İstanbul Valisi Vasip Şahin, genel yayın yönetmenleriyle bir ‘bilgilendirme kahvaltısı’ yaptı. 

Samimi bir ortamdı. İstanbul’u ilgilendiren her konuda konuştuk.

Tam kırk yıldır yaşadığım İstanbul’da meğer ne kadar da doğru bildiğim yanlışlar varmış...

En çok da gazeteci gibi görünen kumpasçılar yanıltmış.

Bugün gazetesi 2014 yılında, “İstanbul’daki bonzai salgını”nı konu alan bir dizi yayınlamıştı. Okul önlerinde açıkça bonzai satıldığını iddia eden bu fotoğraflı (!) haberler dehşet vericiydi.

“İstanbul’da bonzai satışları patladı. Okul önlerinde kurulan bonzai tezgahlarında tost-simit gibi uyuşturucu satılıyor...”

Her şeyi patlatıyorlar

Gerçi “Spot kredili borç patladı (24 Nisan 2014), Terör patladı (28 Nisan 2014), Enflasyon patladı (8 Mayıs 2014), Yargıya güvensizlik patladı (7 Haziran 2014), Müteahhitler patladı (6 Temmuz 2014), Cinayetler patladı (11 Temmuz 2014), Halkın borcu patladı (15 Temmuz 2014) haberlerinden sonra “Uyuşturucu patladı” haberinin ne kadar inandırıcı olacağı tartışılırdı ama ehemmiyetine binaen dikkat kesilmek gerekiyordu.

Nereden bileyim sadece yöntemi farklı bir kumpas olduğunu ve çocuklarımızı da istismar malzemesi yaptıklarını...

Aslında biraz düşününce onlar için çok verimli (!) bir haber.

“Paralelle uğraşmaktan çocuklarımızı bile uyuşturucu tacirlerinin insafına bıraktılar” ve “Siz dershaneleri kapatırsanız böyle olur” algısı oluşturmakmış bütün amaç.

Böyle olduğunu devletin verileri ortaya koyuyor.

Sayın Vali diyor ki:

İstanbul’daki asayiş kayıtları içerisinde uyuşturucu bağımlılığı ve bundan kaynaklanan suçların oranı yüzde 3’tür.

Biz bunu da küçük görmüyoruz, uyuşturucu bağımlılığını önleme ve bağımlıları rehabilite etme konularında ciddi mücadele veriyoruz.

Bütün okulların önünde farklı biçimlerde tedbirler aldık. Ayrıca 30’dan fazla önemli projeyi destekliyoruz.

Hatta bu mücadele öyle şuurlu yürütülüyor ki, konferans salonlarında öğrencilere, “Uyuşturucu çok zararlı ve tehlikelidir, sakın denemeyin” türü konuşmaların merak uyandırdığını tespit ettik, mücadeleyi daha bilimsel yöntemlere kaydırdık.

Pes doğrusu... Propaganda için her şeyi yaptıklarını gördük ama bonzaiyi de kullanacaklarını hiç düşünmezdik...

KAFAMA TAKILANLAR..

Özkök’e Bakırköy’de dikilen ‘Gülen’ gömleği

TSK’nın kozmik odasına giren kumpasçılarla Zaman’a giden kayyımları karşılaştıran Ertuğrul Özkök’e, bu iltimasta Gülen’in gönderdiği “özel” gömleklerin payı olup olmadığını sormuştum.

Anlaşılmamış, çok merak edilmiş...

Ertuğrul Özkök 3 Ağustos 2007 tarihli yazısında anlatıyor.

“Zaman Gazetesi’nin yeni tesisini gezdim. Ekrem Dumanlı, bu meslekte en iyi ilişkim bulunan insanlardan biridir” diye başlayıp, Ekrem Dumanlı’nın, odasına astığı büyük Atatürk tablosunun hikmetlerini sıraladıktan sonra diyor ki:

“Hoca’nın gömlekleri çok dikkatimi çekerdi, Ekrem’e nereden giyindiğini sormuştum.

Bakırköy’de bir gömlekçi yapıyormuş.

Dumanlı, Hoca’nın gömlekçisine benim için 4 gömlek ısmarlamış.

Onları da verdi...”

Eee, Ertuğrul Özkök’e, en yakın arkadaşı o gün içmek için ne ikram etti bilmiyoruz ama bir kahvenin 40 yıl hatırı olursa, 4 adet Gülen gömleğinin kerametini siz düşünün...