Resul TOSUN

rtosun@star.com.tr

İsrail'e anladığı dilden konuşmak!

- Resul TOSUN tüm yazıları

ABD'nin girdiğine bin pişman olduğu İran savaşından çıkmak için imzaladığı Mutabakat Zaptı'nın hayata geçmesi hayli zor olacağa benziyor.

Bir taraftan İsrail'in Lübnan saldırıları, diğer taraftan İran'ın Umman'ı yok sayarak Hürmüz Boğazı'nın tek hâkimiymiş gibi hareket etmesi yeni gerginliklere sebep oluyor.

Hürmüz Boğazı'nın uzun tartışmalara ve sürtüşmelere sebep olacağı belli.

Ama barıştan hem ABD hem İran faydalanacağı için nihayetinde bir anlaşmaya varacaklarını tahmin etmek zor değil.

Asıl problem İsrail.

Gazze'ye saldırıları durmuyor ve oradaki insani durum gittikçe kötüleşiyor, Batı Şeria'da durum Gazze'den çok iyi değil. 8 gündür İsrail Halil'de ezan okunmasına bile izin vermiyor. Suriye'de her gün yeni bir operasyon düzenliyor.

Ve ABD'nin baskısına rağmen İsrail Lübnan'dan çekilmiyor. Güney Lübnan'daki manzara Gazze'den farklı değil. Yıkılmadık bina kalmadı.

İsrail, Hizbullah'ı etkisiz hale getirmeden de Lübnan'dan çekilmeyeceğini açıkladı.

Bunun anlamı İsrail'in Lübnan saldırıları durmayacak demektir.

Yani Mutabakat Zaptı'nın önünde İsrail engeli var demektir!

Çünkü Hizbullah'ı bitirmek imkânsıza yakın bir gerçek.

Zira Hizbullah, hem ekonomik hem askeri gücüyle Lübnan hükümetinden daha güçlü bir yapıya sahip.

İsrail, Lübnan hükümetini 'Hizbullah'ın silah bırakmasına' ikna etti.

Aslında mantıklı olan devlet içinde devlet kontrolü dışında bir silahlı gücün bulunmamasıdır. Lübnan hükümeti de bunu istiyor.

İstiyor ama uygulayacak gücü yok.

Çünkü Lübnan bilinen anlamda bir devlet değil.

14 yıl iç savaş yaşamış olan Lübnan, devlet kurumlarının dini cemaatler arasında paylaşıldığı bir kota sistemiyle idare edilen ve her an sorun çıkabilecek potansiyele sahip garip bir ülke.

Mesela benim elimde 2017 yılında devletin 153 üst düzey görevlerin cemaatler arasındaki paylaşım listesi var.

Buna göre Maruniler 43, Katolik Rumlar 13, Ortodoks Rumlar 11, Ortodoks Ermeniler 3, Aleviler 2, Mesihi azınlık 1, Latinler 1, Sünni Müslümanlar 34, Şii Müslümanlar 33 ve Dürziler 12 kurumu elinde bulunduruyor.

Hizbullah'ı 34 önemli kurumu idare etmenin yanı sıra diğer gruplardan ayıran en önemli özelliği askeri bir kanadının bulunması ve doğrudan İran dini liderine bağlı olmasıdır.

Mesela Lübnan hükümetinin ABD ve İsrail ile yaptığı anlaşmayı Şii olan yani Hizbullah'ı temsil eden Lübnan Meclis başkanı kabul etmediğini açıkladı.

Evet Esed'in düşmesiyle İran dolayısıyla Hizbullah bölgede önemli ölçüde güç ve nüfuz kaybına uğradı.

İran, Suriye ve Hizbullah'ın Direniş Cephesi dedikleri birliktelik sona erdi.

Ancak İsrail saldırılarıyla pek çok kayıp vermesine rağmen Hizbullah öyle kolay pes edecek bir örgüt değil.

Hem İran desteği hem ekonomik gücü Hizbullah'ı ayakta tutuyor ve Lübnan'ın hâkim gücü olarak kalmasını sağlıyor.

İran'ın desteğinin yanı sıra bölge ve Afrika Şiilerinden topladığı Humus (Şiilerde senelik kârın beşte birine tekabül eden dini vergi) bile tek başına Hizbullah'ı ekonomik güç olarak ayakta tutmaya yetiyor.

2006'da Hizbullah İsrail'e ağır darbe vurarak askeri gücünü hissettirmişti.

Ancak Direniş Cephesi adı verilen birliktelik İsrail'den çok Suriye'de Müslümanlara zarar verdi. Esed rejimini korumak için yüzbinlerce Sünni Müslümanın kanına girdi! (Bu gerçekten yola çıkarak bir ara Trump, 'Hizbullah'ı Suriye halletsin!' gibi bir laf etti. Allah'tan Suriye yönetimi bu oyuna gelmedi!)

Ayrıca HAMAS'ın 7 Ekim'de başlattığı Aksa Tufanı hamlesine destek vermeyerek Hizbullah hayatının hatasını yaptı. Hatırlayın, HAMAS, 'Hizbullah ve Ramallah (Mahmud Abbas yönetimi) bizi yalnız bıraktı!' açıklaması yapmıştı.

Eğer sadece Hizbullah o gün HAMAS'a destek verecek bir hamle yapsaydı bugün sağa sola saldıran bir İsrail olmayabilirdi!

Her neyse gerçek şu ki, her şeye rağmen Hizbullah istediği an Lübnan'ı kaosun içine sürükleyecek güçlü bir siyasi ve askeri yapıdır.

İsrail güney Lübnan'ı işgal ederek binaları yıkarak Hizbullah'ı yok edemez ve orada sorunlar da savaş da bitmez.

Çare mi? Çare var ama çareyi hayata geçirecek irade yok.

NATO'dan BM'den bir hayır gelmeyeceği açık.

İsrail'i ateşkes, barış, ittifak ve sözleşme durdurmaz. İsrail güçten aşka bir dilden anlamaz.

O gücü kullanması gereken de İslam dünyasıdır.

İslam dünyası önce İsrail'i durduracak bir askeri gücü ikame ederek İsrail tehdidini ortadan kaldırmalıdır.

Sonra da o güç Lübnan'ı kota sisteminden çıkarıp tek ordusu olan bir normal devlete dönüştürerek meseleyi kökünden halledebilir.

Yoksa Lübnan, İsrail ile İran'ın boy ölçüştüğü alan olmaktan kurtulmaz!