Resul TOSUN

rtosun@star.com.tr

NATO Türkiye'nin yanında durmamıştır!

Bugün başlayan NATO zirvesini kimi çevrelerin protesto etmelerini yadırgamamak lazım.

ABD'nin hegemonya aparatı olan NATO'ya sol kesimin itirazı yeni gelişen bir durum değildir. Bu yönü itibariyle sol kesim haksız da değildir.

Emperyalizmin her çeşidine karşı çıkan İslâmî kesimin ABD emperyalizminin aparatına itiraz etmesi de hem yeni değildir hem de haksız değildir.

NATO'ya karşı çıkıp sonra orduya katılan kimi solculardaki NATO karşıtlığının nasıl törpülendiğini biliyoruz.

Düşünün, tek parti döneminde Türkiye'nin yerli savunma sanayii hükümet eliyle baltalanıp Sovyet tehdidi kapıyı çalınca savunma telaşıyla NATO'ya girmek tek çare haline gelmiş.

Sovyetler boğazlarda askeri üs ve doğuda bazı illeri talep etmesi karşısında NATO'ya sığınmak zaruret halini almış.

NATO'ya girişimiz mecburi evlilik gibi bir şey olmuş.

Zoraki evliliklerin mutlulukla sonuçlandığı nadirdir.

Kore'de ödediğimiz bedelin ötesinde, ülkenin geri kalmasının temel sebepleri olan darbelerin tamamında NATO karargâhları aktif rol oynamışlardır!

Bu itibarla NATO'ya karşı çıkmak için illa da solcu ya da dindar olmak gerekmez!

Türü ne olursa olsun emperyalizmin vesayetine karşı olmak NATO'ya karşı çıkmak için yeterli sebeptir!

Bardağın dolu tarafından bakıldığı zaman NATO'nun güvenlik şemsiyesi altında olmanın getirileri inkâr edilemez ama tam da burası dananın kuyruğunun koptuğu yerdir!

Mesela terörle mücadele 2.0 sürecinde NATO'nun temel hedeflerinden olmasına rağmen, Türkiye'nin terörle mücadelesinde NATO, Türkiye'nin yanında durmamıştır!

Aksine NATO üyesi ülkeler terör örgütlerine destek vermişler ve teröristleri korumuşlardır.

Şu anda da PKK ve FETÖ yanında DHKP-C gibi terör örgütleri hâlâ NATO üyesi ülkeler tarafından korunup kollanmaktadırlar.

İşte o ülkeler bugün Ankara'da zirveye katılıyorlar.

Zirve savunma sanayii formu ile Türkiye'nin güç gösterisine sahne olacak!

Üye ülke liderleri, terörü bitirmiş, bölgeyi de terör örgütlerinden arındıracak bir yola girmiş olan Türkiye'nin savunma sanayiindeki gücünü de aynelyakin görüp teröre verdikleri destekten utanmaları gereken bir ortamı teneffüs edecekler.

Ankara'daki güç gösterisi NATO'nun yeni sürümü olan 3.0'ın ilk zirvesi olacağı için Avrupa-ABD çekişmesine etki edeceğinde de hiç kuşku yok.

Zaten batılı liderler Türkiye'nin savunma sanayiinde Avrupa'dan daha ilerde olduğunu itiraf ettikleri için dün zayıflatmaya çalıştıkları Türkiye'nin Avrupa güvenliğinde öncü rol üstlenmesi gerektiğini söyleyip duruyorlar.

Türkiye'nin konumu güçlenmiştir!

NATO'nun Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin NATO'ya ihtiyacından daha fazladır!

İşte bu durum artık NATO'nun eski NATO; Türkiye'nin de eski Türkiye olmadığı gerçeğini gösterir.

Böyle bir NATO içinde bulunması hem Türkiye'nin hem bölgenin hem de batının yararınadır.

Artık yön verilen değil yön veren bir güce kavuşmuş olan Türkiye'nin, hem NATO'da hem de diğer bölgesel paktlar içinde bulunmasında büyük faydalar vardır.

Bu bağlamda NATO'nun değişimine ivme kazandıracağı için ben NATO protestolarını faydalı bulanlardanım.

Emniyet tedbirlerini aşırı bulanlar var.

Böylesi küresel bir zirve için alınan sıkı emniyet tedbirleri hususunda, 'o kadar kusur kadı kızında da bulunur' deyip geçmek lazım.

32 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra Şara ve Zelenski gibi Başkan Erdoğan'ın özel davet ettiği liderleri de hesaba katarsak 44 devlet ve hükümet başkanının ve binlerce bürokratın katılacağı dünyaya yön çizecek bir zirve için alınan emniyet tedbirlerini yadırgamamak gerekir.

Tarihin dönüm noktasındayız!