"Ama haksızlık bu, öyle değil mi?" sözüyle hatırladığımız bir çizgi film kahramanı vardı...
Siyah civciv Calimero, kafasında kırık bir yumurta kabuğuyla dolaşır, hayıflanırdı...
CHP'nin içine düştüğü durum biraz bana bu duyguyu yaşatıyor...
Türkiye'ye gerçekten büyük haksızlık yapılıyor...
Zira Türkiye, bu CHP'den çok daha iyi bir muhalefeti hak ediyor. Ancak ideolojik körlük, "küçük olsun bizim olsun" anlayışı, milletin karşısına eser, hizmet siyasetiyle çıkmak yerine "Erdoğan düşmanlığında safları sıklaştıralım" anlayışı ile siyaset yapan bir CHP var karşımızda... Tabii siyasette ilke, duruş, dava meselesi de bu yüzden derin bir erozyona uğramış vaziyette...
Liste öyle kabarık ve karışık ki vereceğimiz her örnek yozlaşmanın bir yansıması...
Metresini oğluyla evlendiren çeşitli fantezilerini gerçekleştiren mi istersiniz, pavyondan yatay geçişle belediyeye kadro aktaran mı?
Üstelik her şey milletin gözü önündeyken dahi bunları partiden ihraç dahi edemeyen iradesiz bir CHP yönetimi...
En popüleri çıkıyor; Şehrin belediye başkanı kendisi değilmiş gibi hükümete akıl veren "gel sen yap" diye kendi işini Erdoğan'a havale eden var. Hatta daha fazla gaza gelip, çukurları gösteren vatandaşa "Elinden geliyorsa sen yap" diyen de var...
İmamoğlu Suç Örgütü Davası'nda örgüt yöneticisi sanığı iken itirafçı olan Adem Soytekin duruşmalarda konuşmaya başladı.
Herkes suspus...
Hani kumpastı, siyasi davaydı...
Özetle CHP gerçek anlamda bir girdabın içine sürüklenmiş vaziyette.
Milletin gündemine provokatif sokak röportajları ile gelen, hakaret davalarından, hapis cezaları alan ve halk içindeki sıfatını buraya yazmaktan ar edeceğim Arif'in de transferini gördük ya artık ne desek az... Üstelik de çok matah bir şeymiş gibi bir de rozeti CHP Genel Başkanı Özgür Özel takmış...
İnsan sormadan edemiyor.
Türkiye'yi bu zihniyetle mi muasır medeniyet seviyesine taşıyacaksınız...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda CHP'nin içine düştüğü çukura atıfta bulundu. Aynı seviyeye inmeyeceğiz mesajı verdi...
Erdoğan'ın "Bizim gerilim siyaseti ile işimiz olmaz. Sahte, sanal tartışmalarla işimiz olmaz. Bunların hiçbirinde yokuz, olmadık, olmayacağız. Bizi arayan açılışta, şantiyede, devasa yatırımların temelini atarken bulur. Bizi arayan milletimizin gönül sarayının başköşesinde bulur" ifadesi bu açıdan çok kıymetli...
Özetle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye Yüzyılı diye bir sevdası var. OECD Beceriler Zirvesi'nde verdiği mesajlar Erdoğan'ın muhalefetle arasındaki vizyon farkını da net bir şekilde ortaya koyuyor.
Erdoğan'ın "Yapay zekânın talimat verdiği, robotların uyguladığı ve üretim süreçlerinin neredeyse hiçbir aşamasında insan unsurunun bulunmadığı yeni durumun nasıl yönetileceğinin büyük bir muamma olduğu zamanlardayız" ifadesi buna yönelik yapılan hazırlıkları anlatması insana emin ellerdeyiz hissi veriyor.
Hadi ideolojik körlük içinde olanlar biz yazınca inanmıyor. Peki ya NATO Genel Sekreteri'nin açıklamaları için ne diyecekler?
ASELSAN'ı gezip hayran kalan Rutte, "Ben bunu Türkiye genelinde bir savunma sanayisi üssü olarak görüyorum. Bu yeteneklerin çoğunu bu şekilde gerçekleştiriyorsunuz ve bizim ihtiyacımız olan da budur. Bu konuda Türkiye'nin yaptıklarından çok şey öğrenebiliriz. Buna ihtiyaç var çünkü tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz" diyor.
Takdir milletin elbette...
NETANYAHU DUVARA DOĞRU KOŞUYOR
Hazreti İsa heykelini parçalayan İsrail askeri görüntüsü Siyonizm'in çarpık zihniyetini bir kez daha ifşa etti...
Soykırımcı Netanyahu öyle köşeye sıkışmış olmalı ki yanına birkaç Hristiyan asker alıp "bakın Hristiyanlar ordumuzda dahi görev yapıyor. Huzur içinde İsrail'de yaşıyor" açıklaması yapıyor. Ancak aynı dakikalarda sosyal medyada Kudüs'teki Kıyamet Kilisesi'nin kapısına tüküren, hakaret eden Yahudilerin görüntüsü kameraya yansıyor.
İsrail'de Filistinlilerin İdam Cezasının onaylanmasının ardından gizli kamera ile nasıl ceza verelim diye soruluyor. Kameradan habersiz ankete katılanlar, Hazreti İsa gibi "çarmıha gerelim" diyor. "İşkence yaparak öldürelim" diyenler çoğunlukta... İşte tüm bunları ifşa ediliyor olmasının telaşı var... Artık İsrailli sosyal medya kullanıcı ve trollerinin manipülasyon çabaları da işe yaramıyor. Üstelik de İsrail'e bağlı bu şekilde 60 bin civarında kişinin geceli gündüzlü çalıştığı itirafına rağmen gerçeklerin üstü örtülemiyor. ABD'nin eski Başkanı Biden döneminin Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman'ın itiraf gibi açıklamaları bu açıdan dikkat çekici... Sherman, "İsrail Başbakanı Netanyahu bizi bir yola sürükledi ve bu yol, özünde Gazze'de Orta Doğu'yu istikrarsızlaştıran bir soykırıma yol açtı" sözleriyle pişmanlığını itiraf ediyor. İsrail'deki iki eski başbakan Netanyahu'dan kurtulmak için seçim öncesi ittifak açıklaması yapıyor. 27 Ekim'deki seçimde Netanyahu'dan kurtulma planı yapıyor. Ancak bunu insani duruşlarından dolayı değil, Netanyahu'nun, işgal, soykırım ve katliam süreçlerini iyi yönetememesi ve çuvallamasından dolayı yapmak istiyorlar. Çünkü dünyada İsrail'e karşı nefret büyüyor. Özellikle de dijital dünyayı yakından takip eden nesiller ABD'nin İsrail'e köle-sahip ilişkisiyle bağlanmasını sorguluyor. Bu yüzden Netanyahu kendini kurtarmak için saldırganlığını artırabilir, yeni hedefler, düşmanlar üretme peşinde koşabilir. 27 Ekim'e kadar uyanık olmak, zulme karşı sesimizi yükseltmeye devam etmek bizim vazifemiz.
Bu yüzden ikinci Sumud Filosu yola çıkarken onların bol bol sesini duyurmanızı, paylaşmanızı, dijital dünyalarınızda yer açmanızı rica ediyorum. Zira BM'nin son açıklamasına göre Gazze'de 5 aileden biri günde sadece bir kez o da kuru ekmek, su, çorba gibi öğünlerle hayatta kalmaya çalışıyor...