Betül Soysal Bozdoğan

betul.bozdogan@star.com.tr

CHP'nin etik alana dönmesi gerekiyor

Aylardır iç siyaseti meşgul eden ana muhalefetin içinde bulunduğu çürümüşlük, dehşet verici bir gündemi oluşturdu.

Net bir şekilde ifade edelim; CHP kadrolarının özel yaşamı, bizim ilgi alanımıza girmez. Ve fakat "özel hayat"taki düşüklüklerin faturası belediye tarafından ödeniyorsa bu, toplumu ilgilendirir.

CHP'li belediye başkanlarının rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma ve yolsuzluk dosyaları yargıda inceleniyor. Hepsi ayrı bir skandal!

Şikayetçi olanlar, davalı olanlar, davacı olanlar; hepsi CHP'li.

Parti içindeki iktidar, ikbal ve servet yapma hırsı, derin bir çukur oluşturdu.

Peki böyle bir süreçte CHP'ye yakın gazeteciler nasıl bir sınav verdi? CHP'yi ele geçiren ekibin söylemini tekrarlamak ve argüman üretme çabasına girmekten daha ileriye gidemediler. Onlar da elbette fondaş olmanın gereğini yerine getirdi.

CHP'nin belediyelerde verdiği iktidar sınavı; hizmet üretememe ve menfaat kapışması olarak neticelenmek üzere. Bir kısmı görev süreleri dolmadan mahkumiyet alarak jübile yapacak gibi görünüyor.

Bir de belediyecilikteki sahtekarlıkların partiyi ele geçirme oradan da cumhurbaşkanlığı koltuğunu ve ülkeyi ele geçirme projesine dönüşmesi hikayesi var ki dillere destan. Yalnız parti özelinde kısmen başarılı olmuşlardı.

İmamoğlu ve Özel ekibinin CHP kurultayında delegeleri para, tablet, iş imkanı vs. ile satın alması iddiaları malum. Hem de CHP'lilerin bilgi ve belgeleriyle süreç yargıya taşınmıştı.

Ve sonuca gelindi.

Gelinen aşamada; CHP Kurultay davasında Kılıçdaroğlu yönetiminin CHP yönetimini devralmasına karar verildi.

Sonrasında, Kemal Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir. 38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar, bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır." ifadelerini kullandı.

CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, "Hep beraber kucaklaşarak, partide küskünlük olmadan birbirimize kenetlenerek iktidar yürüyüşümüze devam edeceğiz. Sonuç partimiz için hayırlı olsun. Hep beraber bu sürecin içinde güçlenerek çıkacağımızı söylemek istiyorum." ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan YSK, Özgür Özel ve yönetiminin başvurusunu reddetti.

Özel, Kılıçdaroğlu ile telefonda konuştu.

Süreç nasıl ilerler?

Kılıçdaroğlu'nun önünde bazı seçenekler var. Özgür Özel ile uzlaşı olacak mı? Ekipler arasında çekişme devam edecek mi? Parti içi iktidar süreçleri nasıl şekillenecek? İzleyip, göreceğiz.

Esasen bu konu, CHP'lilerin meselesidir.

Bizi ilgilendiren kısmı; CHP siyasetinin hukuk ve etik çerçeveye dönme/döndürülme meselesidir. Parti içinde etik kuralları işletemeyen ve siyasi ahlakı yerleştiremeyen kadrolar, ana muhalefet koltuğunu hak edemez. Türkiye'nin geleceğine talip olanların bazı önemli ev ödevlerini yapmaları elzemdir.

Türkiye zorlu bir dönemin parçası olarak tarih yolculuğunu sürdürüyor.

Devlet ve hükumet mekanizması; savaşların ortasında güvenli liman olarak halkının refahını ve güvenliğini koruyor, diğer taraftan da bağımsızlığımızı ve egemenliğimizi güçlendirecek projelere imza atıyor.

Böyle kritik bir dönemde devletin kodları hiç olmadığı kadar güçlü bir refleksle devreye girmektedir.

Süreç, düşük ve hayasız meselelerle gündemi kaçırma zamanı olamaz.

Ana muhalefet, acilen etik çizgiye dönmelidir.

"Ülkeyi kuran partiyim" cümlesini diline pelesenk edenler, hangi iddialarla muhatap olduklarının farkında mı acaba? Bu ne korkunç ve zul bir durumdur!

Türkiye siyasetinin seviyesini alçaltanlar, derhal olması gereken seviyeye çıkıp ülke yararına siyaset üretmelilerdir.