Betül Soysal Bozdoğan

betul.bozdogan@star.com.tr

Sıfır atık – sıfır açlık

Dünyaya söyleyecek sözlerimiz var.

Kadim geçmişimizden, medeniyet perspektifimizden süzülüp gelen değerlerimiz var.

Dünyanın içinde bulunduğu çifte standartlara ve öze inmemiş yüzeysel söylemlere karşı sahici yaklaşımlar üretiyoruz.

Sorun alanlarını tespit ediyor ve çözüm odaklı pozisyon alıyoruz.

Ne için? İnsanlık değerlerine katkı için.

Neden? Çünkü tabiatı, yeryüzünü ve içinde yaşayan tüm canlıları Allah'ın bir emaneti olarak gördüğümüz için.

Sanayi toplumuyla birlikte Batı, insan bedenini, yeryüzünün tüm kaynaklarını, yer altı zenginlikleriyle birlikte tabiatı tüketmeye dönük bir sistemi kurguladı ve bunu tüm insanlığa dayattı. Tüketmeye odaklı bir yaşam tarzını pazarladı. Sürekli tüketim, hep daha fazla tüketim; toplumların realitesi haline geldi.

Gerekli olduğu için değil modası geçtiği için atılan kıyafetler, israf edilen gıdalar, çöpe atılan yemekler... Haz ve hıza odaklı bir yaşam tarzı! Tükettikçe içi boşalan ruhlar, derinliksiz yüzeysel ilişkiler ve kalabalıklar içinde yalnızlık hissi. Dünyalık maddi unsurlara kapıldıkça mutlu olamayan huzursuz ruhlar...

İnsanoğlunun eşya ile kurduğu ilişki, insan ile kurduğu ilişkiye çok benzer. Eskimeden atılan koltuklar, sıkça değiştirilen telefon ve otomobiller gibi dostlar, eş ve akrabalar da harcanıyor.

Değiştirmeyi rutin haline getirmek ve yenisinden medet ummak... Bu döngü ile nereye kadar gidilecek? Buradan bir şey çıkmayacağını Batı da dahil tüm insanlık gördü. Ve fakat Batı düzeni, derman sunacak birikime sahip değil. Problemin üretilmesine sebep olan Batı zihniyetinin açmazlarıdır ve tabi ki ilacı bizim anlayışımızda, kültürümüzde ve kadim medeniyetimizde yer almakta.

Çünkü bizler tıpkı mimaride görüldüğü üzere; göğü yırtarcasına gökdelenlere çıkmayı değil derinleşmeye odaklanarak, tabiatla uzlaşma ve anlaşma sağlayarak hayatlar kurgulamış ve yüzyıllarca huzur iklimini gerçekleştirmişiz. Maddi perspektifi maneviyatla eşleştirmiş ve iki tarafı da doyurarak refah ve saadeti, nizam haline getirmişiz.

İşte tüm dünya vahada serap gören susamışlar gibi huzur iklimine muhtaç ve mecbur.

Medeniyetimiz; israf etmemeyi ve adaleti esas alırken sadece kendi insanına değil tüm insanlığa bir reçete yazar.

Medeniyetimiz; çöpe atılan ekmeklerin, israf edilen yemeklerin, eskimeden atılan kıyafetlerin, kirletilen okyanusların, yeryüzünü plastiğe boğan zihniyetin ızdırabını çeken herkese alternatif bir sistem teklif eder.

Medeniyetimiz; savaşlarla yok edilen coğrafyaların, açlıktan ölen çocukların, vitaminsiz kalan bebeklerin, susuz bedenlerin olduğu dünyayı 'hüsran' olarak niteler ve umudu aşılayarak gerçek uygarlığa gidecek doğru yolun istikametini belirler.

İşte bu minvalde bir yürüyüş gerçekleşiyor.

Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin Sıfır Atık Hareketini bu kapsamda destekliyorum.

2017'de başlayan bu hareket gelinen aşamada küresel ölçekte söz söyleyen bir platform haline geldi ve tüm dünyaya yeni teklifler sunmakta.

Sıfır Atık Hareketi, 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde Sıfır Atık Forumu 2026'nın açılışını gerçekleştirdi. Forumda konuşma yapan Emine Erdoğan'ın açıklamaları tüm çerçeveyi açıklar nitelikte.

Emine Erdoğan, ⁠"Biz sıfır atığı, insanlığın öze dönüş yolculuğunun bileti olarak görüyoruz. Sıfır atığın yaygınlaşmasıyla, doğa kadar insanlık değerlerinin de iyileşeceğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan'ın konuşmasında Sıfır Açlık meselesine dair yapılan teklif çok değerliydi. Birleşmiş Milletler çatısı altında konuyu bir kez daha küresel gündeme taşıdıklarına işaret eden Erdoğan, tüm bu adımlarla, "Sıfır Açlık Hedefi"ne, küresel gıda sisteminin daha adil ve sürdürülebilir olmasına önemli katkılar sunduklarını ancak bu meselenin daha büyük bir küresel işbirliği gerektirdiğini anlattı.

183 ülkeden temsilci, 500'ü aşkın kurum ve kuruluş ve 5 binden fazla katılımcıyı ağırlayan Sıfır Atık Forumu şimdiden uluslararası medya ve akademi çevrelerinde ses getirdi.

Umarım ortaya konan hedeflerde hızla mesafe kat edilir.