöreklenmiş PKK terör örgütü olduğunu biliyoruz. PYD’nin HDP gibi olduğunu biliyoruz.

Rojava bölgesi adı altında Suriye’nin Kuzeyi’nde oluşturmaya çalıştıkları koridoru Esad ile birlikte organize ettiklerini biliyoruz.

Rejimin kurumları tırık tıkır çalışırken, PYD flamalarını çoğu yerde tek silah atmadan gösterdiklerini biliyoruz.

Dahası, Rojava’da kantonlar adı altında yerleşik hale gelmeye çalışırken, kendileri gibi düşünmeyen yüzbinlerce Kürt’ü, binlerce Türkmen’i, binlerce Arap’ı kendi topraklarından nasıl sürdüklerini de biliyoruz.

En çok da Kobani’de DAEŞ terör örgütüyle mücadele ediyorken, Amerika’dan aldıkları silahların bazılarını Türkiye sınırından sokup, Cizre’de, Sur’da askerimize, polisimize karşı kullandıklarını biliyoruz.

Peki Amerika neden hala böyle PYD’nin bir terör örgütü olduğunu ya da PKK’nın Suriye kolu olduğu gerçeğini inkar ediyor?

Bu sorunun bendeki cevaplarından biri şu: Türkiye’nin Suriye üzerinden İslam coğrafyası ile kurduğu bağ seküler PYD eli ile koparılmak isteniyor.

Yoksa bu yüzden mi Suriye sınırımızın büyük bir bölümüne beton “duvar” örüyoruz?

Müslüman coğrafya ile aramıza duvar ördürenlerin PYD gibi seküler bir terör örgütüne sahip çıkmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan, rest çekti!

Bu aşamadan sonra Suriye krizi başka bir faza geçmiştir.

Yakında satranç tahtasında yeni taşlar görürsek şaşırmayalım.

‘Amerikan işgalini alkışlarız’ diyen aklı evvel

Bir zamanlar HDP’nin DTP olduğu dönemlerde Muş Varto’da çıkıp, “DPT’nin dışında aday olan hiç kimse Kürt değildir” diyerek parti faşizanlığı yapan Emine Ayna, yeniden ortalıkta görünmüş.

Bu kez diyor ki, “Eğer Amerika Türkiye’ye müdahale ederse Kürtler onlara kucak açar!”

Yanlış okumadınız... Kürt faşisti Emine Ayna, Türkiye’de bir Amerikan işgali yaşanırsa Kürtlerin bu işgali olumlayacağı kehanetinde bulunuyor.

Amerika’nın Irak işgalini olumlayan Emeni Ayna, bir gün Türkiye’nin de işgal edilmesini bekliyor ve bu işgalde Kürtlerin Amerika’ya destek vereceğini söylüyor.

Şimdi daha iyi anladık mı neden PYD, Amerika için müttefik?

Peki ‘siz’ kimsiniz Hüseyin Bey

Hüseyin Çelik, Ahmet Hakan’a konuşmuş. Bir bakıyorsunuz, AK Parti’nin içinden gibi, bir bakıyorsunuz dışından gibi konuşmuş.

Hem içinden hem de dışından gibi yaptığı konuşmada ne hikmetse özne çoğul!

Hep “biz” diye başlayan cümleler kurmuş Hüseyin Çelik!

“Biz” diyor mesela, “Biz, partimizin aleyhine bir şeyin içine girmeyiz.” 

Hüseyin Çelik’e sormak lazım, “Peki siz kimsiniz?”

Bülent Arınç konuşurken, bir organizasyonun parçası olarak mı konuşuyor? Siz Hüseyin Çelik olarak konuşurken, yazarken bir organizasyonun parçası olarak mı yapıyorsunuz bunları?

Bilelim de ona göre...

Bana göre, Bülent Arınç da Hüseyin Çelik de bir organizasyonun parçası olarak konuşuyor.

Yoksa 11’nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sürpriz bir şekilde randevu alıp, yemekte 3 saat konuşur muydu?

Hedefe giden yolda, ille de “özne” olarak yer almak şart mıdır?

Hani davanın neferleri olarak kalmak da bir erdem değil midir?

Son günlerdeki “kafa gösterme” hadiseleri ille de vitrinde olma arzusunun bir iz düşümü değil midir?

Bir düşünün derim.