Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA

eyesilada@yeditepe.edu.tr

Hıyar mı salatalık mı?

20 Mayıs 2018 Pazar

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde “Hıyar” kelimesi için verilen açıklamada “Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, bir yıllık otsu bir bitki (Cucumissativus)” ve “Bu bitkinin iri, yeşil ürünü, salatalık” bilgisi yer alıyor. Bir üçüncü madde ise bildiğiniz gibi “görgüsüz, kaba” anlamında argo bir sıfat. Kelimenin kökeni Farsça’dan geliyor. Özbekistan’a gittiğimde orada da “kıyar” (xıyar) deniliyordu. Tabi burada kelimenin kökenini tartışacak değilim; konumuz hıyarın sağlığımız için ne gibi yararları var?

Halk arasında meyve kabukları soyulunca bayanlar ciltlerini güzelleştirmek için suratlarına uygularlar. Nitekim meyvesinden hazırlanan özütler yaşlanma karşıtı (Anti-ageing) kozmetik ürünlerde; temizleme solüsyonları, maskeler, kremlerde yer alıyor. Diğer taraftan, düşük kalori değeri (16 kcal) ve yüksek su içeriği (yüzde 95) nedeniyle zayıflama rejimlerinde atıştırmalık olarak öneriliyor. Temel besin içerikleri bakımından pek zengin değil, sadece K vitamini seviyesi dikkat çekici; 100 gram yenildiğinde günlük ihtiyacımızın yüzde 16’sını karşılayabiliyoruz. K vitamini kan pıhtılaşmasında önemli bir faktör. Ayrıca özellikle kemiklerde kalsiyum tutulmasında da etkili olduğu bildiriliyor.

Hıyarın pek fazla önem vermediğimiz kısmı ise tohumları. Yapılan araştırmalarda içerisinde steroller, karotenoitler, fenolik maddeler, amino asitler ve sabit yağ bulunduğu tespit edilmiş. Tohumun sabit yağı çoklu doymamış (linoleik asit; yüzde 71) ve tekli doymamış (oleik asit; yüzde 7) yağ asitleri bakımından zengin. Bu nedenle tohumları geleneksel olarak bazı toplumlarda yüksek kan yağ oranını (hiperlipidemi) düşürmek için kullanılmaktadır. Yeni yayımlanan bir klinik çalışmada, hıyar tohumlarının hiperlipidemi hastalarında kan lipit değerlerinin kontrolünde ne derecede yararlı olabileceği araştırılmış. Çalışma belirli kriterlere göre seçilen kırk yedi hiperlipidemi hastası üzerinde bilimsel kriterlere uygun olarak (randomize, çift körlü, plasebo kontrollü) yürütülmüş.

Hıyar tohumları toz edilip alkol (yüzde 70 alkol taşıyan su) ile ekstre edilmiş. Daha sonra bu özüt kuruluğa kadar uçurulmuş ve kapsüllerin içerisine her kapsülde yarım gram (500 miligram) olacak şekilde konulmuş. Hastalara normal beslenme programlarının yanı sıra 6 hafta süresince sabahları kahvaltı ile birlikte bir kapsül almaları istenmiş. Süre sonunda alınan kan örneklerinde başlangıç değerlerine göre değişim değerlendirilmiş. Sonuç olarak hıyar tohumu özütünün serum LDL-kolesterol (düşük yoğunluklu) kolesterolü yüzde 28, trigliseriti yüzde 32 ve total kolesterolü yüzde 8 civarında düşürdüğü, HDL-kolesterolü (yüksek yoğunluklu; iyi huylu) ise yüzde 16 artırdığı gözlemlenmiş. Sadece diyet ve boş kapsül verilen hastalarda ise bu değerler oldukça düşük seviyede kalmış: LDL için yüzde 3; trigliserit için yüzde 11, total kolesterol için yüzde 4,5 ve HDL için yüzde 6,7. Çalışmada ayrıca yapılan testler ile bu uygulamanın karaciğer ve böbrekler üzerinde herhangi bir olumsuz etki yaratmadığı tespit edilmiş.

Bu araştırma sonuçlarına göre, halk arasında “tohuma kaçmış” diye tanımladığımız, beğenmediğimiz büyük hıyarlar belki de hiperlipidemi kontrolünde yararlı olabilir! Burada soru şu;  bu çalışmada uygulanan miktarı sağlamak için kaç tanesini tüketmek gerekir?