Betül Soysal Bozdoğan

betul.bozdogan@star.com.tr

CIA'nın suikastçısı olarak FETÖ'nün hedef aldığı siyasi kimlikler

FETÖ cinayet şebekesi, kanlı bir terör örgütü olarak CIA'nın talimatlarını uygulayan, yabancı istihbarat ağlarıyla çalışan hain ve alçak bir yapılanmadır.

Bu bağlamda bilinen iki cinayet girişimini gündeme almak lazımdır.

Birincisi; FETÖ, 15 Temmuz 2016 gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı öldürmek için Marmaris'e FETÖ'cülerden oluşan bir suikast timi gönderdi. Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin FETÖ'cü suikastçılardan 20 dakika önce mekanı terk etmeleri, FETÖ'cüleri boşa düşürdü. FETÖ'cüler gecenin ilerleyen saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik hamle yapmaya çalışsalar da gerek güvenlik güçlerinin gerekse halkımızın irade ortaya koymasıyla başarıya ulaşamadılar.

FETÖ'cülerin 10 yıl önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik suikast girişimleri böylelikle boşa çıktı.

MUHSİN YAZICIOĞLU KAZADA DEĞİL SUİKAST SONUCU ŞEHİD OLDU

FETÖ'cü alçaklar, 17 yıl önceki cinayet girişimlerinde ise ne yazık ki başarıya ulaştı.

Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş'taki Keş Dağı'nda meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetti.

Yazıcıoğlu 54 yaşında şehadete yürürken halkımızın kalbinde derin acı bir hatıra kaldı.

Oy versin ya da vermesin Türk halkı onu çok sevmişti. İlkesel duruşu, dürüstlüğü ile bilinir asla popülizm yapmaz ve pragmatik davranmazdı.

Muhsin Yazıcıoğlu'ndan geriye; "Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz, garantisinin olmadığı bir dünya için fırıldak olmaya gerek yok!" sözü kaldı.

Ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne dair halkımızda oluşan yaygın kanaat; Yazıcıoğlu'nun helikopteri kaza sonucu düşmedi. Yazıcıoğlu, suikast sonucu şehid edildi. Ve bu alçak hamlenin faili de; FETÖ'cülerdi.

Geçtiğimiz gün BBP Genel Başkanı Mustafa Desteci bir açıklama yaptı. İfadeleri şöyleydi; "15 Temmuz 2016 gecesinin ardından 16 Temmuz günü beni İzmir emniyetten bir memur aradı. Başkanım dün Marmaris'te Sayın Cumhurbaşkanı'mıza suikaste giden FETÖ'cülere müdahale etmek için sahadaydık. Ve içlerinden iki FETÖ'cüyü tespit ettim ki; onlar Başkan Muhsin Yazıcıoğlu'nun düşen helikopterinden cihaz çalan kişilerdi." İfadeler çok çarpıcı. Ve bu ifadeler gösteriyor ki; bu olay daha çok konuşulacak.

17 yıldır süren soruşturmada son haftalarda yeni gelişmeler yaşanmakta. Ve ortaya çıkan delil, belge ve itiraflar halkımızın yaygın kanaatini destekler nitelikte.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında 19 şüphelinin tutuklandığını açıkladı. Soruşturma kapsamında 29 şüpheli hakkında işlem yapıldığı bilgisini paylaşan Gürlek, 27 şüphelinin gözaltına alındığını, bunlardan 19'unun tutuklandığını, 8'i hakkında da adli kontrol kararı verildiğini, diğer 2 şüphelinin ise cezaevinde tutuklu bulunduğunu aktardı.

Bakan Gürlek'in FETÖ bağlamındaki ifadeleri şöyle; "Dosyada FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasına, örgütsel irtibatlara, 15 Temmuz Darbe Girişiminin baş aktörlerinden Adil Öksüz bağlantısına, ByLock yazışmalarına ve çok sayıda şüphelinin geçmişte FETÖ kapsamında işlem görmüş olmasına ilişkin hususlar titizlikle değerlendirilmektedir.

Soruşturmanın ucu nereye uzanırsa uzansın, devletin hukuk içinde sonuna kadar gideceğini vurgulayan Gürlek, "Hiçbir şüphenin cevapsız bırakılmasına, hiçbir örgütlü yapının milletimizin adalet beklentisinin önüne geçmesine müsaade edilmeyecektir." dedi.

Son haftalarda Muhsin Yazıcıoğlu dosyasının üzerine gidilme çabası takdire şayandır. Çünkü halkımıza mal olmuş bir siyasi kimlik olan Yazıcıoğlu'nun şehadete yürüyüşünün aydınlatılması, bu devletin ona olan borcudur. Olayın adı konmalı ve suçlular cezasını çekmelidir. Hiç şüphesiz bu gelişmeler FETÖ ile mücadele bağlamında da önem arz eder.