Betül Soysal Bozdoğan

betul.bozdogan@star.com.tr

Erdoğan'ın ufku ve İsrail'in son çırpınışları

Soykırımcı İsrail, sonunu hızlandırma yolunda.

Son zamanlarda Türkiye'ye laf atmayı adet edindi. Sancısı derin... Ve son hamlesiyle büyük bir çıkmazın içinde olduğunu göstermekte.

Peki ne oldu? İsrail kabinesi 1915 olaylarının "soykırım" olarak tanınmasını öngören teklifi, 28 Haziran'da oybirliğiyle kabul etti.

Şimdi bu gelişmenin arka planına bakalım. Ne oldu da İsrail böyle bir adımı attı?

Dünyada 'kirli İsrail' gerçeğini gören halklar varsa bu değişimin itici gücü Türkiye'dir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "one minute" çıkışı, dünya kamuoyunda oluşan farkındalığın ilk basamağıdır. İsrail'in oluşturduğu dokunulmazlık büyüsünün bozulduğu tarih; 2009'dur.

2009'dan 2026'ya Erdoğan'ın Filistin duruşu hiç değişmedi. 2023'te başlayan Gazze soykırımı sürecinde Erdoğan, küresel medya devlerinin mikrofonlarına konuşarak, dünya liderlerinin önünde gerçeği haykırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşlerini ilan ettikçe, dünya halklarının gönlünde Türkiye sevgisi büyüdükçe büyüdü.

Çünkü ortada büyük bir zalim vardı, bir firavun... Öyle ki sermeya ile güç odaklarını satın almış insanlık düşmanı bir yapı... Fakat İsrail'in kirli para gücü, medeniyet temsili olan Türkiye'yi satın almaya asla yetmeyecekti.

Gelinen aşamada dünya çapında yapılan anketlerde İsrail, soykırımcı olarak görülüyor.

Kendini "soykırım mağduru" olarak gösteren ve bu mağduriyet üzerinden dokunulmazlık inşa eden sinsi canavarın foyası artık ortaya döküldü.

Uluslararası kurumlar da İsrail'in soykırımcı olduğunu tescillemiş durumda.

Birleşmiş Milletler araştırma komisyonu, İsrail'in Gazze'de Filistinlilere karşı "soykırım" işlediği sonucuna vardı. Komisyon raporuna göre İsrail, uluslararası hukukun tanımladığı beş soykırım eyleminden dördünü Gazze'de gerçekleştirdi.

Avrupa Parlamentosu da, İsrail'in Gazze eylemlerini ilk kez 18 Haziran 2025'te "soykırım" olarak niteledi. Avrupa Parlamentosu bu kapsamda "Gazze'deki soykırımı durdurmak" başlıklı oturum düzenledi.

İsrail'in soykırım fiilini ifşa eden ve adını koyan Türkiye oldu, tescil eden ise BM ve AP!

İsrail aleyhine yaşanan gelişmeler sonrasında katil yapı, Türkiye'ye karşı bir hamle yapmak istedi. Ve sözde Ermeni soykırımını gündeme taşıdı.

Esasen yıllardır Ermenilerin tezlerine mesafeli duruyordu İsrail. İsrail'e göre tarihte yapılan "biricik soykırım" Yahudi soykırımıydı. İsrail, dünyanın sadece Holokost'u bir soykırım olarak görmesini istiyordu. Bu biricikliğini kırmak istemedikleri için de Ermeni soykırımına mesafeleriydiler. Ama şartlar değişti ve üzerlerindeki baskıyı kırmak için böyle bir taktik denemesi yaptılar. Yani soykırımcı İsrail, Türkiye'ye soykırım iftirasında bulunmakta. Bu yöntemle gündemi çarpıtma gayretine giriyor ve sözüm ona Türkiye'yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyor.

Tarih çok açık ve nettir. Türkiye ne geçmişinde ne de günümüz icraatlarında hiçbir zaman böyle insani krizlere alan açmamıştır.

Sözde Ermeni tezlerine gelirsek; Konunun tarihsel bilgi ve belge zemininde ele alınması lazımdır ve fakat bunun tek taliplisi biziz. "Arşivlerimizi karşılıklı açalım" dedik ama Ermeni kesimi konunun sadece tezvirat boyutunda kalmayı tercih ediyor. Ermeni diasporası da hakikati aramaktan kaçınarak sadece söylemde kalıp iftira dilini kullanarak buradan rant devşirmeyi daha kazançlı buluyor.

İsrail'in 1915 olaylarına dönük attığı adım kapsamındaki tepkileri aktaralım.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'i "iftira atmakla" suçladı ve "Ellerinde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masum Gazzelinin kanı olan cinayet şebekesinin ülkemizle ilgili iftiralarını zerre kadar kale almıyoruz. Bizim tarihimizde ne soykırım vardır, ne katliam vardır, ne zulüm, ne de sömürgecilik vardır" ifadelerini kullandı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, "Tüm dünyanın gözü önünde Filistin halkına yönelik sistematik zulüm uygulayan ve Uluslararası Adalet Divanı'nda Gazzelilere karşı soykırım işlemek suçundan yargılanmakta olan İsrail hükümeti, 1915 olaylarıyla ilgili olarak kabul ettiği siyasi kararla kendi suçlarını örtbas etmeyi hedeflemektedir" açıklamasını yaptı.

İsrail ile iyi ilişkilere sahip Azerbaycan'dan da karara tepki geldi. Azerbaycan Dışişleri'nin açıklamasında, "İsrail hükümetinin sözde 'Ermeni soykırımı' ile ilgili kararı ciddi bir endişe kaynağıdır. 1915 olaylarına ilişkin tarihi gerçeklerin çarpıtılması ve karmaşık tarihi süreçlerin, hukuki ve bilimsel temellerden uzak, siyasi kararların konusu haline getirilmesi kabul edilemez" ifadeleri kullanıldı.

İsrail basını, Netanyahu hükümetinin sözde Ermeni soykırımını tanıma kararının ardından hükümetin "Azerbaycan" paniğini yazdı; Bakü'nün petrol, istihbarat ve güvenlik işbirliğini bitirmesinden endişe ediliyor.

Bazı Ermeniler de İsrail'e tepkili. Dünyaca ünlü rock grubu System of a Down'ın solisti Serj Tankian, İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin tutumunu sert sözlerle eleştirdi. İsrail'in, sözde "Ermeni soykırımı" iddialarını siyasi çıkar için kullandığını öne süren Tankian, "Canınız cehenneme" dedi.

TÜRKİYE-İSRAİL KARŞI KARŞIYA; CEPHELEŞME VE HİZALANMA

Türkiye tarihin doğru tarafında duruyor.

Türkiye kendi medeniyet tarihiyle paralel ve bütünlük içinde hareket ediyor.

Erdoğan liderliğinde Türkiye, İstanbul'u Şam'dan, Kudüs'ten ve Beyrut'tan ayırmıyor. Ve bu bağlamda çaba ve gayret gösteren Türkiye'nin önü açılıyor. Tarih yeniden bizi çağırıyor.

Süreç Ayasofya Camii'nin aslına rücu ettirilmesiyle başladı. Şam özgürleşti. Sıra Kudüs'ün özgürlüğünde.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu bağlamda kadrolarına ödev verdi.

Geçtiğimiz Pazar günü AK Parti kampında konuşan Erdoğan, "Gazze'de bir soykırım yaşandı. Halen de saldırılar devam ediyor. Annesinin emzirdiği bebeği nişan alıp öldürdüler. Parklarda, bahçelerde binlerce sabiyi şehit ettiler. Bunların hesabı hiç şüphesiz sorulacak. Bunu ihmal edemeyiz. Kardeşlerim, samimiyetle söylüyorum, yükünüz çok ağır. Gazze'nin Şam'ın umudu sizlersiniz. Bu soykırımın hesabını Allah izin verirse işte bu kadro soracak. Kardeşlerim tüm kalbimle söylüyorum yükünüz çok ağır ama siz bu yükün altına bilerek girdiniz. Yaptığınız ve yapacağınız her adımda Kur'an okurken ölen Recep'in gözleri önünüze gelsin." ifadelerini kullandı.

Kudüs'ün kurtuluşu Türkiye'nin eliyle olacak.

Şam tamam, sıra Kudüs'te.

Hem de çok yakında.