Yeni Akit muhabiri Mehmet Özmen’in uğradığı saldırıyla ilgili olarak Medya Derneği’nden bir açıklama geldi, o kadar... 

Konsey ve Cemiyet cenahından henüz ses yok.

Dayak yiyen Yeni Akit muhabiri... Kafadan “mücrim” ilan edilmiş bir gazeteci... Dolayısıyla, dövülmesinde beis yok.

Bakıyorum, Zaman gazetesinden de tık yok.

Bu gazete, milli maç öncesinde saldırıya uğrayan gazeteciler hakkında bir haber yapmış, daha da ötesine geçerek, “Kınama cezasıyla yetinilmemeli” buyurmuştu.

Kınamayalım...

Ne yapalım?

En ağır hapis cezasıyla tecziye edelim.

Kınama cezasını az bularak çıtayı yüksek tutuyorsunuz, iyi ediyorsunuz da, Yeni Akit muhabirinin uğradığı saldırıyı neden problem yapmıyorsunuz?

Bu olay, uyduruktan da olsa, kınamayı hak etmiyor mu?

Efendim?

Öyle ya, Ekrem Dumanlı kendi kendini kınayacak değil...

O zaman Ekrem Bey’in gösterdiği orantısız tepkiye bakalım.

Muhabirin, “Cemaatin Güneydoğu’da HDP’ye oy verdiğini söylüyorsunuz. Bu bir itiraf mı?” sorusu üzerine, önce “Yazının tamamını okuyun” şeklinde sakin sayılabilecek bir karşılık veriyor, sonra da“Münafıklık ediyorsun” diyerek etrafındaki militanları harekete geçiriyor.

Ekrem Bey, neden münafıklık vehmetti bu soruda?

Ya da şöyle soralım:

Neden bu arkadaşlar, kendilerine yöneltilmiş soru ya da ithamlar karşısında, en hafifi “Münafık, Firavun, Yezit” olan tahkir sözcükleriyle karşılık veriyorlar?

Cemaatin gözde akademisyenlerinden İhsan Yılmaz da, Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Kerhaneci Halife” demişti.

Başka küfür ve hakaret örnekleri de var ama yerim kifayet etmediği için geçiyorum.

Cevabını merak ettiğim soru şu:

Bir yanağına tokat yediğinde diğer yanağını çeviren hoşgörü timsali arkadaşlar, neden son zamanlarda “saldırgan” ve “mütecaviz” bir tutumu benimsediler?

Bunu sinir bozukluğuna mı yormak gerekir?

Ekrem Dumanlı’nın dayak hadisesine konu olan yazısından, Akif Beki’nin karşı yazısını okuduktan sonra haberdar olabildim...

Dumanlı, Yeni Akit muhabirinin “itiraf” olarak değerlendirdiği hususu, Beki’ye verdiği cevapta da tekrarlıyordu.

Evet, cemaat, son seçimlerde AK Parti dışındaki partilere oy vermiş...

Batıda CHP’yi, Orta Anadolu’da MHP’yi, Güneydoğu Anadolu’da da HDP/PKK çizgisini desteklemiş.

Sır değil.

Bunun böyle olduğunu biliyorduk.

Ekrem Dumanlı yazmasa da biliyorduk.

Batı illerinde kapı kapı dolaşıp, “Bu defa oyunuzu CHP’ye vereceksiniz” diyen abi ve ablaların varlığından herkes, hepimiz haberdardık.

Güneydoğu Anadolu’da da, HDP/PKK çizgisi için çalışılıyordu elbette...

Bunu da biliyorduk.

İyi de, herkesin malumu bu bilginin “faş” edilmesinden (yani Ekrem Dumanlı’nın yazısı referans gösterilerek teyit edilmesinden) niçin rahatsızlık duyuluyor? Niçin bu bilginin dolaşımda tutulması“münafıklık” olarak görülüyor?

Nedenini ben söyleyeyim:

Ekrem Dumanlı doğal bir “sonuç”tan söz ediyormuş gibi yapsa da, cemaatin (özellikle Orta Anadolu’daki cemaat mensuplarının) yüzleşmek istemediği tek gerçektir, Güneydoğu’da PKK/HDP çizgisin desteklenmiş olması...

PKK’dan nefret edilir çünkü...

HDP, meşru bir siyasi parti olarak görülmez.

Kürt siyasetçiler (umumiyetle televizyon dizileri aracılığıyla) şeytanlaştırılır.

Bugün kapılarını (ve televizyon kanallarını), “Erdoğan’dan nefret” uyarınca Kürt siyasetçilere açmış durumdalar ama derinlere ittikleri “milliyetçi” duyguları rahatsız ediyor onları.

Dahası, milliyetçi özellikler gösteren “taban”ın tepkisinden çekiniyorlar.

Demek istedikleri şey özetle şu:

Bu durumu (Güneydoğu’da HDP/PKK çizgisini desteklediğimizi) biz bilelim, biz konuşalım... Siz spekülasyon yapmayın.

Konuşursanız “zumzuğu” yersiniz.