Selahaddin E. ÇAKIRGİL

selahaddincakirgil@gmail.com

Trump'ın tehditleri, İran'a baş eğdirebilir mi?

Amerikan Başkanı Trump'ın İran ile ABD emperyalizmi arasındaki dolaylı müzakere mesabesinde olan 'mektuplaşma yolu'yla geliştirilmeye çalışılan diplomatik münasebetlerinin, dün akşam açıklanan son yazışmalarla, yeni bir çıkmaz'a saplandığı anlaşılıyor. Ancak, Trump'ın, dün akşamki ilk tepkilerini, 'İran'ın cevabı kabul edilemez. İran bizimle oyun oynuyor..' şeklinde dile getirmesi, kesin bir tutum olarak da kabullenilmeyebilir.

Çünkü, Trump, bu!

Bir gün içinde yaptığı konuşmalar içinde bile onlarca- yüzlerce çelişki bulunan ve maddî ve askerî gücünden başka hiç bir dayanağı ve de değeri olmayan bir Trump'ın İran'a karşı tavrını hiddet ve şiddet üzerine kurmaya çalışmasına şaşılmamalıdır. 'Kuralları güçlü olanlar koyar..' diyen bir Trump, günlük gelişmeler içinde, her an yeni manevralara doğru yelken açabilir.

Trump, İran'ın Ortadoğu savaşını sona erdirmeye yönelik ABD planına verdiği cevabın beklentileri karşılamadığını söylerken; İran, nükleer müzakereler yerine, kalıcı barış görüşmeleri için bastırıyor.

*

İran'ın başkenti Tahran'ın kuzeyindeki Tecriş Meydanı'nda kalabalık kitleler, 28 Şubat'ta Güney İran'daki Minab kasabasında bir okula düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 170 öğrencinin portrelerinin yer aldığı fotoğraf ve pankartların önünden geçiyorlar, gözyaşları ve mâtem feryadları içinde.. 10 Mayıs 2026 Pazar tarihli 'Câm-ı Cem' gazetesinin ön sayfasında, ABD Başkanı Trump'ı hicveden bir karikatür ise, görenleri tebessüm ettiriyor.

Trump ise, sosyal medyada, Tahran'ı yaklaşık 50 yıldır Amerika Birleşik Devletleri ile "oyun oynamakla" suçluyor ve "Artık gülemeyecekler!" diye ekliyor.. Büyük ekseriyeti şiî Mülüman olan İran halkı ise, 'Kerbelâ Faciası' için asırlarca yaktıkları ağıtlarla da daha bir yoğunluklu besleniyor..

Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak ve nükleer programından vazgeçmek konusunda bir anlaşmayı kabul etmemesi halinde tam ölçekli bombardımana yeniden başlayacağı tehdidini yineledi. İran, savaşın başlamasından bu yana petrol, doğal gaz ve gübre akışı için hayatî önem taşıyan stratejik su yolunu büyük ölçüde bloke ederek dünya piyasalarını sarstı.

ABD ordusu da 13 Nisan'dan bu yana İran limanlarını abluka altına aldı ve 61 ticarî gemiyi geri çevirdiğini, dördünü ise etkisiz hale getirdiğini açıkladı; Cuma günü, ablukayı kırmaya çalıştıklarını söylediği iki İran petrol tankerine saldırdı. İran İnkılab Muhafızları ise, İran petrol tankerlerine veya ticarî gemilerine yapılacak herhangi bir saldırının, bölgedeki ABD üslerine ve düşman gemilerine "ağır bir saldırı" ile karşılık bulacağını belirtti.

Müzakerelerdeki bir diğer tıkanma noktası ise, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu..

BM nükleer ajansı, İran'ın %60 saflığa kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramdan fazla uranyumu olduğunu, bunun da silah yapımında kullanılacak seviyeye teknik olarak çok yakın olduğunu belirtiyor. İran askerî sözcüsü ise, güçlerin uranyum depolanan tesisleri korumak için "tam teyakkuzda" olduğunu söyledi.

*

İsrail Başbakanı Netanyahu ise, dün CBS'de yayınlanan röportajında, savaşın bitmediğini, çünkü zenginleştirilmiş uranyumun İran'dan çıkarılması gerektiğini söyledi. Netanyahu, "Trump bana 'Oraya girmek istiyorum' dedi ve bence bu fizikî olarak yapılabilir" dedi.

*

Bu gelişmeler içinde,Rusya Devlet Başkanı Putin, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, 'Moskova'nın İran'dan zenginleştirilmiş uranyum alarak uzlaşma görüşmelerine yardımcı olma teklifi'nin hâlâ geçerli olduğunu söyledi.

İran temsilcisinin sosyal medyada yaptığı açıklamada, "Fransız ve İngiliz gemilerinin veya herhangi bir başka ülkeye aid gemilerin, Hürmüz Boğazı'nda uluslararası hukuku ihlal eden yasadışı ABD eylemleriyle olası herhangi bir işbirliği için orada bulunması, silahlı kuvvetler tarafından kararlı ve derhal bir karşılıkla karşılanacaktır" dedi.

*

USA TODAY isimli internet sitesinde 8 Mayıs günü, 'Trump'ın sert tutumu İran'a baş eğdirebilir mi?' başlıklı bir yazı vardı.

Amerikan emperyalizminin oluşturduğu ve dünya kamuoyu'na tek gerçek gibi sunulan yazıda özetle şöyle deniliyordu: 'Bombaların düşmesinin üzerinden henüz altı gün geçmişken, Başkan Trump İran'daki savaşı sona erdirmek için İran'ın "şartsız teslimiyeti" olmadan barış anlaşması olmayacağını' söyledi.

Ancak, benzin fiyatlarının fırlaması, Trump'ın popülaritesinin, halk nezdindeki itibarının düşmesi ve Amerikalıların çoğunun savaşa karşı olduğunu göstermesi üzerine Trump, bir barış anlaşmasının mümkün olabileceğini de dile getirmiş ve iki ülke arasındaki en tartışmalı konuların çoğuna dair ABD teklifini değerlendirmesi üzerine, "Çabuk bitecek" tahmininde de bulundu.

İran'la yeni dönem savaşın 28 Şubat 2026 günü başlamasından bu yana Trump, 'savaşın yakında biteceğini ve İran'ın ya hızla bir barış anlaşması imzalaması, ya da yok edilmesi' gerektiğini söyleyip duruyor.. Ancak, bu tahminler hiç gerçekleşmiyor..

Trump yaptığı açıklamada, savaşı sona erdirmek için barış görüşmelerinin devam ettiğini, ancak çözüme kavuşturulmaması durumunda, İran'ın daha fazla askerî müdahaleyle, hatta nükleer silahlarla karşı karşıya kalabileceğini söyledi. (...)

Trump, İran hakkında, "Görüşmeler çok iyi gidiyor ama şunu anlamaları gerekiyor, eğer anlaşma imzalanmazsa çok acı çekecekler" dedi. Ancak, yürürlükte olan ateş-kes anlaşmasını terk etmeyeceğini de belirtti.

28 Şubat 2026'da başlayan ve ABD ve İsrail'in İran askerî ve hükümet tesislerini hedef alan "Destansı Öfke Operasyonu" diye anılan hava saldırılarıyla başlayan İran Savaşı'nın geride bıraktığı yıkım, kenarından teğet geçilecek basit bir tahribat değildi.

22 Nisan 2026'da, Lübnan'ın güneyinde, İsrail ile çatışma sırasında öldürülen Hizbullah güçlerinin cenaze töreninde, kadınlar yas tutuyor.

*

**

Hemen hemen bütün kumandanlar devlet adamları ve filozoflar, tarih boyunca bir savaşı başlatmanın bitirmekten çok daha kolay olduğunu belirtmişlerdir. Trump ve ekibi, Ortadoğu'da binlerce insanın ölümüne yol açan bir çatışmadan çıkış yolu ararken, bu teorinin ardındaki acı gerçeği yeni yeni keşfediyor gibi görünüyor.

Cenevre'de yaşayan İranlı bir vatandaş ve jeopolitik değişimleri analiz eden Bloomberg Economics'te Ortadoğu politikaları uzmanı olan Diana İsfendiarî, Trump yönetiminin savaşı sona erdirmeye ve planlandığı gibi gitmeyen, petrol fiyatlarını fırlatan Amerikan kamuoyuna aykırı olan bir çatışmadan kendini kurtarmaya çalıştığını söyledi.

*

Trump'ın savaşla ilgili ilk açıklamaları, İran'ın ABD taleplerine hızla boyun eğmemesi halinde, topyekûn yıkım tehdidini içeriyordu. Nisan ayında "Bütün bir İran medeniyeti yok olacak" tehdidinde bulunmuştu. Trump, barış anlaşmasının imzalanmaması durumunda imha söylemini sürdürüyor.

Ancak bu sert söylemler İran'ın teslim olmasına yetmedi..

"Trump'ın, İranlılara savaşı gerçekten sona erdirebilecek türden tâvizler vermeye hâlâ yanaşmayışı ve zorlamanın sonunda İran'ı ABD şartlarına göre bir anlaşma imzalamaya zorlayacağına kendisini inandırmaya devam ediyor" diyor.

Pentagon'dan yapılan açıklamaya göre ABD, Amerikan savaş gemilerine yönelik saldırılara karşılık olarak 7 Mayıs'ta İran'a hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar, üç Amerikan savaş gemisine yapılan saldırıların ardından "kendini savunma saldırıları" olarak nitelendirildi. Trump, 'ateş-kes'in devam ettiğini söylemekle birlikte, ABD'nin İran'a karşı, 'kendini savunma saldırıları' başlattığını da ifade etmek çelişkisinden kurtulamıyor.

Çatışmanın başlamasından sadece birkaç saat sonra Trump, kampanyanın amacının rejim değişikliği olduğunu ima etmişti. İran halkına yönelik mesajında, "Özgürlüğünüzün saati geldi (... ) kaderinizin kontrolünü ele geçirme ve müreffeh ve şanlı bir geleceği başlatma zamanı.." diyerek...

*

Savaş Yetkileri Yasası olarak adlandırılan federal bir yasa, askerî bir çatışmanın 60 günü aşması halinde Başkan'ın Kongre'den onay almasını şart koşuyor. Trump ise, İran'daki operasyonlara devam etmek için Kongre'nin onayına ihtiyacı olmadığını söylüyor.

Siyasî yorumcular yine de ABD ve İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinde karşılıklı ateş açmaya devam ettiği bir ortamda savaşın nasıl sona erebileceğini sorguluyor. Ayrıca, savaş boyunca defalarca değişen ABD'nin hedeflerine ulaşıldığına dair iddialar şüpheyle karşılanıyor.. Trump, askerî harekâtın başlangıcında ABD'nin amacının İran'ın nükleer silah geliştirmesini engellemek olduğunu öne sürmüştü.

*

ABD'nin açıkladığına göre, İran'ın balistik füze programı, saldırılardan ciddî şekilde zarar gördü ve operasyonel kapasitesi %60'a oranında azaldı. Ancak Amerikan dış politikasını ve uluslararası ilişkileri analiz eden Dış İlişkiler Konseyi'ne göre, İran'ın kalan nükleer tesislerini bu silahları üretmek için kullanmaya karar vermesi durumunda, yaklaşık 12 bomba yapmaya yetecek kadar nükleer malzemesi hâlâ da mevcut.

İran'ın siyasî ve askerî liderliği savaş sebebiyle büyük ölçüde zayıfladı. İran dinî lideri Ali Khameneî , çatışmanın ilk ânında ABD-İsrail ortak hava saldırısında öldürüldü. Yerine en üst yetkili yeni lider olarak oğlu Muctebâ Khameneî geçti . Saldırılarda başka siyasî ve askerî liderler de öldü, ancak liderlik değişikliklerine rağmen İran'ın iktidardaki rejimi hâlâ da başında.. Ve inşallah, İran, 50 yıla yakın bir süredir ABD tehditlerine teslim olmayan tavrını bundan sonra da korur.

Ama, anlaşılması asıl zor olan, her an bir başka manevra yapan "Trump'ı deşifre etmek.."

**