Sibel ERASLAN

sibeleraslan@star.com.tr

‘'Dijital yetimlik'…

- Sibel ERASLAN tüm yazıları

Son zamanlarda sık sık önüme çıkan bir terim bu; ''dijital yetimlik. Anne-babanın, karı-kocanın, dede-nene-torunun ilişkilerinin dondurulması hali bu. Dondurularak, sürümden çıkartılması ve yerine dijital dünyanın ikame edilmesi... Hem de ne ikame! Yakınlaşmaktan, bağ kurmaktan, rol model olmaktan, kişilik inşa etmeye, yeni bir denetim ve kontrol kurmaya kadar... Yeni ve görünmez sanal ilişkiler ağının, doğal ve hakikatli olan ilişkilerin yerini alması halidir bu. Radikal bir dönüşüm.

Artık aile bireylerinin her birinin kendi telefonu veya bilgisayarı üzerinden kurdukları iletişimler geçerlidir. Hatta anne-babalar, önce ders yardımcısı, ödev destekçisi veya sınav koçu olarak destekledikleri bu sanal ortamları, bir noktadan sonra kontrol edemiyorlar. Zaten herkesin o kadar çok işi var ki, dijital ortam yepyeni bir konfor alanı da sunuyor yeni anne-babalara. Makinaların profesyonelliğine emanet edilmiş çocuklar, bir eşikten sonra, zaten her müşküllerini, meraklarını, heyecanlarını, dijital ortamlar içinde deneyimleyerek büyüyorlar...

Büyük bir yalnızlaşma bu aynı zamanda. Tekilleşme. Tek başınalık. Sanırım bu derin yalnızlığa istinaden ''dijital yetimlik' gibi bir terim çıktı ortaya.

Bunun insanlık adına bir tür hazırlık evresi olduğunu düşünüyorum, sezinliyorum bendeniz. İnsanın insana ihtiyacının kalmayacağı, aslında giderek insana ihtiyacın kalmayacağı bir döneme doğru gidiyoruz. Bugün dijital yetimliği konuşuyoruz, yarın insanın gerekli olup olmadığını konuşmaya başlayacağız sanırım... Veya birileri konuşmaya başlamışlardır bile.

McLuhan'nin 2005'teki bir makalesine göre; teknoloji, toplumsal yaşamdaki değişimin en önemli itici güçlerinden biri olarak değerlendirilmekte ve toplumun ihtiyaçları, teknolojik gelişmelerin önünü açarken gelişen yeni teknolojiler de toplumsal yaşamı değiştirip dönüştürmeye hizmet etmektedir. Bir tür determinizm ilişkisi...

21.YY'a kadar tüm kavramlar ve yeryüzündeki tüm değişim modellemeleri insanı odağa koyan tasarımlardı. Demokrasi ve siyaset gibi üst yapısal kurumlar bile, insan için vardı... Öyle zannediyorum ki dijitalleşmeyle birlikte gelmekte olan yeni asırlarda, insanın parlaklığı giderek sönerken, siyaset, demokrasi, kadın ve erkek kimlikleri, haklar mücadelesi gibi tüm içinde alt üst oluşlarımız hatta inançlarımız, ideallerimiz de parlaklığını ve önemini yitirecek... Başka bir şey geliyor.

Yeni gelmekte olan dijital dünyada, ''insan insana''lığın azaldığı, bittiği, adeta insanın gölgeleştiği, insana dair anlamlar-değerler dünyasının da gereksizleşip hatta buharlaştığı günler hiç de hayal olmasa gerek.

Halbuki dünyaya anlam veren aslen insandır. 'Hoşça bak zatına kim zübdei alemsizn sen' diyen bakış açısı, insana 'eşrefi mahlukat' olarak bakar. İnsanı olmayan dünyanın kıyameti ise zaten kopmuştur.

Dijital yetimliğin yaslandığı köksüzlük, bizi insani değerlerin birer nostaljiye ya da ağır yüke dönüşeceği gelecek zamanlara itiyor.

Dijital yetimliğin devamında, yeni tür baskıların, denetimlerin artacağı da aşikardır. Hatırlayalım; pandemi sürecinde, özellikle Fransız siyaset kuramcıların tartıştığı ''dispozitif' meselesi aslında doğru bir sorgulamaydı. Bu tehdidin dijitalleşmeyle birlikte bizi daha da kuşattığını düşünüyorum. Pozitif normatif düzenin dışında yeni denetim alanlarının kurulması ve insanların bu ekstraları hiç de sorgulamadan, gönüllüce tabi olmaları doğuruyor dispozitif durumları. Her birimizin bilgisayarlar ve mobil telefonlar, WhatsApp'lar, Telegram'lar, Mail ortamlarından takip edilmemiz ve bunu da güvenlik gerekçesiyle kabullenişimizde olduğu gibi.

Daha sıkı denetimli bir çağa giriyoruz. Üstelik dijital yetimler olarak her birimizi tek tek kıstırmış büyük iletişim ağlarının içinde bu sıkı denetimlerle baş edebilmek çok da kolay değil. Çünkü 20.yy'a ait ne haklar özgürlükler çığlığı, ne sendikalar, barolar, bağımsız basın, sivil toplum, ne de eski ''biz'lerin hiç biri dijitalleşme çağında bizlere eşlik edemeyecek. Modası geçmiş nostaljik birer hatıraya dönüşecek toplumsal olan her şey.

Çünkü insanın ikincilleştiği yerde hiçbir toplumsallaşmadan söz edilemez.

Dijital yetimlik kavramsallaştırmasını hafife almayalım derim... Çünkü ardından başka bir şey geliyor! Büyük bir şey...