Cüneyd Altıparmak

Hukukun dijital gündemi: Bylock, IBAN ve yapay zekâ

- Cüneyd Altıparmak tüm yazıları

Hukuk gündemi, çoğu zaman yalnızca yeni kanun teklifleri veya yüksek yargı kararlarıyla şekillenmiyor. Bazen tek bir dijital delil, bazen ekonomik hayatı ilgilendiren yeni bir suç tipi, bazen de teknolojik gelişmeler, hukuk sisteminin temel sorunlarını yeniden tartışmaya açıyor. Son dönemde kamuoyunda en fazla konuşulan başlıklara baktığımızda ise üç konunun öne çıktığını görüyoruz: ByLock'un delil niteliği, IBAN mağduriyetleri ve yapay zekânın hukuka etkisi. Bu başlıkların her biri, yalnızca bugünün değil, önümüzdeki yılların da hukuk gündemini belirleyecek nitelikte. Bu nedenle güncel tabloyu bu üç başlık üzerinden değerlendirmekte fayda var.

BYLOCK'UN DELİL NİTELİĞİ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ByLock kararları kamuoyunda çoğu zaman eksik veya hatalı yorumlanıyor. Bir kesim, Mahkemenin "ByLock delil değildir." dediğini ileri sürüyor. Oysa Mahkeme, ByLock kullanımının ceza yargılamasında değerlendirilebilecek bir dijital veri olduğunu kabul ediyor. Ancak bunun, örgüt üyeliğinin bütün unsurlarını tek başına ve otomatik olarak ispatlayan kesin bir delil sayılamayacağını vurguluyor. Esas eleştiri, dijital verinin varlığından değil; bu verinin otomatik olarak suçluluk sonucuna bağlanmasından kaynaklanıyor. AİHM'e göre ceza hukukunda her delil, diğer maddi olgularla birlikte değerlendirilmeli; savunmaya da delili tartışma ve denetleme imkânı eksiksiz tanınmalıdır. Buna rağmen kamuoyunda oluşturulan algı, "ByLock'un delil olmadığı ispatlandı." yönünde. Oysa bu bir tezvirattır. Gerçek olan ise AİHM'nin dijital delilin kullanılmasına değil, bu delilin tek başına mahkûmiyetin dayanağı hâline getirilmesine itiraz etmesidir.

Kaldı ki benzer tartışmalar Almanya'da da yaşandı.

REİCHSBÜRGER SORUŞTURMALARI

Hatırlanacağı üzere, 7 Aralık 2022'de Almanya'da Reichsbürger ağına yönelik düzenlenen geniş çaplı operasyonda, aralarında eski bir milletvekili, görevden uzaklaştırılmış bir yargıç, eski askerler, polis görevlileri ve çeşitli meslek gruplarından kişilerin de bulunduğu 25 kişi tutuklandı. Alman makamları, Reichsbürger soruşturmalarında şifreli haberleşme uygulamalarını ve kapalı iletişim ağlarını önemli bir delil unsuru olarak değerlendirdi. Ancak bunlar tek başına mahkûmiyet için yeterli görülmedi. İddianamelerde ve yargılamalarda şifreli haberleşme kayıtları; silahlanma, hiyerarşik görev dağılımı, darbe hazırlıkları, toplantılar, finansman ve diğer somut örgütsel faaliyetlerle birlikte değerlendirildi. AİHM de dijital haberleşme araçlarının delil niteliğini kategorik olarak reddetmiyor. Ancak mahkûmiyetin yalnızca teknik kullanım verisine değil, sanığın örgütsel faaliyetini ortaya koyan, güvenilirliği tartışılmış ve diğer delillerle desteklenmiş bütüncül bir delil değerlendirmesine dayanmasını arıyor.

Hukuki tablo özetle budur.

IBAN MAĞDURİYETLERİ MESELESİ

Yeni düzenleme, "IBAN kullandıran herkes serbest kalıyor." veya "Gerçek dolandırıcılar affediliyor." anlamına gelmiyor. Amaç, suç örgütlerini değil; suça katkısı yalnızca banka hesabını kullandırmakla sınırlı kalan kişilere ilişkin daha ölçülü bir ceza politikası uygulamak... Ceza tamamen ortadan kalkmıyor. Mahkeme, sanığın kastını, suçtaki rolünü ve dosyadaki tüm delilleri değerlendirerek gerekli şartların oluşması hâlinde cezada indirim uygulayabilecek. Kesinleşmiş dosyalar da kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi durumunda bu düzenlemeden yararlanabilecek.

TÜRKİYE VE YAPAY ZEKÂ HUKUKU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı'nı açıklaması ve bu kapsamda düzenlenen zirve, Türkiye'nin yapay zekâya yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil; hukuk, ekonomi, kamu yönetimi ve milli güvenlik ekseninde stratejik bir devlet politikası olarak yaklaştığını ortaya koymuştur. Bu yaklaşım, önümüzdeki dönemde yapılacak mevzuat çalışmalarına ve kamu politikalarına yön verecek önemli bir irade beyanıdır. Bu kapsamda atılması gereken somut hukuki adımlar ise şöyle özetlenebilir:

-Türkiye'nin ihtiyaçlarına uygun, risk temelli bir Yapay Zekâ Kanunu hazırlanmalı; yüksek riskli yapay zekâ sistemlerine ilişkin lisanslama, denetim ve sorumluluk esasları açıkça belirlenmelidir.

-Algoritmik şeffaflık ve itiraz hakkı güvence altına alınmalıdır. Özellikle kamu kurumlarının yapay zekâ destekli kararlarında bireylerin kararın gerekçesini öğrenme, insan tarafından yeniden incelenmesini talep etme ve etkili başvuru hakları yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

-Yapay zekâya özgü hukuki sorumluluk rejimi oluşturulmalıdır. Yapay zekâ kaynaklı zararlarda geliştirici, üretici, sağlayıcı ve kullanıcıların sorumluluk sınırları açık şekilde belirlenerek uygulamadaki belirsizlikler giderilmelidir.

-Kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik standartları güçlendirilmelidir. Yapay zekâ sistemlerinin eğitildiği verilerin hukuka uygun kullanımı, anonimleştirme, sınır ötesi veri aktarımı ve kritik altyapılara ilişkin güvenlik standartları güncellenmelidir.

-Kamu ve özel sektör için yapay zekâ uyum programları oluşturulmalıdır. Yapay zekâ kullanan kurum ve şirketlerde etik ilkeler, risk analizleri, insan gözetimi, kayıt yükümlülükleri ve periyodik algoritma denetimlerini içeren kurumsal uyum mekanizmaları hayata geçirilmelidir.

Hukuk artık yalnızca mahkeme salonlarında şekillenmiyor.

Dijital deliller, elektronik para hareketleri ve yapay zekâ uygulamaları, yeni hukuk düzeninin temel tartışma alanlarını oluşturuyor.

Bu değişimi doğru okuyabilenler, geleceğin hukukunu da doğru kuracaktır.