Ana Muhalefet Partisi'nin sözcüleri ağızlarını alıştırmışlar bir 'Saray' kelimesine; Başkan Erdoğan'ı eleştirmek adına birkaç cümle kurduklarında bile, 'Saray' kelimesini sık sık tekrar ediyorlar.. 'Saray' kelimesiyle anlatılan mekânın, kamuoyunun algılamasında hoş olmayan ve lüks hayat içinde yaşayan kesimler ve bu cümleden, Cumhurbaşkanı'nın anlaşılacağını düşünüyor ve bundan kendileri için fayda umuyor olmalılar..
Umutlarını, halktan kopuk, halkın çektiği sıkıntılardan habersiz bir kimse olarak çizmek istedikleri ap-açık ortada..
Başkan Erdoğan, doğrudur ki, 'itibardan tasarruf olmaz, öncelik itibardadır' anlayışına sahiptir. Bunu derken de, elbette, milletin, devletin ve ülkenin itibarını ve bu unsurlarla bütünleşmiş olan kendi itibarını da önde tuttuğunu hatırlatmış oluyor.
*
Dün, Başkan Erdoğan'ın, Ankara'da Beştepe mevkıinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bulunan 'Kongre ve Kültür Merkezi'nde yaptığı konuşmayı dinlerken, satır aralarında verdiği ince mesajlarda, zihninin, hele de 28 Şubat 2026'dan bu yana, birkaç aydır dünyanın en temel meselelerinden birisi olan 'Amerika+İsrail' ortak saldırganlığıyla İran'a karşı ve ağır bombardımanlarla yürütülen savaşı önlemenin kaygularıyla derinden meşgul olduğu, yüz hatlarından bile okunabiliyordu.
Nasıl olmasın ki, Amerikan emperyalizminin saldırganlığı, bütün dünyayı bir yangın yerine sürükleyebilir. Çünkü, bir savaş çıktığında, hele de günümüz şartlarında, bu yangının, tıpkı önceki iki Dünya savaşlarında olduğu gibi, bir küçük kıvılcımın, dünya çapında 3'üncü bir Dünya Savaşı'na varabileceğinin hiç de imkân dışı olmadığı biliniyor..
Bunun içindir ki, Başkan Erdoğan, Beştepe'nde 'Türk Kızılay Ödülleri Töreni'nde konuşurken; 'İsrail, mevcut yönetim altında, ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan bir fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür. Kan kokusu almış köpek balığı misali, coğrafyamıza saldıranlar döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların 'âh'ı, zâlimlerin yakasına yapışacaktır.' diyordu.
Bu sözler, kesinlikle, bir 'Erdoğan kararlılığı'nı sergiliyordu.
*
Bu sözlere karşılık, siyonist İsrail rejimi başbakanı Netenyahu ise, 'Bize ahlâk dersi verecek son kişidir ..' diye aklınca tezyif ettiği Erdoğan'a cevap verirken; sadece Gazze'de 70 binden fazla insanı katleden kan içici orduları için de, 'Dünyanın en ahlâklı ordusu..' diye bir niteleme yapıyordu. (...) "Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevî şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. (...) diyen ve "Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten 'âh'ı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır." ifadesini kullanan Erdoğan, "Bugün Hitler'in yolundan gidenler, unutmasınlar ki böyle devam ederlerse tarihteki diğer zâlimler gibi olacaktır. (...)' derken.. Amerikan emperyalizminin başı olan Trump ise, dün sabah, "İran'ı çok sert vuracağız" ifadesini kullanıyor ve İran'ın elindeki Hürmüz Boğazı'ndaki, Hark Adası ve İran petrolünün Amerikan kontrolünde olacağını.' söylüyordu..
ABD'li tanınmış gazeteci Seymour Hersh ise, Başkan Trump'ın İran'la devam eden savaş sürecinde hem siyasi baskı altında kaldığından, mutlaka başarılı olmak için, hem de Beyaz Saray'da "nükleer seçenek" ihtimalinin dahi gündeme geldiğini öne sürüyordu..
BEYAZ SARAY'DA "NÜKLEER SEÇENEK" TARTIŞMASI
Hersh'e göre İran'la süren ve dördüncü ayına giren çatışma sürecinde Trump yönetimi, savaşın daha hızlı sonuçlanması için nükleer bir seçeneği masaya yatırdı.
Gazeteci, yayımladığı yorumunda, bu seçeneğin kapalı kapılar ardında, Beyaz Saray toplantısında "muğlak ama ürkütücü" bir ihtimal olarak konuşulduğunu da yazdı. İddiaya göre Trump, İran'daki yer altı füze üretim tesislerine yönelik saldırılarda nükleer silah kullanımının "mümkün olup olmadığını" sorguladı.
Hersh, toplantıya katılan bazı isimlerin, bir ABD Başkanı'nın nükleer savaş ihtimalini bu kadar rahat gündeme getirmesinden şaşkınlık duyduğunu aktardı.
Analizde, Trump'ın süreç boyunca "hayal kırıklığına uğramış ve öfkeli" bir görüntü sergilediği, İran'da "kaybetmemek için çaresiz" bir pozisyona sürüklendiği ifade ediliyordu.
İRAN'IN YERALTI KAPASİTESİ KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR
Hersh, İran'ın ABD ve İsrail saldırılarına ve Trump'ın 28 Şubat' Askerî Darbe günlerinde kanlı bombardımanlarla her şeyi tamamen yok ettiklerini söylemesine rağmen, İran'ın yer altı tesislerinde insansız hava aracı ve füze üretimini sürdürdüğünü belirtiyordu..
HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ KRİZİ ETKİSİ
Analizde, Hürmüz Boğazı'ndaki İran etkisinin sürdüğü ve küresel enerji piyasalarında belirsizliğin devam ettiği vurgulandı. ABD'nin bu tabloyu kontrol altına almakta zorlandığı ifade edildi.
Trump, 'Çok sert vuracağız..' derken..
Trump, dün sabah İran'ı yeniden tehdit ederek, "Bu gece İran'ı çok sert vuracağız.. Çok da uzak olmayan bir gelecekte Hark Adası'nı ve diğer petrol altyapı noktalarını ele geçireceğiz ve tıpkı Venezuela'da olduğu gibi petrol ve doğal gaz pazarlarının tam kontrolünü ele alacağız." derken, Yakın zamanda Hark Adası ve İran petrolü de elimize geçecek" diyordu..
Rusya'da ise, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ABD ile İran'a itidal ve müzakere sürecine dönme çağrısında bulunarak "Gerginliğin yeniden artması, bölgedeki durum ve uluslararası ekonomi için ek olumsuz sonuçlar doğuracak." diyordu.
İran: Daha güçlüyüz
Bu arada, İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü, son dönemde İsrail kaynaklı olarak gündeme gelen İran'ın savunma kapasitesinin zayıflatıldığı yönündeki iddiaları reddetti ve sahadaki gelişmelerin bunu ortaya koyduğunu savunarak, 'savaşın ilk günlerinden daha güçlüyüz" diyordu.
Trump hayal kırıklığına uğradı: Öfkeden deliye döndü
Savunma sanayisinden 7 şirketin liderinin bu hafta Trump ile görüşmeye hazırlandığını söyleyen kaynaklar, Trump'ın toplantıda "silah üretimini hızla artırmanın yollarını bulma konusunda baskı yapacağını" iddia etti. Kaynaklardan biri, Trump'ın stokların azlığından duyduğu hayal kırıklığı yüzünden toplantının "tatsız" geçmesini beklediklerini kaydetti.
İran: Ateşkes anlamsız hale geldi
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD yönetiminin savaşı tırmandırmasının son derece tehlikeli sonuçlar doğuracağını bildirdi. Bakanlığın açıklamasında, ABD'nin "yasa dışı ve suç teşkil eden" saldırılarının ateşkes anlaşmasını anlamsız hale getirdiği vurgulandı.
ABD'li em. general Kimmitt'ten Trump'a sert eleştiri
Ayrıca, ABD generali Mark Kimmitt, ABD Başkanı D.Trump'ın İran politikasını değerlendirerek, Washington yönetiminin diplomatik yollarla hedeflerine ulaşamayınca askeri seçeneğe yöneldiğini savunarak, Trump'ın kamuoyuna yaptığı açıklamaların Tahran'ın elini güçlendirmiş olabileceğini ifade etti..
Al'Jazeera'ye konuşan Kimmitt, "her 2-3 günde bir, '2-3 gün içinde bir anlaşmaya varacağız diyen "Başkan'ın açıklamalarının İranlılara onun sabırlı olmadığını gösterdi ve İranlılar da bundan faydalanıyor" dedi.
Tahran yönetiminin Trump'ı, "belki savaş alanında değil ama kesinlikle diplomatik masada kışkırttığını" ifade eden Kimmitt, ABD Başkanı'nın bu duruma diplomatik yollarla karşılık veremediğini belirtti.
İran'da bir içme suyu tesisinin yok edildiği iddiası
New York Times' (NYT)'ın haberinde, İran'ın güneyindeki bir içme suyu tesisinin ABD saldırılarında yok edildiği belirtildi. Haberde, sivil altyapıyı kasten hedef almanın, uluslararası hukuka göre savaş suçu teşkil edebileceğine dikkat çekildi.
İran, Hürmüz Boğazı'nı kapattı
İran Silahlı Kuvvetlerinin savaşı yürüten birimi Hatem'ul-Enbiya Karargâhı, Hürmüz Boğazı'na ilişkin olarak yayınladı bildiride, "Bölgedeki güvensizlik ebebiyle şu andan itibaren Hürmüz Boğazı, petrol tankerleri ve ticari gemiler de dahil olmak üzere her türlü geminin geçişine kapatılmıştır ve her türlü geçişe müdahale edilecektir." ifadeleri yer aldı.
Ürdün'deki ABD üssüne saldırı
İran İnkılab Muhafızları Ordusu, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına karşılık olarak Ürdün'de F-35, F-15 ve F-16 savaş uçaklarının bulunduğu El Azrak Hava Üssü'nü hedef aldığını duyurdu.
İran İnkılab Muhafızları'nın açıklamasında, Hava-Uzay Kuvvetleri'nin El'Azrak Hava Üssü ile ABD ordusuna ait olduğu belirlediği diğer stratejik tesislere 12 balistik füze fırlattığı bildirildi ve açıklamada, saldırı sonucunda üss içerisindeki bazı tesislerin ve bölgede konuşlandırılmış çok sayıda Amerikan savaş uçağının imha edildiği öne sürüldü.
Açıklamada ayrıca, "düşmanın saldırganlığı" devam ettiği sürece İran güçlerinin de operasyonlarını sürdüreceği ifade edildi.
İran'dan ABD'ye yeni tehdit
İran'ın füze operasyonlarından sorumlu İran İnkılab Muhafızları Ordusu kumandanı General Mecid Musevî , ABD'ye misilleme saldırılarının ardından yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nı güvensiz mi kılıyorsunuz? Bölgeyi sizin için cehenneme çevireceğiz! Allah'ın izniyle, Amerikalıların bölgedeki küstahlığına cevaplarımız verilmeye devam edilecektir." diyordu.
**
Ve ilginç bir şey oldu ve bunca saldırılara rağmen baş eğdirilemeyen İran günlerdir, tıpkı son 3-4 ay boyunca olduğu gibi, Trump'ın, 'Yeryüzünden İran silinecek, Bir medeniyeti 1 gecede nasıl yok ettiğimiz görülecek gibi tehditlerine evvelki gün yeniden başlayan Trump, dün akşam ise, 'İran'la savaşı durdurmak için , anlaşmaya vardıklarını, son imzaların 13 Haziran gününe atılması işleminin kadar tamamlanacağını ve bunun içini dünden ibaren bombardımanların durdurulmasına emir verdiğini ' açıklıyordu.. Bir kez daha anlaşılıyordu ki, evvelki gece başlayan Amerikan bombardımanları üzerine, İran'ın da füzeleri siyonist rejimin hassas bölgelerine fırlatmasını anlamayanlar bile ekranlarda yorumlar yapıyor ve 'İran'ın, niye Amerika'da doğrudan da, Amerikan saldırılarına cevap vermek için, kendi etrafında bulunan küçük Arab rejimlerine füzeler fırlatmasını' eleştiriyorlar; 'İran'ın , kendisine yapılan Amerikan saldırıları için Arab rejimlerine değil, 10-15 bin km. ötelerdeki Amerika'ya saldırması' gerektiğini söyleyebilmekteler; zâhiren doğru sanılan yorumlarla..
Bu vesileyle şu hususu da bir kez daha hatırlayalım ki, Amerikan medyasına bakarsanız, Trump halkın reyiyle Başkanlığa Amerikan halkının iradesiyle, seçimlerle gelmiştir, ama, onun yönetim tarzı bir krallık hükûmetinde olduğu gibidir ve 340 milyonluk dev bir insan kitlesinden, Trump'ın bu fiilî krallık görüntüsüne karşı ciddî bir protesto sergilenememesi ve Amerikan toplumunun artık gizlenemez olan ve 'megalomanik' (kendisini herkesten daha büyük görmek demek olan ruhî rahatsızlıklara mübtelâ) işaretler veren Trump diktatörlüğünü ikaz edici mahiyette bir tavır sergilemekten bile âciz ve ilgisiz kalması düşündürücüdür.
İslam İşbirliği Teşkilatı ve bütünüyle Müslüman toplumlar, bu saldırılara, 'Beni sokmayan yılan isterse bin yıl yaşasın..' mantığıyla seyirci kalırsa; bu yılan, en başta da Müslüman toplumlar olmak üzere, bütün toplumları kendi karşısında eğilmeye zorlamak isteyecektir..