Serdar AKBIYIK

sakbiyik@stargazete.com

Beyazperdenin en kötü kadınları

13 Ağustos 2017 Pazar

Bu hafta vizyona giren The Model filminden yola çıkarak sinemanın kötücül kadın performanslarına bakalım dedik. Bakınca “Düşman başına” demeden edemedik.

Sinemada kadın performansları çok önemlidir. Hatta sinemanın çarpıcı ve güzel yüzü diyebiliriz unutulmaz kadın oyuncular için. Marilyn Monroe’dan Kathryn Hepburn’e, Sharon Stone’dan Angelina Jolie’ye birçok unutulmaz isim sinemanın kraliçesi oldu. Ama kadın performansı deyince sadece güzellik akla gelmiyor. Sinemanın belki de eleştirilmesi gereken bir anlayışı da var. Kötülük ve kadın arasındaki bağ, gerçekte olmadığı kadar sıkıdır sinema tarihinde. Kötü kadın performansıyla unutulmazlar arasına giren birçok isim var. En güzel kadın dediğimiz isimler arasından bile çıkıyor bu performanslar. Mesela Monster’daki Charlize Theron ve Temel İçgüdü’deki Sharon Stone... Bu hafta vizyona giren The Model filminde de böyle bir performansla karşı karşıyayız. Model Emma’yı canlandıran Maria Palm filmin içinde geçirdiği değişim ile çarpıcı bir performans koymuş ortaya. İşte bu filmden yola çıkarak sizin için en iyi 10 kötü kadın performansını sıraladık.

Sofia Boutella - Mumya-The Mummy

Sıkıca mühürlenmiş olan antik bir mezar yüzyıllardır unutulmuş bir çölde yatmaktadır. Ancak askeri bir operasyon sonucu keşfedilir ve açılır. Zamansız bir şekilde hayatı elinden alınan antik kraliçenin ruhu da uyanmış olur. Yüzyıllar boyunca büyüyen öfkesiyle günümüze uyanan kraliçe insanlığa boyun eğdirmeye ve kendisine yapılanları ödetmeye kararlıdır. Kraliçe Ahmanet’i canlandıran Sofia Boutella The Exorcis’teki Linda Blair’den sonra en korkutucu kadın karakterlerden biri oldu.

Maria Palm - Model-The Model

Emma, mankenlik kariyeri yeni başlayan genç bir kızdır. Uluslararası bir model olmanın hayaliyle Paris’e taşınır. Bir fotoğraf çekiminde tanıştığı fotoğrafçı Shane White’a aşık olur. Shane de Emma’ya aşık olur fakat bu ilişki Emma için tehlikeli bir takıntıya dönüşmek üzeredir ve kariyerini tehdit etmektedir. Emma’yı canlandıran Maria Palm filmin başındaki naif masum kız karakterinden intikamcı ve takıntılı kadına dönüşümü çok iyi canlandırıyor.

Piper Laurie - Günah Tohumu-Carrie

Carrie White baskıcı annesi yüzünden kabuğunu kıramamışdır. Okulda yaşadığı oldukça travmatik bir olayın neticesinde gerçeküstü yeteneklerini keşfetmeye başlar. Arkadaşları onun durumuna üzülerek onu topluma kazandırma çabası içerisine girerler. Yakınlarda gerçekleşecek olan okul balosuna götürmek üzere bir oğlan onu davet eder. Ancak bu baloda ona hazırlanan korkunç bir şaka, herkes için ölümcül olacaktır. Sissy Spacek’in performansı unutulmaz ama kötümcül kadın açısından Carrie’nin annesi Margaret White’ı canlandıran Piper Laurie daha önemli bir performans göstermiştir. 

Kathy Bates - Ölüm Kitabı-The Misery

Paul Sheldon kariyerinde dönüm noktasında olduğunu düşünür ve maceralarını yazdığı karakteri Misery Chastain’i öldürüp diziyi bitirir. Paul geçirdiği bir araba kazasından yaralı kurtulur. Onu bulup evinde bakmaya başlayan Annie Wilkes, Paul’un sadık okurlarından biridir ve kahramanı Misery Chastain’in de hayranıdır. Son kitabı okuyup Misery’nin ölümüyle şoke olan kadın öfkeye kapılır ve Paul’u ayağından yaralayarak onu yatağa hapseder. Herkes Paul’ü ararken Annie’ye özel bir Misery macerası daha yazmak zorundadır.

Sharon Stone - Temel İçgüdü-Basic Instinct

Dedektif Nick Curran, bir cinayet dosyasını araştırırken davanın şüphelisi olan Catherine Trammel’le yakınlaşır. Yazar olan Catherine, son kitabında Nick’in davasındaki cinayetin bir benzerini detaylı şekilde anlatmıştır. Cinayetlerin devamı geldiğinde Nick’in psikiyatristi Elisabeth ve ortağı, onu Catherine’le olan yakınlığı nedeni ile uyarırlar. Catherine’in kıskanç sevgilisi Roxy’nin onu öldürmeye çalışması bile Nick’in kadına olan tutkusunu engelleyemez. Paul Verhoeven’ın tutkulu filmi, özellikle Stone’un performansı ve sorgulama sahnesiyle sinemaseverin hatırlarında kalmıştır.

Charlize Theron Cani-Monster

Film, Amerikan’nın ilk kadın seri katili olan Aileen Wuornos’un gerçek hayat hikayesini anlatan karanlık bir hikayedir. Wuornos’un zor ve acımasız bir çocukluğu olur. Tacize uğramış ve uyuşturucu bağımlısı olmuştur. On üç yaşına geldiğinde bir hayat kadın olup aynı yıl hamile kalır. Sonunda Florida’ya yerleşir. Hikaye 1989-1990 arasında 9 aylık bir döneme odaklanıyor. Wuornosaynı dönemde para kazanabilmek için müşterilerini öldürmeye başlar. Bir zaman sonra durum, başka bir boyuta ulaşır. Wuornos’nun içindeki soğuk kanlı katil seri cinayetmerin sorumlusudur. Charlize Theron makyaj yardımıyla öyle bir değişim yaşıyor ki onaalışmış izleyiciler bile rahatsız oldu.

Rosamund Pike - Kayıp Kız-Gone Girl 

Amerika’nın Missouri eyaletlerinden birinde sıcak bir yaz sabahı, Nick ve Amy evliliklerinin beşinci yıl dönümünü kutlamaya hazırlanmaktadırlar. Fakat o gün Amy aniden ortadan kaybolur. Geri dönmeyince, polisin gözünde kocası Nick tüm şüpheleri üzerine çeker. Nick’in ise kafası karışmıştır zira Amy’ye ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktur ama bir anda kendisini Amy’nin ailesinin hazırladığı bir yardım operasyonu içerisinde.piyon olarak bulur! Nick masum olduğu konusunda ısrar etse de üstündeki şüpheleri tamamen yok edemez. Amy’nin hayatta olup olmadığı ise büyük bir muammadır... Amy’i canlandıran Rosamund Pike bir kadının tutkusunun nerelere kadar gidebileceğine iyi bir örnek.

Glenn Close - Öldüren Cazibe-Fatal Attraction

Karısı ve kızı şehir dışındayken avukat Dan Gallagher bir gecelik ilişki yaşamaya kalkışır. Yayıncı Alex Forrest ile yaşadığı bu kısa ilişkinin ona nelere malolacağından ise haberi yoktur. Dan, yaşadıklarından sonra iletişimi kesmeye çalışır ama Alex ilişkiyi bitirmek niyetinde değildir. Dan’in onu reddetmesi üzerine çıldıran Alex şiddete başvurmaya başlar ve bunu Dan’in ailesine de yansıtır. 1987 yılının en iyi box Office başarısı olan film ihanetin sonuçlarını korkunç bir şekilde anlatıyor. Başrollerde Michael Douglas ve Glenn Close var ve ikisi de unutulmayacak oyunculuklara imza atıyorlar.

Barbara Stanwyck - Çifte Tazminat-Double Indemnity 

Femme fatale kavramını sinemaya sokan kara filmin gerçek anlamıyla ilk örneklerden biri Billy Wilder’ın Double Indenminty filmidir. Barbara Stanwyck de kara filmin ilk döneminin en akılda kalan ismidir. Amacına ulaşmak için her şeyi yapabilen ve bu uğurda insanları birer birer harcamakta hiçbir sıkıntı görmeyen, içi gerçek kötülükle dolu Phyllis Dietrichson karakteri ile unutulmazlar arasına girmiştir.

Nicole Kidman - Sonsuz İhtiras-To Die For

Suzanne diğer tüm karakter gibi amacına ulaşmak için başkalarını kullanmak konusunda ihtisas sahibi, ancak onu diğerlerinden ayıran kritik bir nokta var. Onun güzelliğiyle etkisi altına alıp işini gördüğü kişiler henüz birer lise öğrencisi. Kidman bu oldukça tehlikeli karakterin hakkını kusursuz güzelliğiyle sonuna kadar veriyor.

Bu pazarda ne sıcaklar ne de fiyatlar yakıyor

Bu pazarda ne sıcaklar ne de fiyatlar yakıyor

Sakarya'da işçileri taşıyan traktör devrildi

Sakarya'da işçileri taşıyan traktör devrildi

THY hayalini gerçeğe dönüştürdü

THY hayalini gerçeğe dönüştürdü