• $ 5,7637
  • € 6,5302
  • 243.334
  • 99.835
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Selahaddin E. ÇAKIRGİL

scakirgil@stargazete.com

Bu perişan hâlimizi yeni bir dirilişe çevirmeye mecbur değil, mahkûmuz!

29 Ocak 2018 Pazartesi

Hz. Peygamber (S) bizlere güzel bir ölçü veriyor. (Meâlen),  ‘Dostluk ve düşmanlıklarınızda ölçülü olunuz, bugün düşman olduklarınızla yarın dost; bugün dost olduklarınızla da yarın düşman olabilirsiniz.. ‘  Yani, her durumda ölçüyü kaçırmayınız, aksi halde utanabilirsiniz. 

***

İnternetlerde,  bazı çevreler, henüz  3-4 sene, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeErdoğan- Bahçeli arasında geçen sert tartışmaları ve Bahçeli’nin çok ağır suçlamalarını yayınlıyorlar. Anlaşılıyor ki, o tartışmaları yayanlar, bugün bu iki ismin birlikte hareket etmesinden çok rahatsızlar ve bu birliği bozmaya çalışıyorlar. 

Halbuki, iki taraf da, ülkenin emperial güçlerinin çok büyük oyunlarına hedef olduğunu görünce, kendi dünya görüşlerinden vazgeçmeksizin, birlikte hareket etmek idrakine gelmişlerse, bundan niye rahatsız olunur ki..  Ki, biz daha önceki bir yazıda, ‘Sadece AK Parti ve MHP değil, HDP ve hattâ çok uzak bir ihtimal olsa bile, CHP de aynı anlayış çizgisine gelebilse..’ diye temennilerimizi dile getirdiğimizde, bazıları,  ‘Filancalarla da mı?’ demişlerdi, itiraz bâbında.. Halbuki, aynı ülkede yaşıyor ve o ülkenin daha iyi yaşanabilir bir yer olması için çalışıyorsanız;  ‘yangında ilk kurtarılacak olanlar’ı iyi belirlemelisiniz; yoksa, masa- sandalyeleri kurtarmaya çalışmak gibi abes durumlara düşersiniz. 

*** 

Ülkemiz halkının  % 98’i, temelde İslâm inancına bağlıdır.  Bu yüzde 98’in içinde, ‘Ben öldüğümde beni camie götürmeyin, cenaze namazı filan da istemiyorum’ diyenler yüzde değil, binde 1’i bile bulmaz..  İslam inancında ise, hiçbir kavmin diğeri karşısında  üstünlüğü veya düşüklüğü sözkonusu değildir. Üstünlüğün yegane ölçüsü,  taqvâ ve fazilet açısındandır. Ve biz Müslümanlar, ‘Lâilâhe illallah- Muhammed Resulullah ‘ temelinde bir araya gelmiş bir ‘İslâm Milleti’yizdir.  Ama, bu ümmet arasında maalesef, bir asra yakın zamandır, emperyalist güçlerin dayatmasıyla kavmiyetçilik fitnesi körüklenmiştir. 

*** 

Ve bugün de, emperial odaklar, Müslüman coğrafyalarını birbirleriyle daha fazla savaştırmak ve daha bir paramparça etmek için, özellikle son 100 yıldır daha bir ağırlık verdikleri entrikalarına  şimdi daha bir ağırlık vermiş bulunuyorlar. Ve İslam Milleti’nin birçok kavmî unsurları arasında fitne ateşini daha bir tutuşturmak peşindeler.. 

100 yıl öncelerde ise, ,müslümanların elinde iyi-kötü, iki bağımsız devlet var gibiydi: Osmanlı ve İran.. İran, İslam yorumundaki mâlum temel ayrılık hasebiyle, diğer  Müslüman coğrafyalarından son 500 senedir tecrid etmiş, soyutlamış vaziyetteydi.. Osmanlı ise, müstemleke durumuna düşmeyen diğer bütün Müslüman toplumları bünyesinde topluyordu.. 100 sene önce bugünlerde, Birinci Dünya Savaşı  sonunda Osmanlı yenilmekle kalmadı; tarih sahnesinden de bütünüyle buharlaştırıldı, yerinde 30 küsur devlet var bugün, param-parça.. Her birisi kendisini en müstakil /bağımsız sanıyor ve diğerlerini ise, uşak

Ama, yine de Müslüman halklar kavmiyet, kabile ya da aşiret derdine düştüler- düşürüldüler. Kavmiyet derdine düşenler de parça-parça oldular. Bir çok devletin isminde bir kavmin adının olması, onları gerçekten o kavmin devleti de yapmadı. 

İddia edildiği gibi, sadece kürd kavminden olanlar 4-5 ayrı ülkede yaşıyor değil..  Devletlerinin adında arab ismi olanlar 24-25 ayrı devletçiğe bölündüler. İran’daki fars kavmiyetçileri de İran, Irak, Kafkaslar ve Orta Asya’da 4-5 ayrı ülkeye bölündüklerinden yakınıyorlar. Türk kavminden olanlar 100 yıl öncelerde ortaya atılan ‘Kızılelma’ masalı ve Büyük Turan iddialarıyla yola çıkmışken, bugün onlar da Anadolu, Balkanlar, Kafkaslar, Rusya stepleri, Orta Asya, İran, Irak, Suriye, Mısır ve diğer ülkelerde, parça parçalar..   

*** 

Elbette etrafımızda cereyan bizi de kuşatan ateşin içinde tarafsız kalamayız, tarafımızı  İslam ölçülerine göre belirlemeliyiz. Ya ‘Millet-i İslâm’ olacağız, ya da ‘Millet-i merhûme..’  Başka tercih imkânımız yok..  

‘Lâilâheillallah -Muhammed Resulullah Bayrağı’, hepimizi kendi gölgesi altında toplanmaya çağırıyor.