M. Yalçın YILMAZ

yalcin.yilmaz@star.com.tr

Hazar'da Kesişen İki Savaş

Hazar Denizi'nde vurulan İran gemisi haber akışlarında dikkat çekti.

İran, Ukrayna'nın Hazar'da bir İran ticari gemisine saldırdığını, olayda bir denizcinin öldüğünü ve yaralılar olduğunu açıklayarak Ukrayna'yı kınadı. Kiev'e göre ise hedef alınan gemi, Rusya'nın İran'la askeri lojistik ağının bir parçasıydı.

Hazar'da yapılan saldırıyı Ukrayna-Rusya savaşının yeni bir uzantısından ziyade İran-ABD savaşının yeni bir cephesi olarak okuyabiliriz.

Savaşların yayılma riski taşıdığı günlerdeyiz. Üstelik cepheler birbirinden kopuk değil. Karadeniz'de başlayan savaş Hazar'a uzanıyor. Hazar, İran-Rusya lojistiğinin geçtiği bir alana dönüşüyor. Hürmüz'deki gerilim ise enerji fiyatları, hava savunma sistemleri ve Körfez güvenliği üzerinden Ukrayna cephesini etkiliyor.

Yani Ukrayna-Rusya savaşı ile İran-ABD savaşı iki ayrı dosya gibi görünse de aynı bağlantı hatları üzerinde birbiriyle kesişiyor.

Ukrayna ve İran, Rusya ve ABD'nin güç iddialarını zorlayan iki direnç sahası haline geldi. Putin, Ukrayna'da hızlı sonuç alacağını düşündü. Trump ise İran'a yönelik hamlesinde birkaç günde teslim alacağını zannetti. Fakat iki sahada da daha zayıf görünen aktörler, büyük güçlere zafer fırsatı vermedi.

Çünkü uzun zamandır savaşları sadece büyük güçlerin hamleleriyle okumaya alıştık. ABD ne yapacak? Rusya nereye ilerleyecek? Çin nasıl pozisyon alacak? Elbette bunlar önemli sorular. Fakat hibrit savaş çağında daha küçük ya da orta ölçekli aktörlerin direnç kapasitesi de büyük güçlerin hesaplarını bozuyor.

Ukrayna ve İran bu anlamda iki büyük gücün planlarını aksattı. İki ülkeyi aynı siyasi zeminde değerlendirmek doğru olmaz. Ukrayna Batı desteğiyle Rusya'ya direniyor. İran ise ABD merkezli bölgesel düzene karşı Rusya ve Çin'le irtibat halinde. Ancak stratejik düzeyde benzer bir sonuç ortaya çıkıyor: Daha büyük güçler, sahada istedikleri sonucu kısa sürede alamıyor.

Bu durum savaşların süresini uzatıyor, maliyetini artırıyor ve güvenilirlik krizini derinleştiriyor.

Robert Person'ın Foreign Policy Research Institute için yazdığı analiz iki savaş arasındaki ilişkiyi açıklıyor. Person'a göre İran savaşı, Ukrayna cephesini üç kanaldan etkiliyor: hava savunma sistemleri, enerji piyasaları ve diplomatik dikkat dağılması. Özellikle Patriot sistemleri bu noktada kritik. Körfez'de İran füzelerine ve Şahid tipi İHA'lara karşı kullanılan her hava savunma kapasitesi, Ukrayna'nın Odessa, Harkiv veya Kiev'i savunma imkanını daraltıyor.

Yani Körfez'de bir füze havada durdurulduğunda, Ukrayna cephesindeki hava savunma hesabı da değişiyor. Bir Patriot bataryasının nereye konuşlandırılacağı, sadece teknik bir askerî karar değil; iki savaş alanı arasında yapılan stratejik bir tercihe dönüşüyor.

Hürmüz'deki gerilim petrol fiyatlarını yükselttiğinde Rusya için bir avantaj ortaya çıktı. Çünkü Moskova'nın savaş ekonomisi büyük ölçüde enerji gelirlerine dayanıyor. Person'ın vurguladığı gibi İran savaşı uzarsa, petrol fiyatları Rusya'nın savaş bütçesine nefes aldırıyor. Bu da Ukrayna savaşının daha uzun sürmesine imkan veriyor.

ABD İran'ı baskı altına almak istiyor. Fakat İran savaşı uzadıkça petrol fiyatları üzerinden Rusya'nın Ukrayna'daki savaş kapasitesi güçleniyor. Trump bir cephede baskı kurarken, diğer cephede Moskova'ya dolaylı bir ekonomik alan açıyor kanaati Batı kamuoyunda güçleniyor.

İran savaşı ABD'nin ve Avrupa başkentlerinin dikkatini Ukrayna'dan Ortadoğu'ya çekiyor. Diplomatik enerji, istihbarat kaynakları, askeri planlama ve siyasi gündem aynı anda iki büyük krizi yönetmek zorunda kalıyor. Neticede Ukrayna'nın ihtiyaç duyduğu askeri ve diplomatik destek yavaşlıyor.

Bu yüzden İran savaşı, hava savunma stoklarını etkiliyor, petrol fiyatlarını tetikliyor, Rusya'nın savaş kapasitesini artırıyor.

Hazar'daki gemi saldırısı tam da bu durumun etkisiyle cereyan etti. Kiev, Rusya'nın İran bağlantılı lojistik damarını hedef aldığını söylüyor. Tahran ise bunu doğrudan İran'a yönelmiş bir saldırı olarak okuyor. Böylece Karadeniz'deki savaş Hazar'a, Hazar'daki gerilim Hürmüz'e, Hürmüz'deki kriz de Ukrayna cephesine bağlanıyor. Bu nedenle İran savaşı Rusya için hem fırsat hem risk barındırıyor.

Rusya, İran'a sınırsız destek verebilecek durumda değil. Ukrayna'da yorgun bir savaş yürütüyor. ABD ise İran karşısında sınırsız güç kullanabilecek rahatlıkta değil. Çünkü Körfez'deki her yeni saldırı, enerji piyasalarını, askeri üsleri ve Amerikan iç siyasetini aynı anda etkiliyor.

Yeni savaş düzeninde direnç kapasitesi, bağlantı hatları ve maliyet üretme gücü öne çıkıyor. Ukrayna bunu drone savaşında Rusya lojistiğini hedef alarak gösterdi. İran ise Hürmüz'de, Körfez üslerinde ve bölgesel caydırıcılık kapasitesiyle aynı şeyi yapmaya çalışıyor. Hem Tahran hem de Kiev asimetrik savaş yöntemleri kullanarak karşılarındaki güçleri yorma kabiliyetine sahip.

Bu yüzden Hazar'da vurulan gemiye sadece "Ukrayna İran gemisini vurdu" başlığıyla bakamayız. Aslında o gemi, iki savaşın birbiriyle kesiştiği yerde hedef alındı. Karadeniz, Hazar, Hürmüz ve Babü'l Mendeb ayrı coğrafyalar gibi görünse de artık aynı stratejik gerilimin parçaları haline geliyor.

Ve bu denklemde savaşlar artık sadece kendi bölgesinde kalmıyor.