Batı'nın Ortadoğu diye isimlendirdiği Osmanlı'nın güney vilayetlerinin başı, Osmanlı bölgeden çekildikten sonra beladan bir türlü kurtulamadı.
Batı'nın desteğiyle bölgede kurulan İsrail, Filistin halkına kan kusturmaya devam ediyor.
Filistin halkı aradan geçen bir asırlık süre boyunca, Osmanlı hâkimiyetinde sahip oldukları hiç bir hakkı geri alamadı!
Geri almak bir tarafa en basit insan hakkı olan yaşama hakkından bile mahrum bırakıldılar.
Enkaz haline getirilen Gazze'de artık Filistinlinin başını sokacak bir evi bile yok.
Sözde ateşkes var ama katil İsrail saldırılarını sürdürüyor ve hangi Filistinlinin nerede nasıl hedef haline geleceği meçhul.
Hafta içinde katilin hedefinde, kendi nikâh davetiyesini dağıtan bir genç vardı!
Ateşkesten bu yana şehid edilen Gazzeli sayısı bini geçti!
Tüm yokluklara, imkânsızlıklara ve saldırılara rağmen Gazze halkı direniyor, vatanından vaz geçmiyor!
Düşünebiliyor musunuz tedavi için Mısır'a geçen 73 Gazzeli geçen hafta yokluk içindeki Gazze'ye geri döndüler!
Batı Şeria'da durum Gazze'den pek farklı değil. İşgal güçleri her gün birkaç Filistinliyi tutukluyor veya katlediyor, evlerini buldozerlerle yıkıyor, bahçelerini tahrip ediyor, zeytin ağaçlarını söküyor, arazilerini işgal ediyor.
Orada bir insanlık dramı yaşanıyor ama insan haklarından dem vuran çevreler Filistin'e kör ve sağır!
Ümmetin içi kan ağlıyor ama yönetimlerin Batı'dan farkı yok.
Hele kimi Arap yönetimleri koltuk endişesiyle bir direniş örgütü olan HAMAS'ın bitmesi için adeta ellerini ovuşturuyorlar.
İşte bu merhalede Başkan Erdoğan yönetimindeki Türkiye farkı ortaya çıkıyor.
Türkiye, iktidarıyla, halkıyla, sivil toplum örgütleriyle Filistin davasına verilebilecek en güçlü desteği veriyor!
2006 yılındaki yapılan seçimlerde Filistinlilerin tek başına iktidara taşıdığı HAMAS'ın, Filistin'in milli iradesini temsil ettiğini ve işgale karşı direnişiyle de Filistin'in Kuvay-ı Milliyesi olduğunu Türkiye tek başına dünyaya duyurarak tarihi bir pozisyon aldı.
İsrail'in cumhurbaşkanına Davos'ta ağzının payını veren Türkiye, İsrail'in ihlallerinin peşini bırakmadı.
Tüm uluslararası diplomatik platformlarda Türkiye, Filistin halkının yanında İsrail'in karşısında yer aldı.
Bu bağlamda Anadolu Ajansı (AA) da Filistin davasını gündemde tutma ve dünyaya duyurma konusunda tarih yazdı desek yeridir.
Günlük haber akışının ötesinde mesela, İsrail'in Gazze'de işlediği savaş suçlarını ispatlamak amacıyla çektiği fotoğraf ve görüntüleri delil dosyalarına eklenmek üzere Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) sundu.
Ayrıca AA, bu delilleri Türkçe, İngilizce ve Arapça dillerinde hazırladığı "Kanıt" adlı kitap ve belgesel projesinde derleyerek uluslararası kamuoyuna da sundu.
Tanık ve Sanık ile Gazze üçlemesi (Kanıt, Tanık, Sanık) yapan AA sorumlu habercilik anlayışını daha ileriye taşımak için yeni bir adım daha attı.
Katil İsrail'in kavramlar üzerinden meşruiyet kesbetme istikametinde yaptığı yönlendirici faaliyetlere adeta cevap teşkil edecek bir esere daha imza atarak 1858 sayfalık hacimli bir Filistin Sözlüğü hazırladı.
273 akademisyenin iki yıl yaptığı titiz çalışma sonunda 630 maddeden oluşan 'Filistin Sözlüğü, tarafsızlık iddiası taşıyan kavramların akademi ve medya dilinde Siyonizm lehine yerleşik hale gelmiş asimetrik anlam içeriklerini sorgulamayı amaçlamaktadır.'
Bu sözlük tam bir iyilik numunesidir.
Sözlüğe madde yazan hiç kimse telif ücreti almamıştır ve AA da bu sözlüğün gelirini Filistin'e bağışlamak üzere yayınlamıştır.
Başkan Erdoğan döneminde Türkiye iletişimde de çağ atlamıştır.
Mesela Kürtçe konuşmanın bile sorgulandığı Türkiye'de 24 saat Kürtçe yayın yapan TRT Kürdi kanalı bir devrimdir!
Başkan Erdoğan'a kadar içine kapanan Türkiye, İngilizce Arapça yayın yapan kanallarla dünyaya sesini duyurmada da devrim niteliğinde yenilikler yapmıştır.
Dünyadaki gelişmelerin haberlerini Siyonizm'e hizmet eden yabancı ajanslardan alan Türkiye, Başkan Erdoğan döneminde dünyanın dört köşesinde temsilcilikler açarak AA'yı küreselleştirmiş ve haber dilini de millileştirmiştir.
Serdar Karagöz yönetimindeki AA ise kalıcı eserlerle kurumun küreselliğini ve milliliğini tescil ettirmektedir.
Son tescil Filistin Sözlüğü'dür.
'Bu eser yalnızca akademisyenler araştırmacılar ve öğrenciler için değil, Filistin meselesini doğru bir şekilde anlamak isteyen herkes için vazgeçilmez bir kaynak olacak' niteliktedir.
Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.