Dünya ve siyaset gündeminden paylaşacağım bilgi ve yorumlar var elbette ama pazar için keyiflik bir yazı da yazmak istedim...
Beni şaşırtan durumlar, tespitler, yorumlar olacak içinde...
Hemen başlayalım.
Muhalefetin "Millet aç aç" söylemleri malumunuz.
Ancak yaşanan ekonomik sıkıntılara rağmen de çok bonkör yüce gönüllü bir milletiz aslında... Bilecik'te bir dilenci "yol param yok" diye gelen geçenden para istiyor. Sıkı durun zabıtaya yakalandığında yapılan üst aramasında üstünden 32 bin lira çıkıyor... Ajanstan gelen görüntülere baktığımızda görünüyor ki, zabıta ekipleri parayı say say bitirememiş...
Milletimiz az çok dememiş para yağdırmış... Yani asgari ücretten fazla parayı dilenerek toplayıvermiş beni şaşırttı...
Bu yüzden ben dilenenlere değil de kağıt toplayanlara, hurda arabasıyla sokak aralarında rızkını kazanmaya çalışanlara para vermeyi tercih edenlerdenim... Size de tavsiye ederim. Aldığınız dua bereketinizi artırır...
Gelelim durum tespiti ve yorumlara, çok uzatmayacağım.
Kendimce bir dijital medya okuması yapmaya çalışacağım.
Twitter yani X tayfası: Dünya meseleleri ile yakından ilgili, genelde eğitimli, sorunlara kafa yormayı, takip etmeyi seven ama yazılanlar sebebiyle de sık sık depresyona giren bir kitle...
Instagram tafyası: Bir kesim her daim mutlu ya da mutlu pozu, videosu peşinde, bir kesim hiç sallamıyor, varsa paylaşırım, yoksa hiç de umursamam modunda... Bir kısım sürekli mutsuz, depresyon içinde ve hep bilgece sözlerle ayar veriyor... Profesyonel amaçla bu mecrayı kullanıp takipçi avında olanlar da var ama genelde kafam dağılsın, biraz dolanıp çıkayım diye girip içinde kaybolan, uykusuz kalan da çok...
Tiktok Tayfası: İşte en tehlikeli gruba geldik. Daha çok izlenmek, beğenilmek için atmayacakları takla yok gibi, bu yüzden de kendi adıma biraz tehlikeli olduklarını düşünüyorum. Genelde eğlence amaçlı videolar peşinde koşsalar da çok izlensin diye hayatlarını tehlikeye atmaya varıncaya kadar ipin ucunu kaçıranlar var. Bir de buradaki akımlar çok çabuk taklit ediliyor. Birinin bulduğu bir fikir, sosyal deney ya da yenilik anında kopyalanıyor. Yani telif kaygısının en az olduğu zemin burası gibi görünüyor... Tabii üç sosyal medya mecrasının da karanlık yanları olduğunu unutmadan, fazla kapılmadan, ciddiye almadan keyfini sürmek ve sonra normal hayata dönmek en doğrusu gibi görünüyor. Ne dersiniz...
EN KÖTÜ GÜNLER GERİDE KALDI!
Başlık sizi şaşırtmasın zira ironi içermektedir...
Hani bir ifade var... "Kötü günler geride kaldı, daha kötüleri geliyor" diye...
Dünyanın durumu tam olarak böyle gibi görünüyor. Üstelik bunu ben söylemiyorum... Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres söylüyor.
Paylaştığı üç senaryo özetle şöyle; KÖTÜ, DAHA KÖTÜ, EN KÖTÜ...
KÖTÜ SENARYO:
Hürmüz'deki kriz hemen çözülürse;
Küresel büyüme yavaşlayacak,
Enflasyon yükselecek,
Tedarik zincirleri aylarca toparlanamayacak...
DAHA KÖTÜ SENARYO:
Kriz yaza kadar devam ederse;
Büyümedeki düşüş, enflasyondaki artışın yanı sıra;
Gübre azalacak ve mahsul verimleri yetersiz kalacak.
45 milyon insan daha aşırı açlıkla yüzleşecek.
32 milyon insan daha yoksulluğa itilecek.
EN KÖTÜ SENARYO:
Eğer Hürmüz krizi yıl sonunu bulursa;
Enflasyon %6'nın ötesine fırlayacak.
Büyüme %2'ye çakılacak.
Özellikle dünyanın en savunmasız nüfuslarında büyük acılar yaşanacak.
BM Genel Sekreteri Guterres, "Küresel bir resesyonun hayaletini karşılıyoruz" diyor.
Benzer bir endişe Avrupa Konseyi Başkanı Leyen'den geldi...
"Sadece enerji kaleminde günlük 500 milyon dolar fazladan maliyet yükleniyoruz. Hürmüz'ün şu ana kadarki 30 milyar dolara yakın" mesajı veriyor. Şimdi burada tablo buyken Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hakkını teslim etmek gerekiyor... Zira mart ayında Türkiye elektriğinin yüzde 77,3'ünü yerli ve milli kaynaklardan sağladı. Üstelik büyük bölümü de yeşil enerji kaynaklı üretim, mart ayında yenilenebilir enerji üretiminde tüm zamanların rekoru kırıldı... Yani Erdoğan'ın milli enerji hamlesi vizyonu bizi çok daha büyük bir kaos, krizden koruyor... Bu yüzden yaşadığımız sıkıntılar sebebiyle Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i taşlamak için fırsat kollayanların meseleyi vicdan terazisinde tartmasında fayda var gibi görünüyor. Takdir milletin elbette...
CHP'DE ARİF'E TARİF GEREK...
Konuyu uzatmayacağım. Zaten meselenin üstüne her şey söylendi...
Bu yüzden "Bankamatik Faresi" lakaplı Arif'le ilgili benim dikkatinizi çekmek istediğim mesele CHP Genel Merkezi'nden yapılan yazılı açıklama... Aynen buraya kopyalıyorum...
"Söz konusu kişinin geçmiş dönemdeki tutumları ve sosyal medya paylaşımları hakkında bilgi edinilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilkeleri ve değerleriyle bağdaşmayan davranışlar kabul edilemez.
Bu nedenle gerekli değerlendirme derhal yapılmış; henüz resmi kayıt işlemi yapılmayan Arif Kocabıyık'ın parti üyelik işlemleri durdurulmuştur."
Şimdi bu açıklamayı yapanlar ülkeyi kendilerine teslim etmemizi, dünyadaki bu fırtına, kaos döneminde kendilerinin ülkeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan daha iyi yöneteceklerini iddia ediyorlar...
Önce açıklamayı ögelerine ayıralım...
Bir açıklamaya göre CHP Genel Başkanı Özel'in makam odasına kimin girip çıktığı belli değil, İlave Arif'e de tesadüfen orada olduğu için rozet takılmış.
İki, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in etrafında olup bitenden haberi yok... Tıpkı millete hakaret ettiği için hapis cezası alan "Dilruba" olayında olduğu gibi İlave Arif'i de birileri önüne iteklemiş, o da rozeti takıvermiş...
Şimdi mesele CHP'de kimin kime ne taktığıyla sınırlı kalsa Vallahi de billahi de bizi ilgilendirmez. Ama mesele ülkeyi teslim almak, yönetmeye talip olmak olduğunda yazmak da boynumuzun borcu...
Ama belli ki CHP'de Arif'e tarif gerek...
Zira daha "cinsel tacizcisiyle", "pavyoncusuyla", "faresiyle" mücadele edemeyen bu CHP yapısı Siyonizmin kumpaslarıyla, emperyalizmin tuzaklarıyla nasıl mücadele edecek?
Bu yüzden de iyice kafayı tırlatmış gibiler...
CHP Genel Başkanı Yardımcısı Ali Mahir Başarır, Antalya'da millet mahsur kaldığı teleferikte canını kurtarmaya çalışırken, yatta parti yaptıklarının ortaya çıkmasına öfkelenmiş, "Damadın İHA'sı, SİHA'sı ile bizi takip mi ediyorsunuz?" diye akıl tutulması sorular soruyor...
Hani espri desek komik de değil...
Zira Selçuk Bayraktar'ın işi başından aşkın,
Bayraktar TB3, Akıncı, Kızılelma, Kamikaze dronlar, dolanan mühimmatlar, uzay çalışmaları, şimdi de SAHA 2026'ya hazırlık içinde...
Bu yüzden CHP'nin artık içine düştüğü savrulmayı ellerini başının içine alıp derin derin düşünmesinin zamanı geldi de geçiyor bile...