İbrahim Güneş

İBB yöneticisinin kaçırılması

Görüntüler sizi de şoke etti mi?

Evinizin önünden bir anda sizi silah zoruyla paketleyip götürüyorlar... Sonrası kabus gibi...

İBB Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın kaçırılmasının ardından polisimiz gerçekten tebriği hak eden çok başarılı bir operasyon yaptı.

Karaal, polisleri görünce şoke olmuştu. Belli ki yolun sonuna geldiğini düşünüyordu. Polislere "Beni zorla kaçırdılar. Kurtulduğuma inanamıyorum" dedi...

Ağır işkence gördüğü için de yoğun bakıma alındı... Mesele öylesine ilginç ki Silivri'de bile yankılandı... Zira Karaal aynı zamanda "İmamoğlu Suç Örgütü" iddianamesinde adı geçen bir kişi, tutuksuz yargılanıyor ve ihale komisyonunda görev alıyor... "Eylem 61" başlığı altında savcının iddiasına göre 490 milyon 966 bin liralık bir kamu zararı söz konusu... Elbette kaçırılan Karaal'ın suçlu ya da suçsuz olduğuna yargı karar verecek. Ancak kaçıranların "Sizde çok para var" diyerek yurt dışından Karaal'ın eşi Ayşe Toprak Karaal'ı araması birilerinin kulağına kar suyu kaçırıldığını gösteriyor. Zira 24 yayınına katılan endişeli eş mütevazı bir hayat sürdüklerini en ufak bir tehdit ya da tedirginlik olmadığını söyledi. "Öyle olsaydı eşim mutlaka benimle paylaşırdı" ifadesini kullandı. Bu yüzden kaçıranların işkence yaptığı, fidye telefonu açtığı düşünülerse sanki ailenin parasından çok Karaal'a emanet edildiği düşünülen bir paranın peşinde oldukları izlenimi oluştu bende... Her ne kadar şüphelilerin polisteki ifadelerinde "İhale almak için, baskı yapmak için kaçırdık" gibi cümleler kullanılsa da mesele o kadar basit olmayabilir. Zira bir kişiyi kaçırıp İBB'den ihale almaya çalışmak bugüne kadar pek de görülmüş bir yöntem değil... Bu yüzden bu mesele çok su kaldırır gibi görünüyor. Benim en çok merak ettiğimse, eğer işin altından "İmamoğlu Suç Örgütü"nün kayıp-emanet paraları gibi bir mevzu çıkarsa Özgür Özel bunu nasıl savunacak? Zira bugüne kadar her durumda savunma pozisyonunda kaldı ama bir yerden sonra pes etmek zorunda da kalabilir...

Tabii bunların hepsi sadece farazi yorumlar...

Bu yüzden soruşturmanın nereye doğru ilerlediğini bekleyip görmek gerekiyor... Ancak Bakırköy'de bir sitenin otoparkındaki iki aracın içine konulan 30 milyon doların çalınması hadisesini unutmamak gerekiyor. Zira parayı kaptıran kişinin ilginç bağlantıları vardı. Olaya ilişkin yürütülen soruşturmada ihbarı yapan mağdur Bilal Durmaz'ın, İBB'ye yönelik yolsuzluk iddianamesinde adı "emanetçi" olarak geçen Taç Döviz'in sahibi Atilla Durmaz'ın oğlu olduğu ortaya çıkmıştı...

...

"UYUSUN DA BÜYÜSÜN NİNNİ"

"Butlan geliyor dediler yattım uyudum"

"Butlan kararı çıktı yattım uyudum"

"Partiye sabah saldıracaklarmış dediler yattım uyudum"

"Bizi partiden attılar yattım uyudum"

"Bizi polis zoruyla attılar. Miting yaptım uyudum"

Tüm bu sözler, CHP Genel Başkanlığı koltuğunu kaybeden Özgür Özel'e ait...

Bunu da "Strese, baskıya dayanıklıyım" diye övünmek için anlatıyor. O konuşurken aklıma Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaymakamlara seslendiği konuşma geldi.

Ne diyordu Erdoğan; "Günde 5-6 saat ancak uyurum. Gece 1-2'ye kadar çalışırım. Başka türlü devlet işleri yürümez."

Şimdi mesele elbette kimin ne kadar uyuduğu değil, zira Özgür Özel "Her şartta uyurum" diye övünerek anlatıyor. Peşinden gittiği İmamoğlu da "Tatil bana yakışıyor. Her şartta tatilimi yaparım" diyordu... Peki Özgür Özel'in hiç mi uykusuz kaldığı olmuyor... Oluyormuş özellikle de Kılıçdaroğlu'nun bir konuşması Özel'in uykusunu kaçırmış, hatta kabusu gibi olmuş...

O konuşma ne önce onu hatırlatayım sonra devam edelim...

"Osmanlı'nın topraklarına bakın. O coğrafyada yaşayan insanlara bakın Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır"

Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerini bir süredir Özel ve çevresindekiler "Neo Osmanlıcılık" diye anlatıyor.

Yani "Cumhur İttifakı Osmanlı'yı diriltme peşinde" mesajı veriyorlar... Ne tesadüfse benzer ifadeleri Batı ve İsrail medyasında da görüyoruz. Örneğin Suudi Arabistan ile Hicaz Demiryolu-ticaret yolu anlaşması imzalandıktan sonra İsrail medyası

"Yeni Osmanlı Ticaret Yolu" manşeti attı...

Hadi İsrail'in derdi belli ya Özel'in?

Oysa Kılıçdaroğlu'nun sözleri çok açık; Osmanlı'nın gönül coğrafyasına uzanmaktan söz ediyor. Zaten Erdoğan da bugüne kadar "Hiçbir ülkenin toprağında gözümüz yok" mesajını defalarca verdi. Bir de hani Özgür Özel, Suriye ve Irak tezkerelerine "Hayır" oyu verip buralardan asker çekmeye kalkmış olmasa söylediklerine biraz olsun kulak verelim diyeceğim. Ama diyebileceğim tek bir şey var... Belli ki Özel'in beslendiği kaynaklar kendisine, "Uyusun da büyüsün" diye ninniler söylüyor.

Benim bildiğim hikaye ise çok net; yaşadığımız coğrafyada "Uyursan ölürsün"

"ŞAİBESİZ KURULTAY YAPIN"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı açılış töreninde Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerini paylaştı. Zira Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, Erdoğan'ı "Dış politika, iç siyasette oy devşirmek için tribünlere oynanacak bir şov alanı değil; bu kadim devletin varlık, gelecek ve saygınlık makamıdır" sözleriyle suçlamaya çalıştı. Eleştirilerde hakkaniyet payı var mı, takdirini millet yapar zira bana göre Türkiye belki de uzun yıllar sonra ilk kez dış politikada gerçekten çok güçlü hamleler yapıyor... Avrupa Parlamentosu rapor yayınlıyor, sivrisinek vızıltısı kadar etkili oluyor. İsrail, ABD'yi Türkiye'ye karşı kışkırtmaya çalışıyor, ayar yiyip dönüyor...

Rumlar sırtını İsrail'e, Fransa'ya yaslamaya çalışıyor.

MGK bildirisinde "Aklınızı başınıza alın" mesajı veriliyor. Erdoğan'ın "Oldubittilere karşı cevabımız çok net ve sert olur" söylemini hatırlayın. Benim esas dikkatinizi çekmek istediğim mesele Erdoğan'ın "Mutlak butlan" kararı sonrası ilk kez Kılıçdaroğlu'nu hedef alan eleştiriler paylaşması, yani Erdoğan diyor ki "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ana muhalefet lideri olarak muhatabım bundan sonra."

Peki "Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na ne söyledi?" derseniz epey manidardı...

"Dış politikada bize ders vermek sizin boyunuzu ziyadesiyle aşar. Eğer becerebiliyorsanız önce şaibesiz bir kurultay yapmayı öğrenin."

Ne diyelim takdir milletin elbette.

Ama Kılıçdaroğlu'nun "aday yapmayın dediğimiz isimler şimdi cezaevinde" ifadesini de yabana atmayın...