Mustafa SABRİ BEŞER

mustafa.beser@star.com.tr

CHP İsrail'in uzantısı mı?

Sakin olun. Kimseye iftira atmıyorum. Yalnızca bir tweet okudum. O kadar.

Kıymetli azizan arada bir benim de şirazem kayıyor, mazur görünüz...

Organize terör çetesi İsrail'in "Savunma" şeysi Katz... Oturmuş klavyenin başına geçmiş. Bizim İçişleri Bakanı'na laf atmış haspam: "Kudüs, Konstantinopolis değildir." Osmanlı bir daha gelmezmiş.

Anladık, fena halde ürkmüşsünüz.

Bir insancık tarih dersi vermeye kalkışıp tarihin altında kalınca ister istemez komik görünüyor.

Ama beni güldüren o değil.

Adam bu tweeti yazarken kimleri etiketlemiş, ona bakın.

CHP'yi, Ekrem İmamoğlu'nu, Kemal Kılıçdaroğlu'nu, Mansur Yavaş'ı.

Tel Aviv'de terörist bir bakancık, Türkiye'ye ateş püskürürken, Kudüs'e, Osmanlı'ya, Erdoğan'a, bu milletin tarih hafızasına parmak sallarken "bunu bir de şunlar görsün" diye aklına ilk kim gelmiş?

Terörist kişisi yanlışlıkla mı etiketledi, yoksa mahallenin adres defteri mi elindeydi?

Manidar mı?

Estağfurullah.

Ne alaka.

Tesadüftür.

Adamcağız herhalde etkileşim arıyordu, eline ne geçtiyse etiketledi.

Ben de bazen bahçeden topladığım domatesi paylaşırken arada Ziraat Odasını etiketliyorum. Gelen giden yok ama umut işte.

Neyse.

Bu satırları bir yurttaş samimiyetiyle yazıyorum. Kulak bükmek için değil, elden tutmak için.

Bu millet yıllardır sizin hakkınızda (CHP ve zihniyeti) ne diyor?

"Gâvurun değirmenine su taşırlar."

"Din iman umurlarında değil."

"Ezan okununca yüzleri değişir, Tel Aviv konuşunca cümleleri yumuşar" diyor.

Haksızlık olduğunu söylüyorsunuz.

Peki.

Ortada koskoca, kemikleşmiş, sandıkta size pahalıya patlayan bir algı var. Bu algı bir günde oluşmadı. Bir günde de silinmez.

Fakat bazen tarih insanın önüne öyle bir fırsat koyar ki yüz yıllık leke tek cümleyle hafifler.

İşte o fırsat ayağınıza geldi.

Yıllardır bu lekeden kurtulmak için neler denemediniz neler yapmadınız!

Başörtülü aday çıkardınız, cami avlusunda poz verdiniz, Kabe'ye gittiniz, camide Yasin dahi okudunuz. Olmadı.

Buyurun alan sizin.

Sahne hazır. Işıklar yandı. Perde açıldı.

Organize terör çetesi İsrail'in gudubet bakanı sizi kendi kavgasına seyirci değil, neredeyse figüran olarak çağırmış.

Sanki "Ben buradan vurayım, siz içeriden anlayın" der gibi.

Topu doğrudan sizin kaleye atmış. Kale bomboş, top ayağınızın dibinde.

Tek yapmanız gereken şutu çekmek.

Buyurun.

O tweetin altına girin.

O hadsiz, o gudubet teröriste milletin duymak istediği cevabı verin.

"Ey Katz, bizi kendi kirli hesabına etiketleyemezsin. Türkiye'nin iç muhalefeti İsrail'in dış aparatı değildir. Kudüs bahsinde, Filistin bahsinde, Türkiye'nin haysiyeti bahsinde seninle aynı kareye girmeyiz. Çek elini Filistin'den." deyin.

Deyin de "CHP İsrail'in uzantısı mı?" sorusu havada asılı kalmasın.

Zor mu?

Çok mu ağır gelir?

Bir teröriste iki çift laf etmek, cami avlusunda siyaset yapmaktan daha mı tehlikeli?

Kabe'ye giden bir partiliyi vitrine koymaktan daha mı masraflı?

Başörtülü aday çıkarmaktan daha mı riskli?

Bir terörist, Türkiye'nin tarihine, hafızasına, Kudüs hassasiyetine ve iç siyasetine parmak uzatıyor, bunu yaparken de CHP mahallesini etiketliyor.

Bu imtihanın adı seçim değil. Anket değil. Kurultay değil.

Bu imtihanın adı haysiyet.

Müzmin, bulaşık hastalığınıza bir kez olsun şifa arayın.

O cevabı verdiğiniz an, yüz yıllık "gâvur dostu" yaftası bir çırpıda düşer ve algının üstünde küçük de olsa bir çatlak açılır. Ertesi sabah manşetler, "CHP İsrailli bakanı yerin dibine soktu." nevinden sizin olur.

Kahvehanedeki amca bile bir an durur, çayından bir yudum alır, "Vay be, demek ki bunlar da bazen memleket tarafında durabiliyormuş" der.

Yalnız o yuvarlak, sabunsu, "bölgede barıştan yanayız" cümleleriyle değil. O cümleleri herkes kurar, hatta BM koridorundaki bayat çay bile kurar.

Açık konuşun. Net konuşun. Okkalı olsun, dolu olsun.

Ama...

Ya susarsanız?

Ya o etiketin altı boş kalırsa?

O zaman millet, kafasındaki o algıyı bizzat sizin elinizle mühürlemiş olur.

"Demek doğruymuş" der.

"Adam ta Tel Aviv'den etiketledi, bunlar gıkını çıkarmadı" der.

Ve o yafta... haksız olduğunu iddia ettiğiniz o yafta... artık haklı sayılır.

Ben üstüme düşeni yaptım.

Fırsatı önünüze koydum, hatta paketleyip kurdelesini bağladım.

Gerisi sizde.

Alan sizin.

Mikrofon açık, kale boş, top ayağınızda.

Ya organize terör çetesi İsrail'in attığı etiketi alnınızdan söküp atacaksınız...

Ya da o etiket, milletin hafızasında durmaya devam edecek.

Sonra da çıkıp "Bu halk bizi niçin yanlış anlıyor?" diye sormayacaksınız.