Sevil NURİYEVA

snuriyeva@stargazete.com

İran’ın istikrarsızlaşması bölge için ne anlam taşıyor?

09 Temmuz 2018 Pazartesi

İran’ın ülke içindeki ciddi ekonomik ve sosyal sorunları, giderek itirazların odak noktası haline gelmiş gözüküyor. Evet, İran’a dışarıdan yıllardır yapılan bir baskı söz konusudur. Yıllardır süren ekonomik ambargolar ve içerideki gelir dağılımındaki eşitsizlik, tabii ki sosyolojik olarak İran’ın dengelerini yerinden oynatmış durumda. Lakin İran, tüm sorunların odağı olarak dışarıdan gelen müdahaleyi göstererek, esasında kendi argümanlarını çürütmektedir. 

İçinde kendi halkları ile sorunlarını çözemeyen devletin sert yüzü ile karşı karşıya kalan, çeşitli etnik kimliklerin doğal taleplerini karşılayamayan İran, bölgesel güç olma niteliğini elde edemez haliyle! 

Suriye’de, Irak’ta hatta tüm Orta Doğu’da, hep mezhep odaklı politikaları, Orta Doğu dengelerini derinden bozmuştur. İsrail ve Amerika’nın; İran’ın içine yönelik sorunları deşmelerine, hatta içeriğe müdahil olmalarına, adeta kendisi kapı açmış durumda! 

Evet, yıllardır İran rejimine muhalif olan güçler, Batı’da özellikle Amerika ve Fransa’da ciddi lobi çalışmaları yapabildi. Yahudi lobisi ile İran’ın Şah rejimi döneminden kalan isimlerle ortak çalışmalar bile yaptığı haberleri dolaşmakta. ABD’de Şah Rıza Pehlevi’nin oğlu Reza Pehlevi ve annesi Farah Pehlevi, Batı dünyasını “bu değişimin vazgeçilmez olduğuna” ikna etmek için çaba harcamakta. Hep yazmışımdır yazılarımda! ABD; İran’a dair herkesi elinde tutmayı başardı. Hanedan ailesi temsilcileri ve taraftarlarını da Kürt, Türk ve benzeri etnik kimlikler üzerinden özgürlükler isteyenleri de! 

İran rejimi kendisi de dışarıda bayağı aktif faaliyet gösterebildi. Dışarıdan, rejimin kendisinin kurduğu televizyonlar, dernekler, İran İslam devrimi sonrası kendisine yönelik baskıları konu belirleyerek, ortadan kaldırmaya gayret etti. ABD-İsrail beraberliği, “İran’da rejim değişikliğini” şimdi daha fazla dile getirmektedir. Bunu ne için yapmakta? İsrail’in güvenliği söz konusudur, evet! Lakin başka taraftan nihai hedef, bu coğrafyanın dengeleri ile oynamak, yeni dengeler kurgulamak! Tabii ki sorun ve ortadan dinamiklerini kaldırmak istedikleri İslam. İran’ın devrim içeriğini zamanında destekleyen de, sonradan şimdi onu ortadan kaldırmak isteyen de, haliyle ABD’dir!   

Osmanlı sonrası coğrafya, bir türlü huzura kavuşamadı. Yani kavuşmasına izin verilmedi. Biraz “İran kozu” işlendi, daha sonra tüm bu ülkelerde, İslam’ın içini boşaltacak şarlatanlar devreye sokuldu. Türkiye’nin içindeki FETÖ ve türü unsurların da devreye girmesi, bu planın bir parçasıdır. Şimdi bu durumda coğrafyanın yeni rüzgârlara kapı açması, Batı diktesi ile olursa, daha büyük felaketlere gebe bir coğrafya söz konusu olacaktır. Meselemiz “Batı karşıtlığı” filan değil! İran’ın politikaları kendi dindaşlarına yönelik bile o kadar kasıtlı ve sadece fars milliyetçiliği içeriğine hizmet eden bir tutum oldu ki, bölgesindeki dengeleri tahriş etti. Ve bugün ne acı ki, bunun fesatlarını da yaşamaktayız. İran’ın huzursuzluğu, tüm coğrafyanın dengelerini alt üst eder. Bunun için İran’da istikrar şarttır. Çünkü İran; ne Suriye’ye, ne de Irak’a benzer! Geleneği olan bir devlet yapısı, kurumsal istihbarat içeriği demektir ve acımasız herkesi kana bulayacak bir devlet aracıdır. İşte ABD ve İsrail zaten bu mekanizmayı harekete geçirip, coğrafyayı “içinden çıkılmaz kan gölüne dönüştürmek istemekte.” 

Özgürlükler mi?

ABD’nin; Irak’a ve Libya’ya getirdiği “özgürlükler” tecrübesine bakarsak, bu coğrafya “yeni felaketin eşiğinde” demektir. İran kendi sorunlarını çözemezse veya çözümü “sadece Batı karşıtlığı” söylemlerde arar ise, ABD-İsrail planlarına daha fazla hizmet edecektir!