Resul TOSUN

rtosun@star.com.tr

İran düşman ilan edilerek barış gelmez!

- Resul TOSUN tüm yazıları

ABD'nin, Siyonizm'in kuyruğuna takılarak başlattığı İran savaşından bir an önce kurtulabilmek için İsrail ile bozuşmayı dahi göze aldığı görünüyor.

İsrail çıkarını savaşın devamında görürken, ABD çıkarları savaşın sona ermesini dayatıyor.

Savaş isteyen İsrail'in imzalanan Mutabakat Zaptı'na itirazı da buradan kaynaklanıyor.

İsrail barışı sabote etme potansiyelini taşıyan bir yapıda olduğu için önce Lübnan'daki saldırıları sürdürmeyi denedi ama ABD'nin sert çıkışı üzerine Lübnan'dan çekilmedi ama saldırıları durdurdu!

Çünkü İsrail'in aşırı sağcı bakanları, 'İmza ABD ile İran arasındadır bizi bağlamaz!' deseler de Mutabakat Zaptı'nın ilk maddesinde kayda alınan 'taraflar ve müttefikleri' ifadesi İsrail'i de bağlıyordu.

Tamam taraflar ABD ve İran ama müttefikleri ifadesi Hizbullah ve Husileri kapsadığı gibi İsrail'i de kapsıyor.

O yüzden İsrail'in Lübnan'a saldırıları sürdürmesi üzerine İran tarafının rest çekmesi ve Hürmüz'ü kapatması ABD'nin İsrail'e baskısı ile sonuçlandı! Ve Lübnan'da saldırılar durdu!

Doğrusu İran diplomasisi böylece ABD'ye de İsrail'e de tarihi bir ders vermiş oldu!

Ama Mutabakat Zaptı'ndaki saldırıların durdurulması maddesine Suriye'yi ve özellikle Gazze'yi dâhil etmemesi, İran diplomasinin hem mezhepçi rengini ortaya çıkarması hem de Filistin davasındaki samimiyetini sorgulatacak bir sonuca evrilmesi bakımından dikkat çekiciydi!

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Lübnan'da devam eden savaşın durdurulması yani Hizbullah'ın korunması için "çatışma önleme mekanizması" oluşturulduğunu belirterek, "İlk gerçek sınav: Lübnan çatışmasızlık mekanizması" derken her gün bomba yağdırılan Gazze'yi ve oradaki direnişi görmemesi düşündürücü değil mi?!

Tabii ki İran'ın derdi Lübnan değil, derdi Hizbullah!

İsrail sadece Lübnan'a saldırmıyor ki, Gazze'ye de saldırmaya devam ediyor.

Batı Şeria'da sürdürdüğü saldırılara ara vermiyor!

Suriye'de Kunaytra'da operasyonlar düzenleyerek saldırmaya devam ediyor!

Halbuki İran, 'saldırıların Lübnan, Suriye ve Filistin'de durdurulması' şartını koşsaydı tüm İslam dünyasının takdirini sempatisini ve desteğini kazanacaktı!

Çünkü ABD ile İran arasında imzalanan vesika bir anlaşma değildir. Anlaşmaya zemin hazırlayacak bir Mutabakat Zaptı'dır ve 60 günlük süre içinde hangi değişimlere uğrayacağı meçhuldür!

Evet, İran saldırılara karşı sergilediği direniş ile ABD'ye diz çöktürdü, İsrail'e de sevineceği bir zafer yaşatmadı.

Aksine Trump ile Netenyahu'nun arasının bozulmasına sebep olduğu için düşmanı birbirine düşürerek önemli de bir başarı elde etmiş oldu.

Bu süreç Trump'ın da Netenyahu'nun da siyasi hayatını bitirebilecek bir süreçtir!

O yüzden İsrail ve ABD karşısında sonuna kadar İran'ı desteklemek gerekir.

Ama İran dış politikasının tüm Müslümanları kuşatmaya yanaşmamasının emperyalizme yaradığını görmek de elbette ki üzücüdür

Bakın şimdi emperyalist çevreler Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı İran'a karşı Sünni Cephe diye kışkırtmaya bile başladılar.

Tamam, Şii değiliz ama dinimiz bize Siyonizm-Şii çatışmasında Müslümanın yanında durmamızı emreder.

Çünkü Başkan Erdoğan'ın dediği gibi 'Bizim Sünnilik diye Şiilik diye bir dinimiz yok, bizim dinimiz İslam'dır.'

Bölgeye barış gelecekse o barış İran düşman ilan edilerek gelmez.

Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan dörtlüsüne İran da katılarak emperyalizme karşı tek cephe oluşturulmalıdır!

Elbette bunun ilk şartı İran'ın mezhepçi politikaları terk edip İslamî politikaları ilke edinerek uygulamasından geçer!

Adı İslâmi Cumhuriyet ama, Irak'ta, Suriye'de ve Yemen'de yüzbinlerce Müslümanın kanına girmek ve Azerbaycan Ermenistan ihtilafında Ermenistan'ın yanında saf tutmak gibi kabarık bir sabıka kaydı var!

Ayrışarak değil İslam dünyasıyla bütünleşerek ve ABD ile 60 günlük müzakerelerde ortaya koyacağı ilkeli tavırlarla bu sabıkasını sildirebilir!

Ayrıca iyi bir anlaşma yapsa bile büyük hasar gördüğü için, İran'ın toparlanması zaman alacaktır.

Dolayısıyla İran'ın bölgede kurulacak olan yeni güvenlik mimarisinde başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin desteğine ihtiyacı var.

Türkiye, İran'dan bu desteği hiç esirgemedi!

Pakistan ve Katar şu anda tarihi bir misyon ifa ediyorlar!

Hülasa, İran'da bir devlet aklı varsa Siyonizm'e ve emperyalizme karşı durmak ve oyunları bozmak istiyorsa, hem NATO üyesi hem İİT ve TDT üyesi olan ve de küresel diplomasinin merkezi konumuna yükselen Türkiye ile ve müttefiki İslam ülkeleriyle birlikte hareket eder.

Yoksa kendi düşen ağlamaz!