Mustafa Koç’un ölüm haberini aldıktan bir kaç dakika sonra yayındaydım. 

Henüz hastane resmen açıklamadığı için biz de ihtiyat payı bırakarak yaptık yayını..

Yayın boyunca iyi bir insanın ardından ne söylenmesi gerekiyorsa onu söyledim..

Tanıyanları bilir..  

Ömrüm Koç Ailesi’nin memlekete verdiği hasarı faş etmekle geçmiştir..

Ondan olsa gerek, benden böyle övgü sözleri duyunca pek çok okurum mail atmış, “sizi dinleyince şaşırıyoruz” diye.. 

***

Bakın değerli dostlar bir kaç meseleyi birbirinden ayırmamız gerekiyor..

Birincisi Mustafa Koç, genç yaşta kaybettiğimiz iş dünyasının üretken ve verimli bir ferdiydi..

Böyle bir vefatın ardından bize düşen taziyede bulunmaktır.

Eleştirdiklerimizin durumuna düşmeden.. 

İkincisi ve asıl önemli olanı ise ailelerle ilgili olarak yapılacak eleştirideki yaklaşım kriteri..

Bakın başta da söyledim..

Yerleşik düzen, İstanbul sermayesi, ipleri her hâl ve şartta elinde tutmaya alışkın bir komprador burjuva aile disipliniyle savaşım son nefesime kadar devam edecek..

Üç tane matbaasından başka bir şeyi olmayan bir adamın, arkasına aldığı güçle siyasete ayar verdiği günlerden geldik bugünlere..

Bunu unutmuş bir kenara bırakmış değilim..

Amma bir de gerçek var ki..

Ondan da kaçamam ya da saklanamam..

***

Koç olmuş, Murat Ülker olmuş ya da Cem Boyner olmuş benim için fark etmez..

Kategorik itirazlarım saklı kalmak kaydıyla bu memleket için bin liralık yatırım yapan adamın ayakları altında paspas olurum..

Bu topraklarda kazandığı parayı burada bırakan,

buraya yatıran,

fabrika açacağı zaman buraya açan,

yabancı partnerini yatırım için buraya yönlendiren,

büyümeye yarım puan da olsa katı sağlayan,

istihdam yaratan kim varsa..

İtirazlarım saklı kalmak kaydıyla başımın üzerinde yerleri vardır..

***

İtirazlarım ne?

Herkes, hepiniz biliyorsunuz zaten..

Montaj üzerinden sanayimizin ilerlemesini yavaşlattığı için,

üretim yapabilecek kabiliyette olduğu halde perakendeciliğe yöneldiği için,

Marka oluşturup ihraç ederek Türk mührünü kıtalar ötesine taşıyabilecekken,

lisans alıp başka markaları bu topraklarda pazarladığı için,

siyasete tesir edip kendi bildiği gibi at koşturmaya kalktığı için...

Yüksek sesle itiraz ediyorum..

Bu itirazlarım nedeniyle de Koç Topluluğu’nun açtığı ceza ve tazminat davalarından ifade vermeye devam ediyorum..

Hâlâ daha bana açtıkları davalar sürüyor..

Olsun..

Bu mesele, istihdam yaratan, büyümeye katkı sağlayan, üretimi arttıran, ihracatı yükselten bir gruba doğrudan kin beslememi gerektirmez..

Bu grubun ve bu ailenin kaybı olan Mustafa Koç’un vefatı, benim için budur..

Kalın sağlıcakla..