Resul KURT

info@resulkurt.com

İş güvenliği açısından risklerden korunma

- Resul KURT tüm yazıları

İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG), çalışma hayatının yalnızca teknik bir alanını oluşturmamaktadır. Doğrudan insan yaşamını, iş yerindeki verimliliği ve işletmenin sürdürülebilirliğini etkileyen temel bir sorumluluk alanıdır. Bu nedenle işverenlerin İSG yükümlülükleri, kanuni bir zorunluluk olmasının yanında, işçi sağlığının korunması ve iş yerinde güvenli çalışma kültürünün kurulması ve devam ettirilmesi bakımından da önemlidir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun temel amacı, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi, işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesidir.

6331 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinde işverenin genel yükümlülükleri hüküm altındadır. Hüküm bağlamında mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi, gerekli her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, alınan tedbirlere uyulup uyulmadığının denetlenmesi ve uygunsuzlukların giderilmesi işverenin İSG yükümlülükleri arasında yer almaktadır.

Dolayısıyla işverenin yükümlülüğü yalnızca iş yerinde herhangi bir kaza meydana geldikten sonra önlem almakla sınırlı değildir. Esas olan, işyerindeki tehlikelerin önceden görülmesi, risklerin değerlendirilmesi ve mümkünse tamamen ortadan kaldırılmasıdır.

Nitekim 6331 sayılı Kanun'un 5'inci maddesinde "Risklerden korunma ilkeleri" ayrıca düzenlenmiştir. Hükme göre işveren, yükümlülüklerini yerine getirirken öncelikle risklerden kaçınmalı; kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmeli ve risklerle kaynağında mücadele etmelidir. Bu bağlamda, işverenin İSG yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkelerin de göz önünde bulundurması esastır:

* Risklerden kaçınmak.

* Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.

* Risklerle kaynağında mücadele etmek.

* İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.

* Teknik gelişmelere uyum sağlamak.

* Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek.

* Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.

* Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek.

* Çalışanlara uygun talimatlar vermek.

Dolayısıyla risklerden korunma ilkesi, işin çalışana uygun hale getirilmesini, teknik gelişmelere uyum sağlanmasını ve tehlikeli olanın daha az tehlikeli olanla değiştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle işveren, çalışma ortamını, ekipmanları ve üretim yöntemlerini çalışanların sağlığını ve güvenliğini gözeterek belirlemelidir.

Ayrıca işverenin, teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları ve çalışma ortamını birlikte dikkate alan genel bir önleme politikası oluşturması gereklidir. Bu kapsamda toplu korunma tedbirlerine öncelik verilmeli, kişisel koruyucu donanımlar ise tamamlayıcı nitelikte değerlendirilmelidir. Çalışanlara gerekli talimatlar verilmeli ve alınan tedbirlere uyulup uyulmadığı düzenli olarak denetlenmelidir.

Sonuç olarak, 6331 sayılı Kanun kapsamında işverenin İSG sorumluluğu, yalnızca kazalar meydana geldikten sonra müdahale etmekten ibaret olmayıp; asıl olan, tehlikeleri önceden tespit etmek, riskleri mümkünse ortadan kaldırmak, ortadan kaldırılamayan riskleri ise kaynağında kontrol altına almaktır. Bu nedenle risklerden korunma ilkeleri, işyerlerinde önleyici ve sürekli gelişime dayalı bir İSG anlayışının da temelini ifade etmektedir.