Cengiz ÖZDEMİR

cengiz.ozdemir@star.com.tr

Da Vinci Köprüsü'nü inşa etmenin tam zamanıdır

Dünya Kupası'nda son derece ilgi çekici ve renkli sahneler sizin de gözünüze takılıyor olmalı. Bunlardan, Norveç'in sahadaki futbolcularının da maç sonlarında iştirak ettiği tribün gösterilerini görmüşsünüzdür. Vikingleri anlatan kürek çekme koreografisini bütün dünya zevkle izliyor. Ve bu Norveç için muhteşem bir tanıtım anlamına geliyor.

Buradan bize gelmek istiyorum. Çok uzun yıllardır yüzleşmemiz gereken bir gerçek var. Ülkemizi hak ettiği gibi tanıtamıyoruz. Oysa inanılmaz bir coğrafyada, muhteşem bir servetin üzerinde oturuyor ve bunu doğru değerlendiremiyoruz. O kadar çok örnek var ki... Bugün sadece birini anlatacağım.

Topkapı Sarayı Arşivi'nde şöyle bir çeviri var: "Ceneviz'den Licardo adlı kâfirin gönderdiği mektubun suretidir: Ben kulunuz, değirmen konusunu düşündüm ve Allah'ın inayetiyle suya gerek duymayan, sadece rüzgardan güç alan bir değirmen yapmanın yolunu buldum. Şükürler olsun ki, gemilerden ip ya da halat kullanmadan, sadece kendi kendine devir yapan bir hidrolik makine kullanarak su çıkarmanın yolunu bulmayı Allah bana nasip etti. Ben, kulunuz, İstanbul'dan Galata'ya uzanan bir köprü yapmak istediğinizi, yapabilecek biri bulunamadığı için köprüyü yapamadığınızı duydum. Ben, kulunuz, nasıl yapılacağını biliyorum. Köprüyü bir bina kadar yüksek yapacağım, çok yüksek olduğu için üzerinden kimse geçmeye razı olmayacak. Öyle bir köprü yapacağım ki, yelkenleri fora olsa bile bir gemi altından geçebilecek. İsteyenleri Anadolu kıyısına geçirebilecek bir asma köprü yapacağım. Allah sizi bu sözlere inandırsın ve bu kulunuzun her zaman hizmetinizde olduğunu bilin."

Bu satırların sahibinin kim olduğunu biliyor musunuz? Leonardo da Vinci. Osmanlı Sultanı II. Beyazıt'tan mimar ve mühendis olarak iş talep ediyor. Osmanlı Sarayı'na dört ayrı proje sunuyor. Bir yel değirmeni, bir su boşaltma pompası, Haliç için tasarlanmış kemerli bir taş köprü ve İstanbul Boğazı için bir asma köprü.

Topkapı Müzesi Arşiv Kılavuzu'nda E6184 sayı ile kayıtlı bu çeviride, Leonardo, Licardo olarak yazılmış. Franz Babinger, 1952 yılında kaleme aldığı "Leonardo da Vinci'den Sultan II. Beyazıt'a Dört Proje Teklifi" adlı makalesinde, projeleri son derece kapsamlı bir biçimde anlatır. Böylece mektubu yazan kişinin Leonardo da Vinci olduğu, yazıldığı 1502 yılından ancak dört yüz elli yıl sonra ortaya çıkar. Leonardo da Vinci çok yönlü bir bilim adamı ve sanatçıydı. Bilim adamı, mucit, mühendis, müzisyen, jeolog, heykeltıraş, geometrisyen, anatomist, mimar, botanikçi ve elbette ressam.

Peki, Leonardo da Vinci'nin Haliç için tasarladığı bu köprünün Norveç'te bir otoyol üst geçit köprüsü olarak yapıldığını biliyor muydunuz? Bu köprünün izini sürmeye, Oslo üzerinden köprünün yapıldığı Aas kasabasına giderek başladım. İnanılmazdı. Köprü, olması gereken yerden 2500 km kuzeyde, tasarlandığı yıldan 500 yıl sonra yapılabilmişti. Norveçli Sanatçı Vebjörn Sand'in Konsept ve Sanat Yönetmeni olduğu bu köprü, Leonardo da Vinci'nin yüzyılları aşan vizyonunu simgeliyor, yüzyıllar öncesinden bugüne uzanıyordu.

Vebjørn Sand'i ziyaretimde, Da Vinci Köprüsü belgeselinin röportaj çekimlerini başlattım. Onun, "Donup kaldım; çünkü bugüne kadar bu kadar ihtişamlı ve güzel bir köprü görmemiştim. Ona âşık oldum; çünkü sonsuz bir harmoni ve güzellik taşıyordu. Sonradan öğrendim ki, bu köprü hiç inşa edilmemiş. Şaşırmıştım. Hayatımda gördüğüm en güzel köprüydü. Köprü zamanın gelmiş geçmiş en büyük dahisi Leonardo'nundu. Mozart'ın çalınmamış senfonisini bulmuşçasına neşe, heyecan ve coşkuyla doldum. O yüzden o güne kadar neden inşa edilmediğine anlam veremedim." sözleriyle, köprünün izini Paris'te sürmeye devam ettim.

Leonardo da Vinci'nin bu çizimini ve bu köprünün ayrıntılı ölçülerini bulabileceğim el yazmasının, Paris'te 1795'te kurulan Fransa Enstitüsü Kütüphanesi'nde olduğunu biliyordum. Bu, Leonardo da Vinci'nin çizim ve açıklamalarıyla dolu, deri kaplı küçük bir defterdi.

Bu defterde, Leonardo da Vinci, köprüyü "Pera'dan Konstantinapolis'e uzanan köprü, 40 braccia genişliğinde, sudan 70 braccia yüksekliğinde, 600 braccia uzunluğunda, yani denizin 400 karanın 200 braccia üzerinde, böylece kendi mesnetlerine sahip" sözleriyle anlatmış. Braccia, yerel bir ölçü birimi. 1 metre, 1,64 braccia ediyor. Köprünün uzunluğunun 600 braccia yani 365 metre olacağını yazdığına göre, o güne kadar inşa edilmiş dünyanın en uzun köprüsünden söz ediyordu.

Köprünün izinde Leonardo da Vinci'nin doğduğu, İtalya'da Floransa yakınlarındaki kendi adını taşıyan köye de gittim, hayata veda ettiği Fransa'daki Amboise şehrine de. Bugün her ikisi de müze olan doğduğu küçük evi ve vefat ettiği koca şatoyu ziyaret ettim. Haliç için hayalini kurduğu köprüye ilham kaynağı olan İtalya'da Castel del Rio'daki Alidosi Köprüsü'nü yerinde gördüm. Milano'da Leonardo da Vinci'ye adanan ve onun beş yüzüncü doğum gününde açılan Milano Bilim ve Teknoloji Müzesi'nde detaylı çekimler yaptım.

Belgeselde, o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın müjdeli mesajına da yer verdim: "Leonardo da Vinci'nin İstanbul için böyle bir tasarım yapmış olması çok anlamlı. Bu köprü, hayata taşımaya çalıştığımız Avrupa Birliği projesinin sembolik bir anıtı olacaktır. Bu vesileyle müjdelemek isterim ki, Leonardo da Vinci'nin beş yüz yıl önce İstanbul için yaptığı bu çalışma, köprünün yapımıyla tamamlanacaktır."

TRT için yaptığım bu belgesel dünyada büyük ilgi uyandırdı. Çok sayıda ülkeden çeşitli televizyonlara satıldı ve yayınlandı. İnternette www.dailymotion.com adresinde Da Vinci Köprüsü belgeselini bulabilirsiniz.

Bu köprünün inşası için avan projeleri Kültür AŞ Genel Müdürü olduğum dönemde, 2003 yılında tamamladım.

Ülkemiz bugünlerde 36. NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Özellikle diplomaside izlediği tutarlı ve özenli çizgi ile Türkiye'nin dünyadaki ağırlığı günden güne artıyor.

Leonardo da Vinci'nin 1502 yılında yazdığı bir mektupla Osmanlı Sultan'ı II. Beyazıt'a teklif ettiği bu projenin 524 yıl sonra Haliç'te tarihi bir anıt olarak ve onun estetik çizgilerini günümüze taşıyacak bir yorumla hayata geçirilmesinin tam zamanıdır.

Bu anıt, Türkiye için muhteşem bir tanıtım, İstanbul için çok güzel bir yaya köprüsü ve iki ayağındaki kültür ve sanat mekanları ile yepyeni bir simge yapı olacaktır.