Sibel ERASLAN

sibeleraslan@star.com.tr

Dijital kötülüğün yüzsüzleşmesi

Kahramanmaraş'taki kanlı okul baskını, hepimizi derinden üzdü. Vefat etmiş tüm evlatlarımız ve başta Ayla Kara hocamız olmak üzere, inşallah şehadet mertebesine kavuşmuşlardır. Her birisi dualarla son yolculuklarına uğurlanırken, geride birbirinden hüzünlü hatıralar bıraktılar... Allah ailelerine sabırlar yağdırsın. Hastanelerde tedavileri devam etmekte olan kardeşlerimize ise acilen kamil şifalar diliyoruz.

Kahramanmaraş noterlerinden okul arkadaşım Şükran Kaya ile görüştüm başsağlığı dileklerimi söylemek için... Sesi aynı deprem günlerindeki sesi gibiydi, kırık ve mahzun, dedi ki; ''Şu anda Kahramanmaraş'ta depremdeki üzüntünün aynısı, hatta daha fazlası bile var diyebilirim, şehrimize karanlık çökmüş gibi...'

Bir masum katledildiğinde, bizim sesini işitmediğimiz, halini müşahede etmediğimiz alemler, hep birlikte sarsılırmış, büyükler böyle anlatırlardı bu büyük şoku... Bir cani eline öldürücü bir nesne aldığında, yine bizim duyamadığımız seslerle 'yapma, dur!' diye seslenirmiş dağlar taşlar bile... Biz bu sözleri küçükken masallarda dinlerdik veya ölüm, taziye, kaza gerçekleştiği vakitlerde mırıldanırdı bu sözleri büyükler... Ama şimdi ne bu masallar kaldı, ne o küçüklere hikmetli, ibretli nasihatler veren büyükler. Şükran'ın ''şehrimize karanlık çökmüş gibi' cümlesi beni bu çocukluk hatıralarıma götürdü...

Bir masumun katledilişi tüm toplumu etkiler. Bir garibin hakkının çiğnenmesi, tüm insanlığı tesir altına alır. Çünkü haksızlığa ve gadre uğramak, sanki bir zaman bükülmesi gibi veya nükleer zincirleme tepkiler gibi, ilgili veya ilgisiz hepimizi etkiler, hepimizi ilgilendirir. Çünkü bilinçaltımızda yatan ''garibin ah'ının yerde kalmayacağı' bilgisidir.

Garibin kanının yerde kalmaması, adalet sağlayacak müesseseleri icap ettirir. Ancak adaletin sağlam olduğu yerde kötülük çoğalamaz, yüzsüzleşemez. Adalet ve güvenlik konuları, doğaları gereği ne yazık ki iş işten geçtikten sonra devreye giriyor.

Bu yüzden ailede, okulda, çevrede eğitim, edep, görgü, insanlık değerleri verilebiliyorsa, garipler de, güçsüzler de, çocuklar da, kadınlar da, yaşlılar da, engelliler de ancak güvende olurlar. Dolayısıyla terbiye, eğitim, görgü, değerlere sahibiyet, adaletin öncülüdür.

Kötülüğün yüzsüzleştiği bir çağdayız. Özgürlük adı altında, hat ve sınır tanımaz bir egoizm var. Kötülüğün de katmanlarının olduğunu görüyoruz bu son olayda da... Biz yetişkinlerin çok da bilmediğimiz dijital dünyanın karanlık katmanları devrededir çağımızda. Ne kadar sapkınlık, ne kadar sınır tanımayan kötülük, şeytanlık varsa sanki normalmiş gibi empoze ediliyor gençliğe ve damarlarda akan kana eşlik eden o sinsi kötülük, belki şu anda toplumun sadece marjinal köşelerindedir ama ne yazık ki gençliğin geleceğini çalmaya adaydır.

Dijital ortamların denetimsizliği, gençlere tüm kontrollerden uzak sanal bir özgürlük vaadi gibi gözüküyor. Ama bu bir pusudur! Gençleri berbat alışkanlıklara köle edecek, onları kendine kul köle edecek bir bağımlılık zehri kusar bu karanlık katmanlar. Kontrolsüzlük güya en büyük teklifidir. Ama Big Brother gibi arka planda tüm saptırdığı gençleri birer kukla gibi oynatır. Önce kendi ortamlarına hapseder, aileden, okuldan, arkadaşlardan kopartır, ardından bu yalnızlığın sorumlusu olarak ya ebeveyni, ya okulu, ya sistemi hedef gösterir...

Dijital dünyanın gençleri birer zombiye dönüştürdüğü garip bir çağdayız...

Hepimiz elimizden geleni yapmalıyız hakikat için! Hakiki hayat, hakiki aile, hakiki ilişkiler, hakiki komşuluk, hakiki arkadaşlık gibi! Çok değil 25-30 yıl evvelki gündelik hayatımızın tabiiliğine dönüş yapsak bile büyük adımlar atmış oluruz...

Anneler, babalar çaresiz... Adalet sistemi, yasaklar, cezalarla bir yere kadar gidebiliriz. Peki ya insana? Yeniden insan olduğunu, eşrefi mahlukat olarak yaratılmış olduğunu yeniden kim veya kimler hatırlatacak?

Bu yüzden bu meselenin sadece Milli Eğitim Bakanlığının uhdesinde bir konu olduğunu düşünmüyorum. Çok disiplinli bir yaklaşımla meseleyi göğüslemek zorunda uzmanlar... Gençlik ve Spor Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Kültür Bakanlığı, dijital eksperleri, Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte, ciddi şekilde çözüm projeleri üretebilmeli...

Gençliğimizin karşı karşıya olduğu meseleleri çözebilme hedefi, siyasetler üstü bir hedeftir. Onlar hepimizin evlatları ve geleceğimizin aynaları, çok kıymetliler unutmayalım...