M. Yalçın YILMAZ

yalcin.yilmaz@star.com.tr

Cezayir'de İstanbullu bir aslan parçası

2000'li yılların sonlarıydı.. Fatih'te At Meydanı yeni yeni canlanmıştı. Okur-yazar dostlarla sık sık bir araya geldiğimiz akşamlardı. Onlardan bahsederken bizi duyan var mı diyerek yan masalara bakıyorduk.

"Fetullahçılar" ifadesini kullanmak o yıllarda riskliydi. Ancak alçak sesle F-Tipi diyorduk.

F. Gülen cemaatinde yetişenler kendilerine cemaat demiyor "hizmet" ifadesini kullanıyordu. Onlar için bizler yani sıradan insanlar muhtemelen "ehl-i dünya" idik.

Daha 2006 senesiydi.. Arnavutluk'tan gelen bir grup öğrenciyle günlerce konuşarak oradaki kolejin nasıl işlediğini öğrenmiştim. Cemaatin bizim millete çizdiği tabloyla oradaki gerçeğin arasındaki mesafe uçurumdan daha fazlaydı.

Cemaat okullar sayesinde aslında ailelere nüfuz ediyordu. Özellikle yurtdışındaki başkentlerde yüksek bürokrat ve politikacıların çocukları üzerinden ailelerin detayları tespit ediliyordu.

Üniversitede dil okulunun müdürlüğüne yeni başlamıştım. Cemaat de Türkçemizi sahne şovlarıyla gündem yapıyordu. Güya yurtdışındaki okullarda bütün öğrencilere Türkçe öğretmişlerdi. Bu anlatının bir efsane olduğunu bazı öğrencilerin yoğun provalarla gösterilere hazırlandığını gayet iyi biliyordum.

2009 senesinde cemaat mensubu olduğu her halinden belli bir öğretmen geldi üniversitedeki odama. Oradaki Barbaros okullarından bahsederek bizim üniversiteyle işbirliği yapmak istediğini söyledi.. Aslında bir işbirliği yapmak için gelmemişti. Benim yapıya (F-Tipi) karşı hangi cümleler kuracağımı merak ediyordu. Biraz dinledikten sonra telefon numarasını istedim. Yakında Cezayir'e geleceğimi ve okulu ziyaret edebileceğimi söyledim. Adını soyadını ve telefon numarasını yazmasını söyledim. Bir not kağıdına yazdı ve gitti.

İki hafta bekledikten sonra Cezayir'de Türkiye dostu eski bir öğrencimi aradım. Öğrencim Stambouli soyadlı bir aslan parçasıydı. Cezayir bağımsızlık hareketinde Abdulkâdir'e destek veren asil bir ailedendi. Cezayir'in fethinde dedeleri İstanbul'dan geldiği için bu soyadını almışlardı. Kökleriyle irtibatını kurmak isteyen babası Türkçe öğrenmesi için oğlunu İstanbul'a yollamıştı. Bu zeki ve parlak genci arayıp hal hatır sorduktan sonra Cezayir'deki öğretmenin adını soyadını, telefon numarasını verdim, özelliklerini tarif ettim. Aslan parçası yaklaşık bir hafta sonra bana dönüş yaptı. Epeyce malumat verdikten sonra...

-Hocam bu adamın adı ve soyadı farklı. Size yalan söylemiş. Zaten bu okul Türkiye'ye değil emperyalistlere hizmet ediyor.

Evet, o günlerde F-Tipi dediğimiz yapı sık sık değişen kod adları kullanıyordu ve farklı maskeler takıyordu. Bu yapının niyetini bilenler vardı. Hiç de az değildik üstelik. Kendileri 2000'li yıllarda dünyaya açılmışlardı. Ancak biz bin yıldır bu topraklardaydık. İşkodra'dan Cezayir'e, Bosna'dan Rabat'a kadar bu millet kök salmıştı. Ve bizim dostlarımız çok daha cesurdu.

Bu projenin ithal olduğunu, gayelerinin başka ülkelere hizmet etmek olduğunu söylemeye hacet yok. Lakin maskeli yüzlere ve takiyyeyi karakter edinmişlere karşı yine de uyanık olmak zorundayız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli'nin bu yılki 15 Temmuz açıklamaları çok mühimdi. Onlar bizim bildiklerimizden ve gördüklerimizden daha çok dosyaya sahip. Eminim daha çok detaya vakıflar.