Elinde, 52 Kürt vatandaşımızın kanı bulunan zat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Vatanı siz sattınız. Hain sizsiniz!” diye çıkışmış. Sonra da, rezil iftiraların mucidi gazetecinin “Terörle yaşamaya alışmalıyız” şeklindeki dangalakça lafına gönderme yaparak, “Savaşa da, ölüme de, katliama da alışmayacağız” buyurmuş. 

PKK’nın izniyle tuvalete dahi gidemeyen bir adam bu...

Sırtını terör örgütlerine dayayanların partisinde eş başkanlık yapan bir adam bu...

Hendek kazanların sadece alınlarından değil, ellerinden öpen bir adam bu...

Teröre mazeret üretmek dışında, dişe dokunur tek laf etmemiş bir adam bu.

Militanlarını sokağa dökerek, 52 vatandaşımızı katlettirmiş bir adam bu...

Hâlâ utanmadan konuşuyor...

Hâlâ rezilce tezviratlarına devam ediyor...

Sizin tarlanızı da sürdüler Metin 

Metin Bey de bu işe çok bozulmuş... Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’ndan söz ediyorum. “Adını Atatürk’ün koyduğu Cumhuriyet gazetesi bu durumlara mı düşecekti?” diyor.

Artık Cumhuriyet gazetesi almayacakmış...

Niye?

Çünkü gazete şehitlerimizi anmayı gerekli görmemiş.

Hem de “Şehitleri Anma Günü”nde...

“Bu hata affedilir gibi değil” diyor ve ekliyor: “Daha kötüsü, korkarım hataen yapılmış değil.”

Tastamam öyle...

PKK’nın “yararlı faaliyetlerini” duyururken hiçbir ayrıntıyı atlamayan, teröristlerden “yerlere sigara izmariti dahi atmayan çiçek çocuklar” yaratan, hoca efendisinin mülaanelerine karşı son derece duyarlı Cumhuriyet gazetesi elbette bu işi “hataen” yapmayacaktı, elbette numarasını çekecekti...

Cumhuriyet’te numara çok...

Şehitlerimizi anmayı gerekli görmeyen Cumhuriyet gazetesinin bir önceki numarasını da, paralel bir el tarafından genel yayın yönetmenliğine konuşlandırıldığı söylenen “Gezi yalancısı” Can Dündar’dan okuduk.

Başbakan Davutoğlu’nun, AB meselesini hale yola koymak için Brüksel’de ter döktüğü saatlerde, Can Dündar efendi gazetenin Ankara bürosunda topladığı AB ülkeleri temsilcilerine Türkiye hakkında brifing veriyor. Daha doğrusu, ülkesini gammazlıyor... “Sakın Türkiye’yi AB’ye almayın” diyor. (Hani “casus” değildi?)

Bu gazetenin bir yazarı da, “Niye Türkiye’yi NATO’dan atmıyorsunuz ki?” diye Joe Biden’a sitem etmişti.

Bunu da köşesinde yazmıştı.

Gazetenin paralel terör örgütünün güdümüne girdiğini söylüyoruz, bozuluyorlar. “Bu gazetenin sermaye yapısını inceleyin. İstanbul burjuvazisinin parasal desteğiyle birlikte, paralel destek de söz konusu mudur?” diyoruz, bozuluyorlar... “Atalay soy isimli kişinin ilişkilerine bakın, kimlerle teşriki mesai halinde?” diyoruz, bozuluyorlar. “Vakti zamanında Fethullah Gülen ve örgütüne demediğini bırakmamış Hikmet Çetinkaya neden son zamanlarda manidar bir suskunluğa büründü? Neden hoca efendisine tek laf etmiyor? Hani İzmir’in kavakları idi?” diyoruz, bozuluyorlar. “Hâlâ uyanmayacak mısınız efendiler? Gazeteniz terör örgütünün yayın bülteni gibi çıkıyor. Tarlanızı sürenlere bir çift söz söylemeyecek misiniz?” diyoruz, bozuluyorlar.

Metin Bey de vaktiyle bu sorulara çok bozulurdu ama “geçmiş olsun” diyorum.

Adını Atatürk’ün koyduğu Cumhuriyet gazetesi elden gitti. “Son kale” İlhan Selçuk’la, hâlâ bu gazetede “Atatürkçülük” yapılabileceğini düşünen saf Mustafa Balbay bu yüzden derdest edilmişlerdi.

Önce alan temizliği yaptılar, sonra gazeteyi ele geçirdiler.

Hakikaten geçmiş olsun.

Bir de CUMOK’un,  yani örgütlü Cumhuriyet gazetesi okurlarının fikrini almak lazım...

Onlar da Metin Bey gibi mi düşünüyorlar? Artık Cumhuriyet gazetesi almayacaklar mı?

Cevap bekliyoruz!