Betül Soysal Bozdoğan

betul.bozdogan@star.com.tr

Normal olmayan şeyler ve CHP

CHP resmen olmasa da fiilen ikiye bölündü.

Mahkeme, CHP'nin 38. Kurultayını seçim öncesi ve sürecinde yapılan gayri meşru pazarlıklar nedeniyle iptal etti. Delege iradelerinin satın alınmış olması, hukuk nezdinde kusur görüldü.

Kemal Kılıçdaroğlu genel merkezde başkanlık koltuğuna otururken, Özgür Özel ise Meclis'te faaliyet yürütüyor.

Kılıçdaroğlu taraftarlarına göre; belediyelerden meşru olmayan yollarla elde edilen sermaye ile parti yönetimi ele geçirilmişti. Mutlak butlan kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu'nun FETÖ çıkışı önemliydi. Kılıçdaroğlu partinin bu hale gelmesini parti içindeki FETÖ ile iltisaklı kişilere bağlıyor. FETÖ demek çok şey demek. CIA demek ve daha fazla karanlık bağlantı!

Yargıya intikal ettirilen onca maddi delil ve dosya sonrasında Yargıtay ne karar verir, bilemem! Ve fakat onca iddia sonrasında bu sürecin üstü kapatılamaz. Kılıçdaroğlu FETÖ'ye dair yargıya ek bilgi ve belge sunarsa CHP içindeki mahkemeleşme süreci devam eder.

Kılıçdaroğlu, Özel'in psikolojik baskı salvolarını savuşturamazsa delegeler adil bir şekilde oluşturulmadan kurultaya gidilir ve parti içi temizlenme süreci retorikte kalır.

Bakalım Kılıçdaroğlu ne kadar direnecek? Mevzu direnmek değil elbette, süreç icraat gerektirir. Söylemden öteye geçmek ve eylem üretmek. Parti nasıl temizlenecek, FETÖ meselesi nasıl çözülecek? Toplum buna dair adımları görmek ister.

CHP gündemi bağlamında "normal olmayan şeyler"e gelirsek...

'Her toplumun normali' farklı olabilir. Bazı hususlarda kültürel çerçeve ve değer yargıları, bakış açısını da değiştirir. Fakat bazı değerler vardır ki; siyasette olmazsa olmazlardandır. Dürüstlük gibi... Bazı suçlar vardır ki, dünyanın her yerinde suçtur. Dünyanın neresine giderseniz gidin yolsuzluk, rüşvet, irtikap ve özel hayattaki sorunlu ilişkiler siyasette bir leke olarak görülür. Ortaya çıktığı anda kişi partisinden tasfiye edilir ve yargıya intikal ettirilir. İftira varsa aklanır ve siyasete tekrar dönme hakkını kullanır.

Herkesin bildiği konuları tekrar yazma ihtiyacı hissettim. Benim açımdan çok acı!

Çünkü Özgür Özel'in açıklamaları bunu gerektirdi. Şöyle bir akıl tutulması yaşanıyor, Özel konuşmasında mealen; bir aile içinde suça bulaşan bir çocuk varsa aile bunu normal olarak kabullenmez ve parti üyeleri de tıpkı bir aile gibi aynı refleksle üyesine sahip çıkar.

Özgür Özel ve İmamoğlu taraftarları işte bu minvalde pozisyon alıyor ve çoğu ortaya saçılan tüm şahitlikleri ve delilleri görmezden gelip iddiaları, kendilerine çekilen bir operasyon olarak değerlendiriyorlar.

Oysa toplumumuzun normali ne idi? Aile içinde suç isnat edilen bir çocuk varsa, kolluk kuvvetlerinden önce anne-babası, çocuğu kulağından tutup polisin karşısına çıkarırdı. Erdemli olan bu idi. Onca olay ve duyum üzerine, nasıl hala zanlı konumda olan siyasetçilere sahip çıkabiliyorlar? Gerçekten şaşırıyorum.

Mahkeme tutanaklarına giren gayri ahlaki meseleleri biz yazmaya ar ediyoruz da, taraftarları bunları savunmaya utanmıyor.

Dünyaya "demokrasimiz geriye gidiyor" diye makale yazanlar keşke medet umdukları ülkelerin normlarına ve siyasi pratiklerine baksalar... Çünkü orada en ufak bir rüşvet ihtimali bile siyaseten görevden el çektirmeye yeterlidir.

Yani ne olsaydı? CHP'li üyelerin yargıya şikayetleri, hukuk tarafından sümen altı mı edilseydi? Böyle olsaydı hukuk cinayeti olmaz mıydı? Şu, çok net; Hukuk, görmezden gelemez. Hukuk ve denetim mekanizması; demokrasiye, legal siyasi çalışmalara güç veren, illegalite ve gayrı meşruluğu önleyen ana unsurdur.

Bu kapsamda şu soru değerlidir: Hukuk sadece muhalefete yönelik mi işler? Tabi ki hayır, böyle bir şey düşünülebilir mi? Peki AK Parti ya da MHP'den siyasiler yargı konusu oluyor mu? Partiden tasfiye ediliyorlar mı?

Kısaca, evet cevabını verebilirim. Özel hayatındaki sorunlu ilişkiler veya yolsuzluk iddiaları üzerinden konu daha yargıya intikal etmeden önce bile iktidar partisinin kendi içinde süreci işletip hem üyelikten çıkarma hem de görevden el çektirme süreçlerinin işletildiğine defalarca şahit oldum. Hatta yargıya intikal eden dosyaların sayıca kıyaslandığında uzun iktidar dönemi de hesaba katılırsa CHP'den daha fazla olduğu bile ifade ediliyor. Peki, neden gündem olmuyor? Çünkü iktidar partisi "Bize iftira atılıyor. Derin devlet aparatları, bize operasyon çekiyor. Benim üyem asla suç işlemez. Biz üyemize sahip çıkarız" gibi yanlış söylemlere girmeyip usulünce kişiyi saf dışı ediyor ve yargıya teslim ediyor. Dolayısıyla her şey usulünce ilerlediğinden gündemde yer bulmuyor, mitingler yapılmıyor ve devlet suçlanmıyor.

Keşke CHP'nin ağırlıklı refleksi de böyle olsaydı.

Son olarak şu teklifle yazıyı bitireceğim; siyasi partilerin işleyişini düzenleyen kanunların şartları daha da ağırlaştırılsın. Devlet imkanlarını teslim edeceğimiz kişilerin sicili çok temiz olmalı. Emaneti teslim alan kişiler, daha sıkı denetlenmeli. Halkın birikimi daha güçlü korunmalı.