SON dönemde Türk medyasında yaşanan birçok gelişme var. Elbette Yeni bir Türkiye inşa edilirken toplumun tüm katmanlarını temsil eden muktediriyle muhalifiyle yeni bir medyanın inşa edilmesi kaçınılmazdır. Eski dönemin bittiğini ben 3 yıldır yazıyorum ve yazdıklarım da teker teker hayata geçti ve geçiyor. Demokratik bir ülkede toplumsal temsil oranlarına göre anaakım ve marjinal medyaların olması doğaldır. Anaakım olma iddiasındaki medyada marjinal yayın politikaları ve marjinal tipler olamaz. Öyleleri varsa da temizlenmek zorundadır. Marjinal medyada ise en uç ve aşırı, hatta manyakça tipler dahi temsil edilebilir. Öte yandan bu yeniden yapılanma sürecinde benim de sözlerim üzerinden bazı yanlış anlaşılmaların ve bazı bitik loser hiziplerin kendi güçlerini arttırmak için yaptığı istismar operasyonlarının olduğunu görüyor ve öğreniyorum. Örneğin dün Ferit Şahenk’e yakınlığı ile bilinen Doğuş Holding’in önemli bir ismi ile karşılaştım ve sohbet ettik. Bazı duyduklarıma hayretler içinde kaldım ve malum 7’li çetenin nasıl istismarcı bir güruh olduğunu bir kez daha anladım...

Biliyorsunuz ben takdir ettiğimiz bir işadamı olan Ferit Şahenk’in medyasının buradan ayrılan bir grup tarafından istismar edildiğini yazmış ve kanıtlarıyla ortaya koymuştum. Bunun üzerine NTV bu ekibin yoğun istismarına bir set çekmişti. Buradan başarısızlıkla ayrılmalarının ardından bu ekip adeta bir 7’li çeteye dönüşmüş ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve ailesine adeta düşman olmuştu. Oysa yeni girdikleri medyalara girişleri de o küfrettikleri Erdoğan sayesindeydi. Fakat bunlar nerdeyse tüm NTV yayınlarını bloke ettiler ve NTV’yi AK Parti içindeki bir hizbin kanalına döndürmeye çalıştılar. Ne kadar Erdoğansız AK Parti formülü olabilirse de NTV’den bunun propagandasını sürekli yaptılar. Bu rezaletlere Ferit Şahenk’in dur demesi elbette gerekliydi, fakat kendini uyanık sanan bu ekibin kendiyle beraber alakasız insanları da kendi bataklıklarına sürüklemeye çalıştığını yeni öğrendim. Dün konuştuğum önemli şahıs Ali Bayramoğlu’nun da bu ekipten olduğu için daha önce çıktığı canlı yayınlarını ve telefon bağlantılarını kestiklerini ve sadece haftada bir programa geldiğini söyleyince şaşırdım. Aynı şekilde sık sık NTV’de konuk ettikleri Etyen Mahçupyan’ın yayınlarını ise tamamen kestiklerini söyledi. Bayramoğlu ve Mahçupyan’ın bu 7’li çete ile alakasının olmadığını bunların bağımsız aydınlar olduğunu söyledim. O ise öyle bir şey söyledi ki dondum kaldım. Malum çeteden bazı tipler Doğuş Medya çevrelerinde -Serhat ve Berat Albayrak, Bayramoğlu ve Mahçupyan’dan nefret ediyor. Bu ikisini medyadan tasfiye etmek istiyor- lafları yaymışlar ve bu yolla da NTV yöneticilerini etkilemişler. Son dönemde yalanın bu kadar kuyruklusunu duymamıştım. Biraz zeka sahibi herkes biliyor ki Mahçupyan aynı zamanda Daily Sabah yazarı ve Bayramoğlu da Aktüel dergisi yazarı. Her iki yayın organı da Serhat Albayrak’ın yönetimindeki medya grubuna ait. Bu iki isme de bizzat grubunda yazdıran Serhat Albayrak. Ayrıca bundan daha 5 gün önce Serhat Albayrak ile Bayramoğlu ve Mahçupyan bir araya geldiler ve sohbet ettiler. İlişkileri gayet iyi. Kendileri bataklığa saplanan ve nefretlerini dizginleyemeyen 7’li çete görülüyor ki yalanlarla bu iki aydını da yanlarında götürmeye çalışıyorlar ve NTV de bu yalan propagandadan etkileniyor.

Benim yazdığım yazılardan hareketle böyle bir tamamen yalan ortamın oluşturulması beni çok öfkelendirdi. Ben geçen hafta bugünkü yazımda da ifade ettiğim gibi milliyetçilik, muhafazakarlık ve daha ziyade de İslamcılık akımından etkilenmiş ve siyasal düşüncesi o şekilde şekillenmiş bir yazarım dolayısıyla Bayramoğlu ve Mahçupyan’ın fikirlerinin çoğuna katılmam ama bu isimlere saygı duyarım. Çünkü bu isimler malum 7’li çete gibi 7 Haziran’a kadar Erdoğan’a yalakalık yapıp 7 Haziran’dan sonra ayağı tökezleyip düşünce Erdoğan’a vuran tavır almadılar. Siyasal olarak farklı yerlerde duruyoruz ama her zaman entelektüel duruşları belli ve tutarlı, omurgalı adamlar bunlar. Ayrıca sadece Erdoğan’ı değil yeri geldiği zaman hem Davutoğlu’nu hem de Davutoğlu etrafında oluşan tehlikeli cemaatleşmeyi çok ağır eleştiren isimler bunlar. Yani 7’li çetenin göstermek istediğinden farklı olarak bunlar bağımsız adamlar. Bu hizip operasyonlarını yapan sahte İslamcılar ise tamamen kendi grupsal çıkarları ve imtiyazları doğrultusunda hareket eden bir güruhtur. Şu an bu ekip sığınacakları son liman olduğundan Davutoğlu’na yanaşmıştır ve en büyük zararı da Başbakanımız Davutoğlu’na vermektedir...