Selim ATALAY

http://www.selimatalay.com

Arap Yarımadası’nda ücret mukabili sınır değişiklikleri

19 Haziran 2017 Pazartesi

Arap Yarımadası'nda herkese ayar verme çabası giderek tehlikeli hal alıyor. Evdeki hesap çarşıya uymuyor.

50 yıl önce İsrail’in çevresindeki herkese savaş açmasına, Akabe Körfezi’ne geçişi sağlayan Tiran Boğazı’nı Mısır’ın ablukaya alması neden olmuştu. Tiran Boğazı, İsrail Eylat ve Ürdün Akabe limanlarının kapısıydı. 

Mısır, Şarm El Şeyh’in 5-6 mil açığındaki iki boş ada üzerinden Eylat’ı ablukaya aldı diye İsrail, Haziran 1967’de Mısır’ı vurdu.

Adalar: Tiran ve Sanafir.

Mısır, kendini savaşa atacak kadar önemsediği bu iki adayı, şimdi Suudi Arabistan’a veriyor... Riyad yönetimi, aynı zamanda Suudi kıyısına da bakan bu adalara köprü yapıp, Mısır’a uzanacakmış. Riyad benzer bir uzun köprü ile Bahreyn’i kendine bağlamıştı.

Bu adalar meselesi, Suudi Arabistan’ın bölgedeki stratejik emelleri açısından bazı ipuçları veriyor. Örneğin adalar Mısır toprağı iken de buraya köprü yapılabilir, ancak anlaşılan tapulu malı tercih ediyorlar. Peki Bahreyn’i kendine bağlayan, Mısır’a da yol yapan Riyad, bölgede başka sınır düzenlemeleri de istiyor mu?

Mesela Katar diye bir ülkenin varlığına Riyad’ın katlanamadığı, eskiden beri bilinir. Bunu ilk kez 30 yıl önce bölgede dolaşırken gözlemiştik.

Katar yarımadasındaki kabilelerin ayrı devlet kurmasını fuzuli gören Suudi Arabistan’ın olabildiğince az sınır çizgisi taşıyan bir yarımada arzuladığı, o zaman da konuşulurdu. Anlaşılan, o yarımadanın Katar kısmında bulunan doğalgaz yatakları, bu arzuyu daha da körükledi. Sadece petrole dayalı ekonomiye bir de doğal gaz alternatifi? Fena olmaz diye düşünen vardır. Son gelişmeler, 30 yıl önce ‘dedikodu’ denebilecek konunun, bugün icraat aşamasında olduğunu gösteriyor.

Tabii bölgenin kadim özelliği de, dışarı pirince giderken, evdeki bulgurdan olmaktır. Katar kimsenin vilayeti olmayı kabul etmez. Katar’a yönelik tavır, hukuki değil. Ama gereksiz kriz başlatıldı ve şimdi yarımadayı olduğu gibi muhafaza etmek de güçleşecek.

Trump'ın ipi

Donald Trump’ın Mayıs ayı sonundaki Suudi Arabistan ziyaretinin Suudi Arabistan ve Mısır’a bazı ilhamlar verdiği anlaşılıyor. Ancak temel soru şu: Trump’ın ipiyle kuyuya inilir mi?

Önce Katar’a yüklenen; sonra Katar’da ABD üssü olduğunu bilmediği anlaşılan; Katar emirine arabuluculuk öneren; sonra bir daha Katar’a yüklenen; beş gün sonra da Katar’a 12 milyar dolara savaş uçağı satan ABD Yönetiminin Başkanı...

Katar’ın silah siparişi ve ardından 4 ABD savaş gemisinin Katar’da askeri manevraya katılması ile sorunun çözüldüğünü düşünmek, yanıltıcı olur. Olsa olsa, Suudi Arabistan Katar’ı işgale cesaret edemez. Ama o kadar.

Suudi Arabistan, Mısır’ı da kullanarak ABD’deki lobi gücüyle Katar’ı sindirme çabasında. Katar oyunu yeni gördüğü için, lobi ve ABD ekonomisi siparişleri ile denge kurmaya çalışıyor. Ancak sorun, Katar’a hava ve karadan uygulanan haksız - hukuksuz abluka.

Bu hafta ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’dan yeni arabuluculuk girişimleri gelebilir.

Ve ‘teröre destek’ vs hikaye, çünkü bölgede durum, ‘tencere dibin kara’ durumu... El Kaide’nin nasıl yaratıldığını Trump bilmez ama buralarda herkes biliyor. DEAŞ’ın kurucu eş başkanlarının Obama ve Hillary olduğunu söyleyen Trump, o sözleri unuttu... Bu nedenle verilen sözlere ve uzatılan ipe güvenerek iş başlatmanın önemli riskleri var. Bu riskler Suriye’de maşa olarak kullanılan PKK uzantısı terör örgütleri için de geçerli.

50 yıl önce uğruna savaşılan adalar

Daha 1967 savaşının 50. yıldönümü yeni geçti. İsrail’in 6 günde üç Arap ülkesinden dilediği kadar toprak aldığı savaş... Mısır’dan Sina ve Gazze; Ürdün’den Batı Şeria ve Doğu Kudüs; Suriye’den de Golan Tepeleri’nin alındığı, İsrail’in kolaylıkla İskenderiye, Kahire, Amman ya da Şam’a girme noktasına geldiği 6 gün Savaşı... Savaşı İsrail başlatmış ama gerekçesini de Mısır - Nasır vermişti. Şimdi Nasır’a savaş ve yenilgi yolu açan adaları Abdülfettah Sisi, Suudi Arabistan’a veriyor.

Adalar Osmanlı İdaresinden kalma. 1906’da İngiltere işgalindeki Mısır, ‘Osmanlı ile aramızda sınırdı’ diyor. Sonra ‘Aslında adalar Riyad malı idi, 1950’de İsrail kapmasın diye Mısır’ın korumasına verildi’ lafı çıktı. Nasır’ın aynı görüşte olmadığını biliyoruz. İsrail zaten 1967’de orayı kimseye sormadan aldı ve 1979 Camp David anlaşmasının ardından adaları Mısır’a verdi.

- Peki Suudi nereden çıktı?

Riyad’ın Abdülfettah Sisi’ye verdiği 24-25 milyar dolara karşılık adaların hediye verildiği söyleniyor.

- Mısır bu işe ne diyor?

Muhammed Mursi’yi Hamas’a Sina’da toprak vermekle suçlayan Sisi, bu tür kararları yasaklayan Anayasa maddesi yazmıştı. Şimdi kendisi daha ağır mülkiyet devri yapıyor.

- Yani Sisi yasa dışı iş yaptı...

Adaların devrine mahkemeler hayır dedi. Ama en son Meclisin önceki gün onay verdiği söyleniyor. Gerçi oturuma katılan milletvekilleri oylamanın farkına varmamış. Bir de, bu işlere Sisi değil, Başbakan imza atmış. Gerekirse o gürültüye gidecek. Son durumda adaların devri için fazla engel yok.

- İsrail ne diyor?

İsrail medyasına göre İsrail’den izin alınmış. Riyad, adaların İsrail’e karşı kullanılmayacağına garanti veriyor. İsrail de Riyad ile işbirliğinin bir sembolü olarak devire onay veriyor ve bu sayede Riyad ile daha yakın işbirliği arzu ediyor.