Betül Soysal Bozdoğan

betul.bozdogan@star.com.tr

NATO Zirvesi'ni “ihanet” olarak görmek ve taassubiyet!

NATO Zirvesi hiç şüphesiz Türkiye'nin tanıtımı bağlamında çok başarılı bir organizasyondu.

Çoğu yabancı olmak üzere üç bin gazeteci, zirveyi takip etti ve haberini yaptı. Tüm dünya Ankara'yı konuştu. Türkiye, mükemmel organizasyon kabiliyeti, tarihsel kodları taşıyan temsil başarısı ve askeri kabiliyetlerin sunumundaki nitelikli seviye ile zirveye damgasını vurgu.

Türk diplomasisi hem ikili temaslarda hem de genel resimde etkin, önde ve başarılı idi.

Ülkemiz çıkarına önemli işler yapıldı. Evet organizasyon için çok çalıştık ve verdiklerimizden çok çok daha fazlasını aldık.

Çeşitli ülkelerle savunma sanayiine dair ihracat anlaşmaları yapıldı.

Öncesinde Erdoğan-Trump görüşmesi dünya medyasını salladı. Netanyahu panikledi.

Beklenenin çok üstünde gelişmeler son dakika olarak geçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump'tan KAAN'ın motoru, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 uçaklarının alımına dair söz aldı.

Netanyahu, zaman kaybetmeden Amerikan medyasına çıkıp konuşmalar yaptı ve Ortadoğu'da hava üstünlüğünü kaybetmek istemediklerini ve Türkiye'ye bu uçakların verilmesinin kendileri açısından vahim olduğunu anlattı.

ABD Başkan Yardımcısının İsrail ziyareti iptal edildi.

Peki bu süreçleri Türkiye açısından nasıl okumalı?

Türkiye kendi göbeğini kendi kesmek üzere yola çıktı, Erdoğan ile birlikte, tam yirmi dört yıl önce. Ve fakat aşılması 'zaman' gerektiren bazı çıtalar var! KAAN motoru gibi. Bize bir beş yıl lazım. Bu süreçte son nesil uçak kategorisini boş bırakamayız. İşte o nedenle KAAN motorunu alıp, F-35'lere sahip olmamız gerekiyor. Geçiş süreci için Türkiye açısından kritik önemi haiz konulardır bunlar. Tabi Kılıçdaroğlu gibi, "Ortadoğu'da kim bize saldıracak?" diyenlerden değilseniz, bu yazdıklarımız çok net anlaşılır cümlelerdir.

NE AMERİKANCI NE BATICI NE DE NATO'CUYUZ! TIPKI RUSÇU VE ÇİNCİ OLMADIĞIMIZ GİBİ!

Şimdi gelelim ithamlara!

NATO zirvesinin başarısını anlatan bir önceki yazım sonrasında bazı mesajlar aldım.

Olayları yorumlayış biçimimizden dolayı bizleri Amerikancı, Batıcı ve NATO'cu ilan edenler oldu. Bununla beraber Erdoğan-Trump görüşmesinin başarısına vurgu yapmamız nedeniyle Gazze'ye ihanet ettiğimizden dem vuruldu.

Bakınız! Bizler öz değerlerimizi kendine ilke edinen bağımsız kalemleriz. Allah'a şükür satırlarımız akleden kalbin ürünüdür. Bu açıdan müsterih olabilirsiniz.

Bu sütunda sadece ve sadece dini değerlerimizin, medeniyet perspektifimizin ve ülke çıkarlarımızın savunusu yapılır.

Bir sevincimiz varsa önce Allah için sonra da bu ülke içindir.

Ayrıca, Türkiye'nin güvenliği Bağdat'ın, Şam'ın, Kudüs'ün güvenliğidir. Önce payitaht güç bulacak ki, meydan okuma kapasitesini yakalayabilsin!

Güç olmadan, zulmü engelleyemezsiniz!

Güç bulmadan zalimi söküp atamazsınız.

Hilafet battığı yerden yeniden yükselecek. Belki yeni bir formda ama bunun ayak seslerini zaten gören görüyor.

Dosttan daha çok düşman görüyor.

Netanyahu ve Miçotakis'i takip ederseniz hükumetinizin doğru yapıp yapmadığını anlayabilirsiniz.

Bu süreçte siyasetçisi, sivil toplumu ve medya mensupları olarak hepimiz; hem ülkemizin gücüne güç katacak hem Gazze'yi savunacak hem de zulme asla sessiz kalmayacağız.