CHP'deki çatlak giderek derinleşirken iki konuya dikkat çekmek gerekiyor.
Önce CHP'deki çift başlılığın getirdiği kaosun dünkü yansımalarına bakalım.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun TBMM Başkanlığı'na, "Toplantı talebimiz yok" yazısı göndermesine rağmen Özgür Özel dün CHP Grup Toplantısında kürsüye çıktı.
Salonda "hain Kemal" sloganları atıldı.
Öte yandan Kemal Kılıçdaroğlu, 19 kişiden oluşan yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) listesini dün açıkladı.
Bilek güreşinden çok kafes dövüşüne benzeyen bu kavga, CHP'yi elbet çok yıpratacak. Çarpışan iki testinin ikisi de çatlar...
Ancak dikkat çekmek istediğimiz iki konu var.
1. Kamu maliyeti/milli ekonominin gördüğü zarar
CHP'ye bağlı bazı belediyelerde özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilgili davada kamu zararı milyar dolarlarla ifade ediliyor.
Özgür Özel, gözbağcılıkla/illüzyonla gerçekleri saptırmaya çalışırken Cumhurbaşkanı Erdoğan dün "Milli iradenin savunulmasını, nasıl namus borcu olarak görüyorsak, kamu malının israf ve istismar edilmesine göz yummuyoruz" dedi.
Sayıştay'ın 164. Kuruluş Yıl Dönümü Töreni'ndeki konuşmasında dikkat çektiği husus ise resmin bütününü görmemizi sağlıyor:
"Şunu da söylemek isterim ki; tamahkârlar ve beceriksizler kadar kamu maliyesine en büyük darbeyi indirenlerden biri de vesayetçiler olmuştur. Geçen hafta 66. yıl dönümü geride kalan 27 Mayıs 1960 darbesinden başlayarak tüm antidemokratik müdahaleler bu ülkeye milyarlarca dolar zarar vermiş, halkımızı fakirleştirmiş, Türkiye'yi geride bırakmıştır. İşte, en son FETÖ'nün elebaşlığını yaptığı 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin Türk ekonomisine faturası 350 milyar dolardan fazladır. Yine bir darbe girişimi olan gezi olaylarının doğrudan maliyeti 1,5 milyar doları, dolaylı maliyeti ise 10 milyarlarca doları bulmaktadır. Son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez. Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek bizlerin boynunun borcudur."
2. Terörsüz Türkiye yolunda hukuksuzluğa prim verilemez
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, polisin TOMA'sının üstüne çıkıp sol yumruk sıkarak militanlık yapan, halkı polisle karşı karşıya getirme gafletine düşen Özgür Özel'e de iki çift lafı oldu:
"Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez. Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz. Böylesi hassas bir dönemde Türkiye'nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olmaz."
Evet, bölgemiz ateş çemberi içinde iken, devlet otoritesini sarsacak, kamu kaynaklarına el koymaya kalkacak bir zihniyetin sahiplerine göz yumulamaz.
Devlete baş kaldırana yargı haddini bildirecek...
Mesele, CHP'nin iç meselesi değil, terörsüz Türkiye sürecinde iç bütünlüğün her alanda tahkim edilmesi meselesidir.
MHP lideri Devlet Bahçeli, dün partisinin Meclis Grup Toplantısında bu hususun altını çok net çizdi:
"Bölgemiz bir ateş çemberinin içerisinde iken Türkiye, başta millî güvenliği tahkim etmek üzere bölgenin yeniden huzura ve istikrara kavuşması için uğraş verirken, Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir gündem yanılsaması içerisinde patinaj yapmasının kimseye faydası olmayacaktır. Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır. Türk siyasetini kirleten kişiler yaptıkları karşısında koruma görmemeli, siyaseti kirletmelerine müsaade edilmemeli, siyasetten temizlenmelidir. Bu noktada, CHP her şeyden önce kendi arınmasını yapmalı; toplumun hassasiyetlerini gözeterek arınmalı ve durulmalıdır. Türkiye'yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir."
Nokta.