Dün, Ana Muhalefet lideri 'KK' ile yapılan 1 saatlik bir röportaja kulak astım.. Doğrusu, 'Ben D. Gezmiş geleneğinden geliyorum..' gibi laflar eden 'ÖÖ'ye nisbetle daha ölçülü, mantıklı bir röportajdı.. KK, özellikle de, 'kurultay delegelerinin parayla satın alındığı'na dair iddialar konusu, 'Niçin takip edilmez, niçin dâvalar açılmaz?' İddiada adı geçenler niye yalanlamazlar?' diye soruyordu.. Röportajı yapanlar, sûret-i haktan görünüp, 'Bu para işleri bir iddia..' diyorlardı.. KK ise, 'Yahu, alanlar ve açıkça konuşuyorlar, daha ne isteniyor?' diyordu, haklı olarak..
'KK'yla yapılan o röportajdan sonra, dün, Antalya Belediye Başkanı iken yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan CHP'li Muhittin Böcek'in mahkemedeki son derece ilginç ifadesi medyaya düştü ve bu itiraf metnini ben 'Eminönü'nden Üsküdar'a giden şehir hatları vapurunda, yolcuların kendi aralarında yaptıkları değerlendirmelerden öğrendim, önce.. Ben de itiraf metinlerine baktım:
(İki ay kadar önce, 'Benden ne para istendi, ne de para verdim, bunlar iftiradır..' diyen Böcek, şimdi 'Etkin pişmanlık'tan faydalanmak için başvuru yapmıştı..
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nda verdiği ifadede Muhittin Böcek'in, "Adaylık sürecinde oğlumun gelerek, 'Özgür Özel'in talebi üzerine Veli Ağbaba tarafından arandığı ve 1 milyon Euro istendiği' şeklinde söylemesi üzerine, ben de, 'Sen gereğini yap' dedim' diyordu.
Muhittin Böcek ifadesinde özetle şunları söylüyordu:
- "2024 Ocak ayı içerisinde henüz büyükşehir belediye başkan adaylığım açıklanmadan önce (...) CHP Genel Merkezi'nde toplantıya katılmıştık. Bu toplantıda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, (...) aday adaylığını ilan eden belediye başkanlarına (...) yönelik olarak, 'Seçim dönemi için Genel Merkez'in sizlerden maddî ve manevî talepleri olabilir, bu konularda yardımcı olun' şeklinde bir söylemi olmuştu. (...) 'Antalya'ya döndükten sonra (oğlum) M. Gökhan Böcek ile yaptığım görüşmede kendisine 'Parti genel merkezi bir takım maddî- manevî taleplerde bulunabilir, sen bunları takip et ve yerine getir. Çünkü ben sahada olacağım' şeklinde söylemlerle ilettim. (...)
Bu süreç sonrasında oğlum (...)Genel Merkez'den parasal talepte bulunulduğunu söyledi. (...) Ben de, 'Oğlum sen de imkânlarımız dahilinde gereğini yap' dedim. (...) Bu görüşmeden kısa bir süre sonra (...) oğlum bana (...) gelerek Özgür Özel'in talebi üzerine, Veli Ağbaba tarafından arandığını ve '1 Milyon Euro istendiği' şeklinde söylemesi üzerine, ben oğluma, 'Sen gereğini yap' şeklinde söyledim. (...) detayını bilmiyorum. Fakat yukarıda da izah ettiğim gibi ben Genel Merkez'in bu yönde bir talebi olacağından, (...) Ben Gökhan'a daha önceden seçim çalışmaları sırasındaki talepleri karşılaması yönünde talimat vermiştim."
MUHİTTİN Böcek'in oğlu Gökhan Böcek, Antalya'da esnaf ve iş insanlarından topladığı 30 milyon TL'nin o günkü kurla 900 bin küsur Euro ettiğini, Ağbaba'nın "1 milyon Euro'ya tamamla getir" dediğini; Ocak 2024'ün ilk günlerinde gerçekleşen bu talebi babasına aktardığını ve "gereğini yap" dediğini söyledi.
Böcek, 100, 200 ve 500 Euro'luk banknotlardan oluşan yaklaşık 1 milyon Euro'yu siyah bir çantaya koyduğunu, bu çantayı özellikle ucuz ve dikkat çekmeyecek şekilde seçtiğini anlattı. Çantada yalnızca paralar ve bir iPad bulunduğunu kaydeden Böcek, havaalanında X-Ray kontrolünden geçtiğini, görevliye sadece iPad'i gösterdiğini ve paranın aynı çanta içinde taşındığını söyledi. Ankara'da CHP Genel Merkezi'ne gittiğini, (...) orada takım elbiseli ve parti rozetli bir yetkili tarafından karşılandığını belirtti.
Gökhan Böcek'in ifadesine göre, parayı teslim etmeden önce teyid amacıyla Veli Ağbaba ile telefon görüşmesi yapıldı. Şahsın telefonu açarak Ağbaba ile görüştüğünü, (...) telefonda "1 milyon Euro'yu getirdim, bu kişiye bırakacağım" dediğini, (...) parayı kendisini yönlendirdikleri kişiye teslim ettiğini anlattı. (...)
Böcek, seçim süreci devam ederken "seçim çalışmaları için 7-8 milyon TL daha nakit istendiğini", babasından yine "yardımcı ol" cevabını aldığını belirtti. Gökhan Böcek, Özgür Özel Antalya'ya geldiğinde, poşet içinde, 200 bin dolar daha teslim ettiğini de öne sürdü.
Muhittin Böcek, yolsuzluktan tutuklu eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, adaylığı karşılığında kendisinden 15 milyon Euro istediğini de anlattı. Böcek, bu paranın 5 milyon Euro'sunu, banka kayıtlarına girmeyen Kapalı Çarşı tabanlı illegal 'havala' sistemiyle İmamoğlu'na teslim ettiğini itiraf etti.
*
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2025/60355 sayılı soruşturmada ifade veren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, (...), daha önce Özgür Özel'in yönlendirmesiyle Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Ferdi Zeyrek'e 950 bin Euro götürdüğünü söylediğini hatırlattı. Yeni ifadesinde ise, Ekrem İmamoğlu'nun kendisinden yaklaşık 15 milyon Euro destek istediğini, bunun 5 milyon Euroluk kısmı için "havala" yöntemiyle ödeme yaptığını, ayrıca İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde Akdeniz Bölgesi harcamalarının kendisi tarafından karşılanmasını talep ettiğini ileri sürdü.
Böcek, adaylığı henüz açıklanmadan önce, Özgür Özel'in memleketi olması ve genel başkanlık görevi nedeniyle adaylığına katkı sağlayacağı düşüncesiyle 15 Ocak 2024 tarihinde Manisa'ya gittiğini belirtti. İfadesinde, Ankara'daki bir toplantının ardından Özgür Özel'in kendisine merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'e maddî destek ve proje desteği verilmesi talimatında bulunduğunu ileri süren Böcek, de söyledi.
Böcek, (...) Ferdi Zeyrek ile kısa süre baş başa kaldığını, bu sırada parayı masasının yanına bıraktığını ifade etti.
Muhittin Böcek, ifadesinde 2024 yerel seçimleri sürecinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına ilişkin yaşadığı bir başka süreci de anlattı. Böcek, Muratpaşa Belediye Başkanının, Ekrem İmamoğlu ile görüştüğünü, adaylık sürecine ilişkin birtakım güvenceler aldığını ve bunun karşılığında yüklü miktarda harcama yapacağı bilgisine ulaştığını söyledi. Bunun üzerine adaylığını netleştirmek amacıyla 30 Kasım 2023 tarihinde İstanbul'a gittiğini belirten Böcek, İstanbul'da bir otelde Ekrem İmamoğlu ile yaklaşık bir saat süren bir görüşme gerçekleştirdiğini, görüşmeye özel kalemi Yasin Yellice'nin tanıklık ettiğini, görüşme sonrasında otelin balkonunda birlikte fotoğraf çektirdiklerini ve bu fotoğrafı sosyal medya hesabında paylaştığını da beyan etti.
İMAMOĞLU, "TERCİHİM SENDEN YANA" DEDİ, 15 MİLYON EURO İSTEDİ
Böcek'in ifadesine göre Ekrem İmamoğlu, bu görüşmede başka bir kişiye adaylık sözü vermediğini ve tercihini Böcek'ten yana kullanacağını söyledi. Ancak görüşmenin en dikkat çekici bölümü, seçim kampanyası ve İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı hedefi için talep edildiği ileri sürülen maddî destek oldu.
Böcek, İmamoğlu'nun kendisine seçim kampanyası için maddi kaynağa ihtiyaç olduğunu söylediğini, ayrıca ilerleyen dönemde cumhurbaşkanlığı adaylığı planladığını belirterek siyasî yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu aktardı. (...)
Muhittin Böcek, ifadesinde İmamoğlu'nun kendisinden yaklaşık 15 milyon Euro maddî kaynak desteği istediğini, (...) öne sürdü. Böcek, Antalya'ya döndükten sonra bir dostuna 5 milyon Euro paraya ihtiyacı olduğunu ve bu parayla İstanbul'da bir ödeme yapacağını söylediğini anlattı. İfadesine göre, birkaç gün sonra görüştüğü kişi kendisine bir 100 TL banknotun fotoğrafını çekti; ayrıca üzerinde bir isim ve telefon numarası yazılı kâğıdı zarf içinde verdi. Böcek, bu banknot ve kâğıtla birlikte ödemenin İstanbul Kapalıçarşı'da tahsil edilebileceğinin kendisine söylendiğini belirtti. Bu yöntemin "havala" adı verilen gizli bir ödeme sistemi olduğunu söyleyen Böcek, (...) talep edilen paranın bir kısmını karşılamak amacıyla 16 Aralık 2023 tarihinde Ekrem İmamoğlu'nu aradığını, 17 Aralık 2023 tarihinde İstanbul'a giderek kendisiyle yeniden görüştüğünü söyledi. (...)
Baş başa yapılan ikinci görüşmede, yanındaki banknot ve telefon yazılı kâğıdı Ekrem İmamoğlu'na teslim ettiğini beyan eden Böcek, talep edilen paranın kalanını daha sonra zaman içerisinde halledeceğini söylediğini anlattı. (...) Muhittin Böcek, Ekrem İmamoğlu'na verdiğini söylediği desteğin kalan kısmını, İmamoğlu tutuklandığı için gerçekleştirmediğini söyledi. Ayrıca aynı ödeme yönteminin, oğlu Gökhan Böcek'in seçim reklam giderlerinin ödenmesinde de kullanıldığını ifade etti.
Muhittin Böcek, ifadesinin devamında siyasi değerlendirmelerde de bulundu. Böcek, Ekrem İmamoğlu'nun CHP belediyeciliğinin öncü isimlerinden biri olarak uzun yıllar sonra çok sayıda belediyenin kazanılmasında önemli rol oynadığını ancak siyasi başarının ardından belediye başkanlığı görevini ikinci plana iterek erken bir cumhurbaşkanlığı hazırlığı sürecine yöneldiğini söyledi.
Böcek, İmamoğlu'nun zaman içinde tüm belediye başkanlarının belirlenmesinde etkili olan "parti üstü bir siyasi güce" dönüştüğünü ileri sürdü. (...)
Böcek, CHP belediyeciliğinin halk nezdinde yakaladığı desteğin zayıflamasının sebeplerinden birinin siyasi hedeflerin belediyecilik faaliyetlerinin önüne geçirilmesi olduğunu söyledi. (...)
Muhittin Böcek, ifadesinin sonunda kişisel hırsların bir kurumun tamamını belirsizlik, tedirginlik ve savunmasızlık içine nasıl sürükleyebileceğini göstermek adına bu değerlendirmeleri yaptığını belirtti. Bildiği gerçekleri ve düşüncelerini samimiyetle dile getirdiğini söyleyen Böcek'in müdafileri de müvekkillerinin beyanlarına katıldıklarını ifade etti. Soruşturma, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde derinleştirilerek sürdürülüyor.
*
SORUŞTURMA çerçevesi içinde, Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek de ek ifade verdi. Zuhal Böcek, eşi Gökhan Böcek'in, babası Muhittin Böcek'in adaylık sürecinde CHP Genel Merkez'e bizzat kendisinin eşliğinde gidip 'yüklü miktarda para' teslim ettiğini anlattı. Zuhal Böcek "Gökhan bana babasının adaylığı için Genel Merkez'e para vereceğini, Veli Ağbaba'nın Özgür Özel adına para istediğini söylemişti ve yüklü miktarda bir paradan bahsetmişti. (...) Babasının adaylığı açıklanana kadar Gökhan çok stresliydi. 'O kadar para verdik halen açıklanmadı' şeklinde sitem ediyordu" dedi.
Evet, Tayyib Bey'in evvelki günkü konuşmasında, CHP'nin karşılaştığı iç sürtüşmelerin bütün taraflarının yine aynı parti içinde cereyan edip şekillendiğini açıklaması ilginçti.
Bu hamur daha çoook su götürür..
*
**
Bir soytarının katmerli soytarılığı..
Kamuoyunda, hiçbir ciddiyeti olmayan, her şeyi alay konusu yapabilen ve Müslüman bir halkın saygıdeğer bulduğu her kavramı -yeni nesillerin icad ettikleri bir deyimle- 'tii'ye alabilen' bir soytarı var.. Yaptığı evlilik ve boşanmaların sayısı hakkındaki sorulara bırakalım başkalarını, kendisi bile doğru cevap verecek durumda değildir herhalde.. Evlendiklerinin isimlerini bile hatırlamakta zorlandığı söylenen ve bir psikiatri uzmanının deyimiyle 'sexo-path' (şehvet manyağı) diye nitelenenlerin özelliklerinden bir çoğunu taşıyan ve toplumumuzda benzerlerinin çok olmadığı söylenebilecek bir kişi...
Dün mâlum medyada yer alan iddiaya göre, o soytarı kişi, 7'nci bir evliliğe daha hazırlanıyormuş.. Ama, bu soytarı ve de komik kişi, bu işin felsefesini bile yapmış olmalı ki, ayrılmayı kafasına koyduğu zaman bile, 'ileride yalnız kalmıyayım' diye bir yedekleme derdine düşüyor ve de yalnız kalmamak duygusuyla böyle yapmayı zihninde hep canlı tutuyormuş..
Böyle bir ibtizal durumunu, mübtezelliği sütunuma almaktan bile rahatsız oldum..
Bu gibi haberleri hele de gençler ve onların ebeveynleri nasıl karşılayacaklardır ve aile ferdlerinin her birisinin içine bir kurt düşmeyecek midir? Öyle bir haber veya röportajı, anne-baba ve kızlar, oğlanlar, gelinler, damatlar , torunlar vs. bir aile muhitinde birlikte ve huzûr-u kalb ile değerlendirebilecekler midir? Ve nasıl?
'Bu gibi pespâye konuların medya organları aracılığıyla aile muhitinde konuşulması gayet normaldir' diyebilecek olanlar varsa, onlara diyecek bir sözümüz olamaz. Ama, gençlerin aile kurmaktan kaçındığı veya evlilik birlikteliklerinin boşanmalarla giderek daha çok noktalandığı ve mahkeme salonlarında en fazla bu konudan bir şekilde mahkeme kapılarına düştüğü bir hatırlanırsa..
O halde, kanunî yasaklamalar veya cezalandırmalar dışında başka yöntemlerle toplumu yönlendirdiği kabul edilen sosyal medya vs. alanlarda sorumlu olanların, bu gibi haber, yorum vs. alanlarda nelere dikkat edilmesi konusunda aydınlatıcı açıklamaların yapılmasına ağırlık verilmeli ve kamuoyu aydınlatılmalı; hele de bu alandaki haber ve yorumları sahife ve ekranlarına taşıyacak olanların dikkatlerinin nasıl çekilmesi gereği üzerinde durulmalı değil midir?
*