Havlamak bir yardım çığlığıdır. Kaça bölünürsen bölün aslında sadece ikiye ayrılırsın iyiye ya da kötüye. Bir hıncın vardır hadi olsun diyelim hınç beslediğiniz ahırların kapılarını tutun yeter.
Efendim nasılsınız bizi soracak olursanız biz çok iyiyiz.
Bir yıl sonra iyice pörsük olacaklara şimdiden porsuk deme sebeplerimiz çoğaldı. Mine Tavukkanatlar fışkırıyor toprağımdan, elitlerimiz akşam pazarı, mööödernizmin çıkık çivileri, vuruk babetleri, bize kaldı.
Deniz Anası diyeceğim ama Üvey anası desem daha doğru olur. Bir şey gördük sahilde.. Bununla iyi cam silinir diyeceğim bir yığık, ağzından kendini saçarak, hooort züeee zuaaa tınısında tenekesini bulmuş yağ gibi akıyor. Körfezde olsa petrol tankerine bulanmış karabatak bu dersiniz savaş çıkar.
Örtülü bir anne, kızıyla beraber İzmir'de sahilde şezlongunu almış oturacak belli ki. Bu bizim şezlong tazmanyası ağzına peçete sokulmuş yağ şişesi, bağırtkan boğaaaç " Yallah diyor, yallah burası bizim"
Başörtülü anne de sessizce toparlanıyor..
Sahil güvenlikten ziyade veterineri var mı diye bakındığın bir olay.
Yoga minderlerinin içinde bu bağırtkan dürümler hep salyalı, hep hunili karşımıza çıkacak.
Kin kanseri olmuş hepsi, ağızlarından taptıklarının tükürükleri sızıyor.
Ya keseceksiniz sesinizi, Etiyopya çekirgesi gibi inananların üstüne sıçramayacaksınız,
Ya da sizi güdecek ihtisaslı çobanların hekimliğine kendinizi emanet edeceksiniz .
Yavaş gel dip ıkıntı nedir püften sıkıntı
Basmadık kuyruğuna nedir tizden cayırtı
Yobaz diyorsunuz ya acıkınca hınca kalbiniz
Çukurda zuhur edene aşikar değiliz,
Tel tel döküleceksiniz gür çorak dişi düşmüş tarak
Değil nezaket size sefalet hep müstehak