13 Nisan 2021 Salı / 1 Ramazan 1442
Gece modu

FETÖ iş adamlarını 'Maliyede adamımız var' diyerek tehdit etmiş

FETÖ'nün iş adamları yapılanmasına yönelik FİADER iddianamesinde, dernekten ayrılmak isteyen şüpheli bazı iş adamlarının 'Maliyede adamlarımız var', 'Cemaat galip gelecek, onlar sonradan görecekler' şeklinde tehdit edildiği kaydedildi.

AA30 Ağustos 2017 Çarşamba 07:00 - Güncelleme: 30 Ağustos 2017 Çarşamba 18:17
Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) iş adamları yapılanmasına yönelik faaliyet gösteren Florya İş Adamları Derneği'ne (FİADER) ilişkin soruşturma sonucunda, aralarında iş adamları ile bu şahıslardan toplanan "himmeti" zimmetine geçirdiği iddia edilen kişiyi yaralayan ve bu suça azmettiren şüphelilerin dahil olduğu 4'ü tutuklu 2'si firari 36 kişi hakkında dava açıldı.
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Ercan Devrim tarafından hazırlanan iddianamede, örgütün iş adamları yapılanmasına yönelik faaliyet gösteren FİADER adlı derneğin çalışmaları ile yine örgütün çatı kuruluşlarından Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu'na (TUSKON) ilişkin bilgiler yer alıyor.
 
FETÖ'nün yapısı ve eylemlerinin kısaca anlatıldığı iddianamede, örgütün mali yapısına ve himmetlerin nasıl ve ne şekilde toplandığına da değinilerek, bir ihbarda FETÖ/PDY faaliyetleri için FİADER üyeleri tarafından ''himmet, bağış'' adı altında para toplandığı ve toplantılar yapıldığının, söz konusu derneğin TUSKON'a bağlı olduğunun bildirilmesi üzerine soruşturma başlatıldığı kaydedildi.
 
Söz konusu adrese ve ve şahıslara yönelik arama ve inceleme çalışmalarının başladığı aktarılan iddianamede, toplanan ''himmet''leri zimmetine geçirdiği iddia edilen mağdur Volkan Savaş'ın da ifadesine yer verildi.
 
Savaş, ifadesinde FİADER'e üye olduğunu, burada tanıdığı şahıslar arasında ticaret yaptığını ve aralarında alacak verecek meselesi bulunduğunu, aldığı paralardan 500 bin doları hakkında FETÖ'den yakalama kararı bulunan Oğuz Küçükzengin'e "himmet" adı altında verdiğini iddia ederek, ''Paranın bir kısmını da ödeyemediğini, kendilerinden para alan şahısların cemaat içinde olduklarını, paraları kar payı alacakları vaadiyle verdiklerini, kendisinin de yıllardır cemaatin içinde olduğunu, bu nedenle de şüpheli Çağrı Koçak'ın vurdurtma olayını cemaat içindeki imamlardan fetva alarak yaptığına kesinlikle inandığını'' öne sürdü.
 
İddianamede, Savaş'ın Küçükçekmece'deki evine adam gönderip lüks aracına örgüt adına el konulduğu, kalan parayı ödemesi hususunda şüpheli Koçak tarafından tehdit edildiği belirtilerek, söz konusu para ödenemeyince hakkında örgüt yöneticiliğinden yakalama kararı bulunan Oğuz Küçükzengin tarafından Volkan Savaş'ın vurulması için talimat verildiği, talimatın şüpheli Çağrı Koçak tarafından ''tetikçilere'' iletildiği ve mağdur Savaş'ın 19 Şubat 2016'da baldırından ve karın boşluğundan silahla vurulduğu anlatıldı.
 
FİADER üyesi şüpheliler
İddianamede yer verilen şüpheli ve tanık beyanlarına göre, dernek üyelerinden sorumlu firari Oğuz Küçükzengin'in, ''Bu işlerin düzeleceği ve cemaatin galip geleceği" şeklinde söylemlerde bulunduğu, o dönemde FİADER'den ayrılanlar için ise "Onlar sonradan görecekler!" gibi sözler söylediği, kendisine karşı çıkanlarla bireysel temas kurup onları ikna etmeye çalıştığı ve "Şu ortamda cemaatten ayrılmanız hiç iyi olmaz!" şeklinde ifadelerinin bulunduğu belirtildi.
 
İddianamede, Küçükzengin'in yurt dışına çıkacağına ilişkin bir örgüt üyesine yazdığı mektuba da yer verilerek, söz konusu bu kişinin Konya, Hollanda ve Antalya'da da daha önce görev yaptığı, FİADER'deki bütün himmet organizasyonunu bizzat organize ettiği vurgulandı.
 
Şüphelilerden Ergün Erdoğdu'nun ifadesinin de yer aldığı iddianamede, Erdoğdu'nun ''Fetullah Gülen cemaati olarak bildiği yapıyla kendisini şüpheli Fatih Odabaşı'nın tanıştırdığını ve kendisini zaman zaman FİADER'e sohbet için çağırdığını, bu toplantılarda Oğuz Küçükzengin'in dini sohbetler yaptığını ve Fetullah Gülen'in anlatıldığını, bu toplantıların birinde Küçükzengin'in kendisine ''Sen de artık mütevellisin.'' dediğini, kendisinin bunun iyi bir şey olduğunu düşündüğünü, Küçükzengin'in kendisinden bu toplantılara tanıdığı esnaf ve iş adamlarını da getirmesini istediğini, bir keresinde maddi durumu iyi olmayan bir arkadaşını getirdiğinde Küçükzengin'in, ''Bunu neden getirdin?'' diye sorduğunu, bunun üzerine toplantılardan soğuduğunu ve bir daha kimseyi bu toplantılara davet etmediğini'' beyan ettiği kaydedildi.
 
Şüphelilerden Mahmut Yazıcı'nın iddianamede yer alan ifadesinde, Merkoteks Sanayi Ticaret AŞ. unvanlı tekstil firmasının olduğunu ve 2011-2014 yıllarında FİADER'de üyeliğinin bulunduğunu, Oğuz Küçükzengin'i burada tanıdığını, onun organizasyonunda dini sohbetlere katıldığını, bir yandan da dernek nedeniyle ticari çevresini genişlettiğini anlattı.
 
Oğuz Küçükzengin'in talebi üzerine ona "kurban" ve "burs" adı altında elden ve taksit taksit paralar verdiğini, 17-25 Aralık sürecinden sonra bu yapıdan uzaklaşmak istediğini ancak ticari işlerinden dolayı aba altından sopa gösterilip tehdit edildiğini savunan Yazıcı, "Maliyede adamlarımız var, bir şey olursa hallederiz!" diyerek, cemaatten uzaklaşmam halinde başıma gelecekleri ima ettiler, FİADER'den ayrılmak istedim ancak oyalayıp kaydımı silmediler.'' ifadelerini kullandı.
 
Daire satışından derneğe komisyon
Şüphelilerden Sönmez Aydın'ın da ifadesinde, 2011 yılında FİADER'e girdiğini ve yönetimde İnşaat Komitesi Başkanlığı da yaptığını, işinde ilerleme amaçlı derneğe üye olduğunu, aynı yıllarda "cemaat"in toplantılarına düzenli olmasa da gitmeye başladığını, bu toplantılara ilk davetleri şüpheli Mahmut Yazıcı'nın yaptığını, Oğuz Küçükzengin'in bu toplantılara hocalık yaptığını, Oğuz Küçükzengin'in önceleri din hocası görüntüsü verdiğini, sonrasında ise devletin her kademesindekilerle bağlantısı var imaj çizdiğini söyledi.
 
Başlarda "kurban" ve "zekat" adı altında kendisinin de bağışlarda bulunduğunu ancak son olaylar nedeniyle bu irtibatını kestiğini iddia eden şüpheli Aydın, FİADER kanalıyla daireler sattığını ve para kazandığını, sattığı her dairenin yaklaşık yüzde 3'üne gelecek oranda da FİADER'e bağış yaptığını, daha doğrusu derneğe komisyon verdiğini anlattı.
 
Şüphelilerden Mustafa Toptaş'ın, örgütün şifreli haberleşme programı "Bylock" kullanıcısı olduğu aktarılan iddianamede, 15 Temmuz darbe girişimi öncesi şüpheliye yönelik soruşturmadaki iletişim kayıtlarına yer verildi.
 
Toptaş'ın, 9 Nisan 2016'da E. adlı şahısla yaptığı görüşmede; ''Dört taraftan sıkıntıya girecek gibi görünüyoruz. Duyumlar var şu anda İstanbul operasyonlarıyla ilgili... Allah muhafaza, işte ciddi bir hazırlık var. Şeyi satışa çıkarmıştım ben zaten evi. Bir şekilde satmayı planlıyorum birçok şeyi elden çıkarıp şey yapacağım...Göbeğimizi kendimiz keseceğiz yani. 3-4 aylığına yurt dışına çıkma durumumuz olabilir.'' şeklinde konuştuğu; 18 Nisan 2016'da ise S. adlı şahısla olan görüşmesinde ''Abi sana zahmet benim şu anda bir çıkış durumum var, bizim çocuklara sahip çıkın, tamam inşallah.'' dediği kaydedildi.
 
''Cemaat'' ifadesini ''inşaat'' için kullanmış
Şüpheli Ahmet Uluçay da S. adlı şahısla 21 Mart 2016'da yaptığı telefon görüşmesinde; ''Şeyi değiştirdim abi, kulvarı değiştirdim, bu cemaatten çıktım. Bunlar bana bir on numara büyük abi. Ne diye sorarsan, işin başından ziyade sonunu öğrendim.'' ifadelerini kullandığı vurgulanan iddianamede, bu hususun kendisine sorulduğunda ise ''cemaat'' tabirini inşaat işinde çalışanlar için kullandığını söylediği aktarıldı.
 
İddianamede diğer şüpheliler hakkında, FİADER'deki konumları, Bank Asya hesaplarındaki artış, örgüt yöneticiliğinden hakkında dava açılan sanıklarla irtibatları ve iletişim tespit tutanakları delil olarak yer aldı.
 
Ceza istemleri
İddianamede, şüpheliler Adem Kaptan, Ahmet Çala, Ahmet Gayretli, Ahmet Uluçay, Ahmet Kasım Değerli, Alper Meral, Aytaç Erdem, Baki Köseliören, Elif Köseliören, Emin Ali Safoğlu, Ercan Sarıbıyık, Ergün Erdoğdu, Gökhan Şenoğlu, Hasan Çubukcu, Hikmet Gayretli, İmran Erdönmez, Mehmet Çetinkaya, Muhammed Yahşi, Muhammet Kasımoğlu, Muhammet Teke, Murat Toplu, Mustafa Toptaş, Naci Mustafa Can, Özgür Koç, Sami Kızılaslan, Selçuk Karakaya, Selim Nakiboğlu, Sönmez Aydın ile "mağdur-şüpheli" sıfatıyla yer alan Mahmut Yazıcı hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası isteniyor.
 
İddianamede, mağdur Volkan Savaş'ın vurulması talimatını ilettiği belirtilen şüpheli Çağrı Koçak'ın, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''kasten yaralamak'' ve ''silahla tehdit ettirmeye azmettirme'' suçlarından 12 yıldan 26,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
 
Savaş'ın vurulmasına ilişkin azmettirildiği iddia edilen şüpheli Turgay Yazıcı ve firari şüpheli Engin Açar'ın, ''nitelikli yağma'' ve ''ateşli silahlar kanununa muhalefet'' suçlarından 21 yıldan 33 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, eyleme katılan diğer şüpheliler Erdoğan Demir ve Zülfükar Zirek'in ''nitelikli yağma'' suçundan 20 yıldan 30 yıla kadar, şüpheliler Metin Ergül ve Tarık Tanrıverdi'nin ''silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek'' suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezalarına çarptırılmaları öngörülüyor.
 
İddianame, Başsavcılıkça onaylandıktan sonra gönderildiği İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Şüpheliler, gelecek günlerde hakim karşısına çıkacak.