Adil Karaismailoğlu

adil.karaismailoglu@star.com.tr

Kamu yatırımlarında işletme yönetimi

Devletlerin en büyük mesuliyeti, büyük ölçekli altyapı yatırımlarını planlı ve ihtiyaç odaklı şekilde hayata geçirme iradesidir.

Bu sebeple ülkelerin başarısı; yatırımları etkin ve verimli bir şekilde işleterek gelecek nesillere sürdürülebilir biçimde aktarabilmesiyle ölçülür.

Kamu yatırımı yapmak işin başlangıcıdır. Asıl mesele, ortaya konulan eserin uzun yıllar boyunca yüksek verimle çalışmasını sağlamaktır.

Yol, köprü, havalimanı, hastane, enerji tesisleri ve iletişim altyapıları gibi toplumun tamamına hizmet eden yatırımlar; ekonomik hayatı hızlandıran, sosyal refahı güçlendiren ve ülkelerin rekabet gücünü artıran yapılardır. Bu nedenle yatırım sürecinin inşa safhası kadar, işletme ve yönetim safhası da büyük önem taşıyor.

Etkin işletme yönetimi, kaynak israfını önler, hizmet kalitesini yükseltir, vatandaş memnuniyetini artırır ve yapılan yatırımın ekonomik geri dönüşünü hızlandırır.

Somutlaştırmak gerekirse; bilhassa AK Parti hükümetleri olarak son dönemde bu anlayışın örneklerini ortaya koyan çok sayıda mega projeye imza attık. İstanbul Havalimanı, Avrasya Tüneli, Çam ve Sakura Şehir Hastanesi gibi sağlık kampüslerinin devreye girmesi, Kuzey Marmara Otoyolu, 1915 Çanakkale Köprüsü'nün hizmete açılması, Tokat ve Rize-Artvin havalimanları, Zigana Tüneli ve Yusufeli Barajı gibi stratejik yatırımlar, ülkemizin üretim gücüne, turizm potansiyeline, sağlık sektörüne ve ulaşım altyapısına önemli katkılar sundu. Bu projelerin gerçek değeri, vatandaşlarımızın günlük hayatına sağladıkları kesintisiz fayda ile ortaya çıktı.

Bugün modern kamu yönetiminin temel prensiplerinden biri, yatırımın oluşturduğu değeri yönetebilmektir. Bir havalimanının başarısı pist uzunluğundan çok yolcu memnuniyetiyle; bir hastanenin başarısı bina büyüklüğünden çok sunduğu sağlık hizmetinin kalitesiyle anlam kazanır. Bu nedenle kamu yatırımlarında işletme yönetimi, teknik bir süreç olmanın ötesinde, vatandaş odaklı bir yönetim anlayışının da göstergesidir.

Bu durum ülke prestijini de doğrudan etkilemektedir. Küresel ölçekte rekabetin giderek arttığı bir dönemde, ülkelerin kalkınma yarışında öne çıkmasını sağlayan unsur, yapılan yatırımları akılcı, verimli ve sürdürülebilir biçimde yönetebilmektir.

İnşa etmek medeniyetin ilk adımıdır; ancak onu yaşatmak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara değer üreten bir sistem olarak devretmek gerçek devlet aklının tezahürüdür. Nitekim bu "kalıcılıktır."

Ülkemiz son 24 yıllık süreçte devrim niteliğindeki çalışmaları ile altyapı açığını önemli ölçüde kapattı. Önümüzdeki yıllarda bu güçlü altyapıyı verimli ve etkin şekilde işleterek daha da büyük bir değer ortaya koyacağız.

Bu nedenle Türkiye Yüzyılı'nda, yeni yatırımlardan daha çok mevcut eserlerin etkin işletilmesi ve yüksek verimlilikle yönetilmesi gibi önemli bir sorumluluğu gözetmek zorunda olacağız.

Çünkü biliyoruz ki büyük projeler, yıllar boyunca milletimize verimli hizmet ettikleri müddetçe kalıcı bir değer ortaya koyabilir.