Biz insan üzerine, tabiat üzerine, yaratıcı üzerine esaslı düşünmeden rahat edemeyen insanlarız. Varlığın sırrına ilişmeyen söz bize hafif gelir. İnsanın mayasına değmeyen fikir içimizde kök salmaz.
Bu yüzden düşüncemiz bizi ister istemez vakara, ciddiyete ve bir duruşa çağırır.
Bizim otantiğimiz buradan gelir.
Bu otantikten konuştuğumuzda CHP'nin, CHP'liliğin ve aynı frekansta gezinen zihni tortuların bizim dünyamızdaki en kısa tarifi belki de "ebter"dir.
Sonu kesik. Kökü eksik. Gölgesi var, ağacı yok.
Biz mikyasımızı örnek insanın örnekliğinde tecrübe edilmiş hakikat döneminden alırız. İnsanı, cemiyeti, ahlâkı, iktidarı, adaleti ve iradeyi o nurlu ölçüye vururuz.
Bu ölçüye vurulduğunda CHP'nin, CHP'lilerin inanışları, erekleri, meseleleri ve kutsadıkları semboller bize helvadan put gibi görünür.
Bildiğimiz put.
Put meselesini ontolojik bir inanç zaviyesinden incelediğimizde ciddi durmamız gerekir ama CHP'liler konusu anca helvadan put gibidir.
İnanmak için yaparlar o putu. Meydanlarda etrafında dolaşır, kürsülerde adına yemin eder, sembollerin önünde kendi imanlarını tazeler gibi görünürler.
Fakat kimsenin görmediği yerde o helvayı yine kendileri yer.
En yakındakilerinin namuslarına, haklarına, paylarına göz dikmek, el koymak, cebretmek, zulmetmek dahil mütecaviz davranırlar.
Kutsadıklarını tüketirler.
Savunduklarını çiğnerler.
CHP'lilik bu bakımdan bir bilinç aralığının adıdır. Kendi hakikatini kuramayan, başka bir gölgenin altında anlam arayan bir ruh hâlidir.
Ve fakat biz kendi esasımızdan uzaklaşırken onlar kendilerini merkez sandı.
Takatsizliğimizden, dağınıklığımızdan, tereddüdümüzden istifade ettiler.
Cılız varlıklarını koca bir heyula gibi göstermeyi başardılar.
Oysa cüce adamlardı bu CHP'liler. Cücelikti CHP'lilik.
Aslımızı yitirdiğimiz için, inancımız zayıfladığı için, aklımız sekerata yaklaştığı için, bilincimiz düştüğü için Allah onlara ilişkin bir korku ile belki bizi cezalandırdı.
CHP'lilik psikozunu anlamak için kahya temsili aydınlatıcıdır. Kahya mülkün sahibi değildir. İradenin sahibi değildir. Asaletin sahibi değildir. Fakat arkadaki güce yaslandığı vakit kapı önünde duranlara kendisini malik gibi gösterir.
CHP'lilik de böyle bir kahyalık hâlidir.
Güce yanaşır.
Batıya yanaşır.
Eski vesayet odalarına yanaşır.
Kendisine ait olmayan bir iradenin önünde bekçilik eder.
Dünya artık teknopagan bir döneme girmiştir.
İnsanlık az sayıdaki hükümran çevrenin dijital, kültürel, ekonomik ve sembolik tahakkümü altına alınmak istenmektedir. Ekranlar, algoritmalar, tüketim ayinleri ve yeni putlar eliyle insanlığa yeni bir kulluk telkin edilmektedir.
Bu uzak nesillerin meselesi değildir. Yaşayan herkesin kapısındadır.
Bizim gibi devlet-i âli hatırasına, millet-i âli mesuliyetine ve tevhid şuuruna yaslanan bir çevre için bu meseleyle baş etmek sıradan bir tercih sayılamaz.
Tevhidin ilk hecesi "Lâ"dır. Bu "Lâ" yalnızca bir kelime değildir.
Bir reddiyedir. Bir haysiyet çizgisidir.
Bugün o "Lâ"nın karşısına, kültürüyle, teknolojisiyle, Hollywood'u ile, sanat endüstrisiyle, dijital mabedleriyle küresel bir putlar düzeni çıkıyor.
Büyük kavga buradadır.
Büyük ceht buradadır.
Böyle bir yükün altında CHP'lilik gibi düşük bir zihni arızayla, eksik kromozomla uğraşmak insana ağır geliyor.
Biz yüksek bir mücadelenin, yüksek bir davanın insanları olmak isterken sonu kesik bir tarih paranteziyle oyalanmak zorunda kalıyoruz.
Sadece çocuklar hatırına mecburen CHP'liler rehabilite edilebilseler diye düşünmek zorunda hissediyoruz. Yük olarak bu gönlümüzün bir köşesinde duruyor.
Fakat merhamet de bizim dünyamızın yüküdür.
Onların da çocukları var. Onların da kurtarılması gereken masum tarafları, temiz kalmış ihtimalleri, henüz kirlenmemiş evlatları var.
Bir CHP'linin çocuğu da bu ebter hâlden kurtulsun isteriz.
O da anlamlı yaşasın. O da çelişkisiz bir gelecek kursun. O da yalnız Allah'a kul olsun.
Bu yüzden konuşuyoruz. Usansak da konuşuyoruz. Ağır gelse de konuşuyoruz.
Kendi taklitlerini ilerleme sandıkları için bize yıllarca "gerici" dediler.
Oysa insan kendi hakikatine döndüğünde geriye gitmez.
İnsan köküne döndüğünde küçülmez.
İnsan secdesini hatırladığında alçalmaz.
Biz kimsenin gerisine geçmedik. Sadece onların önündeki sahte tabelalara inanmadık.
İlerleme dedikleri taklidi, çağdaşlık dedikleri köksüzlüğü, hürriyet dedikleri başıboşluğu, medeniyet dedikleri teslimiyeti kabul etmedik.
Biz başka bir yerden bakıyoruz.
Bizim için insan Allah'ın emanetidir. Tabiat Allah'ın ayetidir. Devlet adaletin gövdesidir. Aile fıtratın kalesidir. Çocuk geleceğin duasıdır.
Bu yüzden "CHP bütün kötülüklerin anasıdır" deyip çekilmek kolaydır.
Fakat yeterli değildir.
Biz hem kendi çocuklarımızı korumak hem onların çocuklarına merhamet kapısını kapatmamak zorundayız.
CHP'lilik ebterdir.
Helvadan puttur.
Kahyalık psikolojisidir.
Gölgeyi hakikat sanma hastalığıdır.
Fakat çocuklar var. Temiz dimağlar var. Henüz kirlenmemiş sabahlar var.
Biz onları helvadan putların gölgesine terk edemeyiz.