TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un son günlerde gerçekleştirdiği yoğun görüşme trafiği, "Terörsüz Türkiye" sürecinin siyasi müzakere aşamasından yasama aşamasına geçtiğini gösteriyor.
Sayın Kurtulmuş'un parti yöneticileriyle art arda görüşmesi, düzenlemenin mümkün olan en geniş siyasi mutabakatla Meclise taşınmak istendiğini ortaya koyuyor. Görüşmelerin ortalama 50 dakika sürmesi ise temasların genel ilkelerin ötesine geçerek somut bir taslak üzerinden yürütüldüğü ihtimalini güçlendiriyor.
Bugün biraz gözleme, biraz da bilgiye dayanarak yasanın muhtemel ayrıntılarını ve bizi nelerin beklediğini analiz etmek istiyorum. Ancak önce Sayın Kurtulmuş'un hedeflediği siyasi zemine bakalım.
HEDEF ORTAK İMZA
Kurtulmuş'un öncelikli hedefi, teklifin yalnızca iktidar blokunun düzenlemesi olarak görülmesini önlemek. Zaten kendisi aynı zamanda Komisyonun Başkanı. Süreç içinde birçok krizin aşılmasını ve partiler arasında uzlaşma sağlanmasını mümkün kıldı.
Kanun yazımı ve metnin oluşturulması teknik bir konudur. Ancak bu, hukuk metninin yalnızca bir yönüdür. İşin bir de siyasi kabul boyutu vardır. Görünen o ki Sayın Kurtulmuş, komisyondaki performansını, kanunun içeriği için de sergiliyor... Bu uzlaştırıcı yaklaşım, ileride daha geniş bir siyasi zeminin kurulmasına da kapı aralayabilir. Hele Anayasa gündemi için büyük bir katkı sağlayabilir. Bekleyip göreceğiz.
Terörsüz Türkiye sürecinin bu "normatif evresi" için ideal seçenek, teklifin bütün partilerin veya geniş bir çoğunluğun ortak imzasıyla sunulmasıdır. Bu olmazsa süreç, AK Parti, MHP ve DEM Parti'nin imzasıyla ilerleyebilir ancak istenen bu değil!.. Bu başarılırsa Türk siyaseti bakımından önemli bir dönüm noktası ortaya çıkabilir.
PEKİ TASLAKTA NELER VAR?
Taslağın "son hâli budur" demek mümkün değil.
Her an değişebilecek bir metinden söz ediyoruz.
Buna karşılık ana başlıkları artık büyük ölçüde görmek mümkün:
Kanunun Adı
Kanunun adı, Komisyonun adından hareketle belirlenecek. Düzenlemenin "toplumsal dayanışma", "millî birlik" veya "bütünleşmenin güçlendirilmesi" ifadelerini içeren bir adla Genel Kurula sevk edilmesi bekleniyor.
Kapsam ve Süre
Kanunun kapsamı üç sütun üzerine kurulacak: Örgütün bütün unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin tespiti, örgüt mensuplarının topluma yeniden kazandırılması ve süreci destekleyecek izleme, raporlama ve eş güdüm mekanizmalarının kurulması. Kanun iki veya üç yıl uygulanacak; bu süre TBMM kararıyla uzatılabilecek.
Mekanizma
Kurumlar arasındaki eş güdümü sağlamak üzere "İzleme ve Koordinasyon Kurulu" kurulacak. Cumhurbaşkanınca atanacak bir başkan ile ilgili bakanlıkların ve MİT'in temsilcilerinden oluşacak Kurul, silah bırakma ve tasfiye sürecini ölçülebilir ve denetlenebilir kriterlerle takip edecek. Ardından örgüt mensuplarının rehabilitasyon, eğitim, istihdam ve psikososyal destek süreçlerini planlayacak. Kamu kurumları ve yerel yönetimler uygulamaya destek verecek; TBMM Başkanlığı dönemsel raporlarla bilgilendirilecek.
İnfaz Rejimi
Silah, mühimmat ve mal varlığının teslim edildiği güvenlik ve istihbarat birimlerince kayıt altına alındıktan sonra, MGK'nin istişari kararı üzerine Cumhurbaşkanı kararıyla örgütün varlığına son verdiği ilan edilecek. Örgütsel bağını kopardığı ve şiddeti bıraktığı somut delillerle belirlenen kişiler hakkında bireysel değerlendirme yapılacak.
Bu kişiler, isnat edilen suçun ceza sınırına göre belirli bir süre (örneğin dört veya yedi yıl) denetimli serbestliğe tabi tutulabilecek. Bu dönemde soruşturma, kovuşturma ve infazlar durdurulacak. Kasten öldürmenin belirli nitelikli hâlleri, işkence, eziyet ve cinsel suçlar kapsam dışında kalacak.
Yeniden suç işlenmezse soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına, açılmış davada düşmeye karar verilecek; kesinleşmiş cezalar infaz edilmiş sayılacak. Kararları HSK'nin görevlendireceği Ankara ağır ceza mahkemeleri verecek. Kanun yolları açık olacak; şartları oluşursa Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılabilecek.
Yasal Güvence ve Sorumsuzluk
Kanun kapsamında görev alan kamu görevlileri ile Komisyon çalışmalarına katılanlara özel güvence getirilecek. Bu kişilerin görevleri kapsamında aldıkları kararlar ve yaptıkları işlemler nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluğu doğmayacak. Koruma, Komisyona bilgi, belge, rapor veya görüş sunanların beyan ve faaliyetlerini de kapsayacak.
MAĞDURLARIN DURUMU
Yasada bu konuya ilişkin ayrı bir madde bulunacak. Uygulama, mağdurların adalete erişim hakkını ortadan kaldırmayacak; kapsam dışında tutulan ağır suçlarda faillerin bireysel ceza sorumluluğu korunacak. Mağdurların bilgi edinme, sürece katılma ve zararlarının tazminini isteme hakları ile şehit ailelerinin ve gazilerin hassasiyetleri gözetilecek.
DEVAMI GELECEK Mİ?
Düzenlemenin başarısını yalnızca silahların bırakılması değil; hukukî belirlilik, yargı denetimi ve mağdur hakları arasında kurulacak denge belirleyecek. Bu bir adım, bundan sonraki adımlar "özel" yasa değil, genel düzenlemelerin tartışmaya açılması olacak sanırım...