İran Şiî lideri Ali Hamaney, ABD ve İsrail'in göstere göstere gelen saldırılarının ilk gününde, garip bir şekilde keklik gibi avlanmıştı!
4 aydır yapılmayan "devrim muhafızlarının gövde gösterisi" nihayet gerçekleştirildi.
***
28 Şubat'ta ABD ve İsrail saldırılarıyla başlayan savaşta Türkiye, çok anlamlı bir tutum sergiledi. Zira öncelikle böyle bir çatışma yaşanmaması için yoğun çaba gösterdi; savaş boyunca da İran'a destek verdi.
Aslında en az İsrail ve ABD kadar Türkiye düşmanı olan İran, bu tutumu asla hak etmiyordu. Üstelik, İran topraklarından gelen ve bütün uyarılarımıza rağmen önlenmeyen tahrikler, bizi de bu kirli savaşın kenarına getirdi.
İRAN, TÜRKİYE'YE DAHA DA HASIMLAŞABİLİR!
Karşılıklı tahriklerle başlatılan bu savaş, bölgedeki İran enfeksiyonunu daha da azgınlaştırmıştır.
Zira, "Hürmüz gücü"nü keşfeden İran, yine bu savaş sayesinde ABD üslerini bahane ederek enerji üslerine füze yağdırdığı Körfez ülkelerine gözdağı vermiş ve bu endişe, İran'ın "emperyalist" iştahını tekrar kabartmıştır.
Petrol satışına yönelik ambargonun kaldırılması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması gibi kazanımlar da bu Şiî emperyalizmine "can suyu" olacak "bonus"lardır ki, İran bu sonuçları rüyada bile göremezdi!
İSRAİL, İRAN SAYESİNDE GAZZE'Yİ UNUTTURDU!
Bu "kazan kazan" ortaklığından tabii ki "gizli müttefik" İsrail de kârlı çıkmalıydı!
Sadece, birkaç İran füzesi sayesinde kazandıkları ve yeni katliamlar için bozdurup bozdurup harcayacakları "mağduriyet hazinesi"nden bahsetmiyorum.
Zira, Ocak ayında devreye giren "Ateşkes" antlaşması, Netanyahu'yu çok fena köşeye sıkıştırmıştı. Gazze'de "uluslararsı denetim" devreye girecekti ki, İsrail için büyük felâket(!) demekti. Üstelik, bu heyette Türkiye de yer alacaktı. Netanyahu resmen yanacaktı!
İran, işte tam burada imdada yetişti!
Çünkü İsrail ile İran, farklı görünen ama aynı köklerden beslenen "kardeş"lerdir.
İnanmayan ayrıntıları okuyabilir:
https://www.star.com.tr/yazar/iranin-turkiye-dusmanligi-neden-bitmiyor-yazi-1873894/
https://www.star.com.tr/yazar/iran-abd-ve-israil-icin-degil-turkiye-icin-tehdittir-yazi-1990684/
Gerçekten İran sayesinde, Gazze de unutulmuştu ateşkes antlaşması da!
İsrail katilinin en azgın günlerindeki gibi bırakın gıda maddesini en acil tıbbi malzeme bile giremiyor ama kimse ilgilenmiyor. Herkes İran ile meşgul; Gazze'deki cılız feryadı kimse duymuyor!
İRAN, LÜBNAN'I DA İSRAİL'E İKRAM ETTİ!
Bu kadar da değil...
Bakmayın İran'ın "Lübnan'sız barış olmaz" takıyelerine!
7 Ekim 2023'ten bu yana "Büyük İsrail" çıkışı başlatmak için fırsat kollayan İsrail, Güney Suriye'den sonraki en önemli hedefi olan Güney Lübnan'ı da yine İran sayesinde işgal etmiştir.
28 Şubat'tan bu yana "İran'ı bırakın, Lübnan'a bakın" diye yırtınıyorum. Çünkü, Lübnan üzerinden Doğu Akdeniz'e kadar uzanan hain emeller, Türkiye'nin millî menfaatlerini; hatta güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor!
Farkında mısınız, son günlerde İsrail'in, Yunanistan ve Rum kesimi ile birlikte Türkiye'yi boğma teşebbüslerini konuşuyoruz. Bunun, bugünkü mesele olduğunu düşünmek ahmaklıktır! Çünkü bu "şeytan üçgeni", İran'a saldırı öncesinde hazırlanmış bir plândır.
İRAN, İKTİDARIN DEĞİL; TÜRKİYE'NİN DÜŞMANIDIR!
Türkiye'nin menfaatlerini savunmak sadece iktidarın meselesi değildir.
Günümüzde asıl işgaller algılar üzerinden yapılmaktadır. Bu yüzden toplumun her kesiminin bu hain plânları görmesi ve tavır alması gerekmektedir.
Hele Türkiye'yi yönetmeye talip olanlar daha hassas davranmalıdır.
Ancak öyle olmamıştır.
Tam aksine bu savaş, iktidar karşıtlığı için malzeme yapılmıştır.
Bu nasıl bir "millî" görüştür ki, "Şiî İrancı" olmayı ve "Devrim Muhafızları"nın içimizdeki uzantısı gibi davranmayı marifet saymaktadırlar.
Öte yandan yıllardır İran'ı "molla rejimi" diye kendince aşağılayan Kemalistler bile, şimdi İran propagandası yapmaktadır.
Hasetçi iktidar muhterisleriyle İslâm düşmanları bir kere daha aynı saflarda buluşmaktadır. Çok kullanışlı gerekçe de hazırdır:
"Emperyalist ABD ve İsrail, İran'a saldırmakta, siviller ve çocuklar yok olmaktadır!"
Elbette hiçbir ülkede siviller ölmesin!
Ama... Bu İrancılar, Şiî katillerin Suriye'de yaptığı vahşi katliamlara da bir şey söylesin!
Sırf Müslüman olduğu için bu hıyanete duçar olan masumların vebali, bu katliamlar için "fetva" veren Ali Hamaney'e gözyaşı dökenlerin boynundadır.
Şiî İran'ın Sünnî düşmanlığı, Yahudi İsrail'in Müslüman düşmanlığından asla az değildir.
Bu gerçekleri dile getirmek "mezhepçilik" falan değildir.
Peygamber Efendimizin zevce-i tahiratına ve eshabına küfür ve hakareti "ibadet" sayan bir sapıklığın "mezhep" ile ne ilgisi olabilir?